KONUŞMA EĞİTİMİ VE ÖZ GÜVEN
2006 - I Belleten 177
KONUŞMA EĞİTİMİ VE ÖZ GÜVEN
8
Murat ÖZBAY*
Özet
İletişimin temel aracı sayılan dil becerileri eğitimle geliştirilebilir. Bu becerilerden biri olan konuşma, duygu ve düşünceleri aktarmanın en önemli vasıtalarından biridir. Gerek konuşma becerisinin gerekse öz güvenin gelişimi birbirini destekleyen bir
özellik gösterir. Konuşma becerisi ve öz güvenin geliştirilmesi eğitim çağındaki çocukların olumlu bir kişilik ve iletişim becerileri kazanmalarına yardım eder. Konuşma
becerisi ve öz güvenin geliştirilmesi sağlıklı bir iletişimi de beraberinde getirecektir.
Anahtar Kelimeler: İletişim, beceri, Türkçe öğretimi, konuşma eğitimi, öz güven.
Abstract
SPEAKING EDUCATION AND SELF CONFIDENCE
Language is the basic mean of communication and it can be developed
through education. Speaking is one of the language skills and important mean
to transfer thoughts and feelings. Development of self confidence and speaking skills support each other. In addition, improvement of speaking skills
and self confidence influences communication skills and characters of school
age children. Development of speaking skills and self confidence will result in
healthy communication.
Key words: Communication, skill, Turkish teaching, speaking education,
self confidence.
Giriş
İnsanın duygu, düşünce, istek ve hayallerini “konuşma” ile anlatabilmesi,
başkalarıyla anlaşabilmesi iletişimin temelini oluşturur. “Her anlaşmanın içinde bir iletişim vardır. Bir duygunun, düşüncenin, hayalin başkalarına aktarılması, kelimelerin anlamlı birlikler hâline getirilmesi ile mümkündür. Kelimelerin
∗
Prof. Dr., Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü mozbay@gazi.edu.tr
178 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
anlamlı birlikler hâlinde başka insanlara duygu, düşünce ve hayal taşımasına
iletişim diyoruz.”1
Deneyimlerin nesilden nesile aktarılmasına imkân veren,
insanın çevresiyle uyum içerisinde yaşamasını sağlamada en etkili iletişim
aracı olan konuşma, çocuklarımıza çok iyi kazandırılması gereken önemli bir
dil becerisidir. “Konuşma, insanın kendini ifade etmesi açısından çok önemli
olduğu gibi, Türkçe öğretiminin de temelini oluşturmaktadır. Çünkü konuşma,
okuma yazma gibi iki önemli faaliyetin de çıkış noktasıdır. Birey hayatının olduğu gibi toplum hayatının da hemen hemen her alanında konuşma, hayatî bir
önem taşımaktadır.”2
Bu sebeple, iletişim çağının gerektirdiği bütün konuşma
tür ve şekilleri temel eğitim düzeyindeki öğrencilere kazandırılmalıdır.
İnsanın başarılı bir şekilde kendisini ifade edebilmesi için yeterli düzeyde
öz güvene de sahip olması gereklidir. Bazı insanlar fikir zenginliğine sahip
oldukları halde bunları konuşarak başkalarına anlatamazlar. Pek çok kişinin
böyle davranmasının sebebi, konuşacaklarının sıradan ve duruma uygun düşmeyecek bir şey olması endişesidir. Bir bakıma kendine güvensizliktir.
İnsan sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılı bir hayat ister, bütün çabalarını bu
isteklerini gerçekleştirmek için harcar. Böyle bir hayatta sahip olduğu kişilik
özellikleri, onun ruhsal durumunu da yansıtır.. Bu nedenle, insanın mutluluğu,
huzuru ve başarısında çok önemli bir rol oynadığı için psikolojik araştırmaların çoğu öz güven duygusu ile ilgilidir.
Öz Güven Nedir?
Türkçe Sözlük, öz güven kavramını “İnsanın kendine güven duygusu”3
olarak tanımlarken Coopersmith, aynı kavram için “Kişinin tavır ve davranışlarını belirleyen kendi hakkındaki değerlendirmeleridir.”4
demektedir. Bir
başka araştırmacıya göre de “Öz güven kişinin kendisini değerlendirmesi ve
kendisinden memnun olup olmaması sonucu oluşan öznel bir olgudur.”5
Bir
kimlik oluşturma ve buna değer biçme, insanı diğer canlılardan ayıran en
önemli özelliklerden biridir. Kişi kim olduğunu tanımlayabilir ve bu kimliği
beğenip beğenmediğine karar verebilir. İşte öz güven, insanın bu yargılama
yeteneğini kapsar. Öz güven, kişinin kendini tanıması, değerinin bilincinde
olması, “başarma ve yapabilme” duygusudur.
İnsan, öz değerlendirme sonucunda olumlu duygulara sahipse, kendinden
memnunsa, olumlu bir benlik geliştirmişse öz güven sahibi demektir. İnsanın
1
S. Tural; Edebiyat Bilimine Katkılar, Ecdâd Yayınları, Ankara, 1993, s. 9. 2
F. Temizyürek; Türkçe Öğretiminde Konuşma Eğitiminin Yeri ve Önemi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü,
XII. Eğitim Bilimleri Kongresi,C. IV, Ankara, 2004, s. 2769-2784. 3
TDK; Türkçe Sözlük, Ankara, 2005. 4
Aktaran: O. Soner; Aile Uyumu, Öğrenci Öz Güveni ve Akademik Başarı Arasındaki İlişkiler, Marmara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul, 1995, s. 24. 5
Age, s. 24.
2006 - I Belleten 179
Murat ÖZBAY*
bakış açısına yön veren, davranışlarını biçimlendiren şey; ihtiyaçları ve motivasyonlarıdır. İhtiyaçlar, beklenti ve algılama biçimimizi, davranışlarımızı
etkilemektedir. Herkesin kendine güven duyma ve kendini sevmeye ihtiyacı
olduğuna göre, bu en önemli ihtiyacı duyan kişi olayları bu doğrultuda yorumlamakta ve davranışlarına yön vermektedir. Bireyin öz güven duygusuna sahip
olması veya olmaması, davranışlarına yansımaktadır. Öz güven duygusuna sahip bireyler, davranış şekilleri ile diğer bireylerden ayrılmaktadırlar.
Gael Lindenfield6
, iç ve dış özgüven olmak üzere birbirini tamamlayan iki
öz güvenin varlığından bahseder. İç öz güven kendimizden memnun ve kendimizle barışık olduğumuza dair inancımız ve bu konuda hissettiklerimizi, dış öz
güven ise dışarıya kendimizden emin olduğumuz şeklinde verdiğimiz görüntü
ve davranışları temsil etmektedir. İç ve dış öz güven birbirini tamamladıkları
için kendilerinde birtakım eksiklikler olsa bile, birlikte güçlü ve etkin bir bütün oluşturmaktadırlar. İç öz güvenleri sağlam olan insanlarda şu önemli dört
özellik bulunmaktadır: Kendini sevme, kendini tanıma, kendine açık hedefler
koyma, pozitif düşünme… Sevebilme, güvenme, yaratıcılık ve kendini ifade
edebilme özellikleri öz güvenin yansımalarıdır.
Öz güvene sahip insanlar kendilerini severler ve bu, kendine özen gösterme şeklinde dışarı yansır. Bu insanlar fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına değer
verirler, haklarını savunurlar, ihtiyaçları nedeniyle suçluluk duygularına kapılmazlar. Övgü almayı, ödüllendirmeyi açık olarak isteyebilirler. Başarılarını ve
mutluluklarını engelleyecek şeylerden kaçınırlar.7
Kendine güvenen insanlar aynı zamanda kendilerini iyi tanırlar. Kendini tanıyan insanlar güçlü yönlerinin farkındadırlar ve potansiyellerini kullanabilirler. Zayıf noktalarını bilirler ve kendilerini başarısızlığa karşı korurlar. “Kendi
davranış biçimlerinin, beklentilerinin, amaçlarının ve duygularının farkında
olmak, öz güvene sahip olmak için önemli ölçülerdir. Beğenilen ve beğenilmeyen kişilik özellikleri ile kendi hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, kişi
kendisi hakkında olumlu değerlendirmeler yapabilmelidir.”8
Kişinin kendini
olumlu değerlendirmesi demek, olumlu özelliklerini ön plana çıkarma, olumlu
özelliklerini dile getirme şeklinde anlaşılmamalıdır. Aksine bu özellikler öz
güvenin değil, öz güven eksikliğinin belirtileridir. Öz güvene sahip kişi kendini övmez, buna gerek duymaz. Öz güvene sahip kişi gücünü de, bu gücün
sınırlarını da iyi bilir. Sağlıklı bir öz güveni olan kişinin kendine bakışı ile
kendi hakkındaki gerçek düşünceleri uyumludur. Kendini başkalarıyla karşılaştırmaz. Kendinden mükemmel olmayı beklemez, bütün iyi özelliklere sahip
olmak gibi bir kaygısı yoktur.9
6
Age, s.10.
7
Age, s.10.
8 İ. Kasatura; Kişilik ve Öz Güven, Evrim Yayın Evi, Ankara, 1998, s. 210. 9
R. Fleming; “Çocukta Öz Güveni Geliştirmek”, (Çev. Neşe Bilgin), Türk Hemşireler Dergisi, 1981, S. 31, 54-57.
180 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
Öz güven sahibi insanların her zaman belli hedefleri vardır. Bunlar, kendilerine başarabilecekleri hedefler belirlerler. Sürekli olarak başarma niyet ve
arzuları vardır. Hedeflerine ulaşmak için hiçbir sorumluluğu üzerlerine almaktan, hiçbir zorluğa katlanmaktan çekinmezler. Başarmak için yeni yöntem ve
teknikleri denerler. Yeni düşüncelere ve deneyimlere açık olup girişken davranışlar sergilerler.
Öz Güven ve Konuşma Becerisinin Geliştirilmesi
Konuşma becerisinin gelişimi ile öz güven gelişimi büyük bir paralellik
göstermektedir. Öz güven gelişimi konuşma becerisinin gelişimine, konuşma
becerisinin gelişimi de öz güven gelişimine katkı sağlar. Etkili ve olumlu bir
kişilik oluşturmak, iyi bir konuşma eğitimi ile mümkündür. Konuşma eğitimi
öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini kolaylaştıracağı gibi, insan ilişkilerinde de başarılı olmalarını sağlar. Öğrencilerin dil sayesinde sürdüreceği sağlıklı
ilişkiler, kendilerine olan güvenlerini artırır. “Doğru ve güzel konuşmanın kişilik gelişimiyle de çok yakın ilgisi vardır. Bundan dolayı öğretmen, her şeyden önce öğrencilerin konuşma becerisini geliştirmelidir. Çünkü hem öğrenci
başarısı için, hem de sağlıklı kişilik gelişimi için bu gereklidir.” 10
Temel Eğitim Okulları Türkçe Eğitim Programı’nda11 öğrencilerin Türkçeyi doğru olarak bilinçle ve güvenle kullanmayı alışkanlık hâline getirmelerinin
en etkili yolu olarak derslerde öğrencilere sık sık düşüncelerini anlatma imkân
ve şartlarını sağlamak olduğu belirtilmiştir. Öğretmen, öğrencileri bir sistem
içinde ve kendi seçeceği konularda ne kadar çok konuşturur ve bu etkinlikler
üzerinde ne kadar çok düşündürür, onların eleştiri yapmalarını sağlarsa, olumlu sonuç almayı o kadar kolaylaştırmış olur.
2005 yılında yayımlanan İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı ve
Kılavuzu’nda (6., 7., 8. Sınıflar) öz güvenin önemine daha fazla yer verildiği
söylenebilir. Programın “Giriş” bölümündeki açıklamalarda; Türkçe öğretiminin temel amaçları verilmiştir: “Öğrencilerin edindikleri birikimler üzerine
yenilerini inşa etmeleri, karşılaştıkları sorunlara alternatif ve yaratıcı çözümler
üretmeleri, bir grup içerisinde beraber çalışma bilinç ve cesaretine ulaşmaları, üretme ve tartışma etkinliklerine katılmaları, farklı araştırma yöntem ve
tekniklerini kullanmaları, olay ve durumları kendi deneyimlerinden hareketle
doğru olarak anlamaları, disiplinler arası bir bakış kazanmaları Türkçe Dersi
Öğretim Programı’nın temel amaçlarını oluşturmaktadır.”12
10 C. Kavcar, F. Oğuzkan, S. Sever; Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin Türkçe Öğretimi, Engin Yayınevi, Ankara,1995, s. 58. 11 MEB; Temel Eğitim Okulları Türkçe Eğitim Programı, Tebliğler Dergisi, S. 2098, s. 23-56. 12 MEB; İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu (6,7,8. Sınıflar), Ankara, 2005, s. 2.
2006 - I Belleten 181
Murat ÖZBAY*
Öğrencilerin edindikleri birikimlere yenilerini eklemeleri, problem çözme
becerilerine sahip olmaları, grupla beraber çalışabilmeleri, üretici ve araştırıcı
olmaları, tartışabilmeleri, doğru anlama becerisine sahip olmaları öğrencilerde
öz güvenin gelişim düzeyine bağlıdır. Ayrıca bu programın genel amaçlardan
biri olan, öğrencilerin yapıcı, yaratıcı, akılcı, eleştirel ve doğru düşünme yollarını öğrenmeleri, bunları bir alışkanlık hâline getirmeleri de öğrencinin öz
güveni ile paralel olarak gerçekleşmektedir. Bu programla ulaşılması beklenen
temel beceriler ise şöyle belirtilmektedir:
• Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma
• Eleştirel düşünme
• Yaratıcı düşünme
• İletişim kurma
• Problem çözme
• Araştırma
• Karar verme
• Bilgi teknolojilerini kullanma
• Girişimcilik
• Kişisel ve sosyal değerlere önem verme
• Estetik zevk kazanma
• Millî, manevî ve evrensel değerlere duyarlı olma.13
Bu becerilerden eleştirel ve yaratıcı düşünme, girişimci olma, çevre ile iyi
ilişkiler kurma, problem çözme, karar verme gibi özellikler öz güvene sahip
bireylerin niteliklerindendir. Özellikle girişimci bir kişiliğe sahip olmak, doğrudan öz güveni simgelemektedir. Türkçe öğretimi, bu niteliklere sahip öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyorsa onlara dil becerilerinin gelişimi esnasında
öz güven kazandırmayı da görev edinmelidir. İlköğretim Türkçe Dersi (6.-8.
Sınıflar) Öğretim Programı’nda14 konuşma becerisinin geliştirilmesiyle; öğrencilerin Türkçenin estetik zevkine vararak ve zengin söz varlığından faydalanarak kendilerini doğru ve rahat ifade edebilmeleri, sosyal hayatta karşılaşacakları sorunları konuşarak çözebilmeleri, yorumlayıp değerlendirebilmeleri
amaçlanmaktadır. Konuşma becerisine yönelik olarak, “hazırlık yapma, sesini
ve beden dilini etkili kullanma, konuşurken çok yönlü iletişim araçlarından
ve materyallerden yararlanma, konuşma kurallarını uygulama, kendini sözlü
13 Age., s. 5.
14 Age., s. 6.
182 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
olarak ifade etme, kendi konuşmasını değerlendirme ve konuşma becerisini
geliştirme” amaçlarına yönelik kazanımlara yer verilmiştir.
Kendisini başarılı bir şekilde ifade edebilen birey öz güven kazanır.
Demirel,15 konuşma eğitiminin amaçlarından birinin kendine güven kazanmak
olduğunu belirtmiştir. Konuşma esnasında zihin sürekli çalışır. Söylenecek
düşünceyi belirler, cümleleri hazırlar, söyledikleri arasında ilgi kurar, neden
sonuç ilişkisine bakar, nesnelerin ve kavramların karşılığı olan kelime ve kelime gruplarını bulur. Eğer konuşan kişi heyecanlı ise zihin, düşünme sırasını
izleyememekte ve dağınık bir konuşma meydana gelmektedir. Bu dağınıklık
da kendine güvensizliğin belirtilerindendir. Konuşmada kendine güven, dağınıklıktan kurtulmak için temel şartlardandır.
Kendine güvensizlik bireyde kaygıya yol açmakta, bu da öğrencinin kendini ifade edebilmesini engellemektedir. Yapılan bir araştırmada, sözel davranışları gerektiren işlerde kaygının başarısızlığı artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.16
Kişinin öz güveni tam değilse, öz güvenini tehlikeye düşürebilecek kaygı yaratan durumlardan kaçınır. Bu durumlardan kaçınması öğrenciyi dil becerilerini geliştirecek Türkçe dersindeki etkinliklerden alıkoyar. Bu sonuç, özellikle
bir ifade ve beceri dersi olan Türkçe dersi için önemlidir. Bu durum mutlaka
göz önüne alınmalı ve dersin amaçlarına ulaşabilmesi için olumsuz faktör olan
öz güven problemleri çözüme ulaştırılmalıdır.
Konuşma becerisinin gelişimi için öğrencinin öz güven gelişiminin gözetildiği bir sınıf ortamı, öğretmenin amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracaktır.
Konuşma becerisinin ve öz güvenin gelişimi için oluşturulacak sınıf ortamında
öğretmenin özellikleri önemli rol oynar. Öğretmen öğrencilere birey gözüyle bakabilmeli, öğrenciyi dikkate almalıdır. Öğrenci kendisine nasıl bakılırsa
kendini öyle algılar. Öğretmen çocukla iletişiminde onun kişiliğine saygı gösterirse, çocuk kendini bir değer olarak görmeye başlar. Kendi gözünde böyle
bir değere sahip olan kişinin başkalarıyla ilişkileri de sağlıklı olacaktır. Kendine ve başkalarına güveni artan çocuk, rahat bir ortamda kendini ifade edebilir.
Böyle bir ortam, hem kendine güven hem de konuşma becerisinin gelişmesi
için uygundur.
Dil becerileri uygulama yoluyla kazandırılır. Bu nedenle derslerde öğrencilere bol bol konuşma alıştırması yaptırılmalıdır. İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda (6, 7, 8. Sınıflar)17 öğretmenin konuşma etkinliklerinde
öğrencilerin her birinin ayrı ayrı söz almalarını sağlayarak onları bu çalışmalara katması gerektiği belirtilmiştir. Öğrencilerin sınıfta rahatça konuşabilmeleri
15 Ö. Demirel; İlköğretim Okullarında Türkçe Öğretimi, MEB Yayınları, İstanbul, 1999, s. 47. 16 N. Öner; Kaygı ve Başarı, Hacettepe Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, 1972, S. 2, s. 151-163. 17 MEB; Age., s. 7.
2006 - I Belleten 183
Murat ÖZBAY*
için gerekli ortam sağlanırsa öğrenciler bu becerilerini kullanır ve geliştirirler.
Bu programda öğrencilerin kendilerini rahat hissedebileceği bir ortam oluşturulması gereğinden de söz edilmiştir. Öğrencilerin sınıfta konuşabilmeleri
için onlara cesaret ve öz güven kazandıran bir ortama ihtiyaçları vardır. Öğretmenin konuşma becerisinin gelişimi için öğrencileri iletişim kurmaya ve
bu iletişimi genişletmeye davet etmesi, iletişim ortamının zenginleşmesi için
cesaretlendirmesi, öğrencilere kendine güven kazandırması gerekir.
Çocukların çoğu, sınıfın kalabalık bir ortam oluşu nedeniyle konuşmaktan
çekinir, konuşurken kızarır, heyecanlanır, akıcı bir şekilde konuşmasını sürdüremez. Bu, içe dönük ve kendine güvensiz çocuklarda sıkça görülen bir problemdir. Aslında öğrencilerin birçoğunda eksik olan şey, söyleme gücü değil,
kalabalıkta konuşma alışkanlığıdır. Buna alıştırmak için, öğrencinin kendisine
güven kazanmasını sağlamak zorunludur. Bu cesareti kazandırmak, öğretmenin de işini kolaylaştırmakta, amaçlarına kolay yoldan ulaşmasını sağlamaktadır.
Çocuklar çoğu zaman duyguları konusunda şüpheye düşerler ve bunları
ifade etmek istemezler. Kendi duygu ve düşüncelerine güvenemezler. Çünkü
çocuğun çevresinde bulunan bazı yetişkinler, çocuğa duygularının önemsiz,
kendine ve başkalarına zarar verici, gerçeklerden uzak, anlaşılmaz olduğunu ima edebilirler. Çocukların duygularını yaşamalarını bu şekilde önlemek
onların kendilerine olan güvenlerine etkisi uzun sürecek zararlar verebilir.18
Duyguların ve kendine güvenin zarar görmesi dil gelişimini de olumsuz etkiler. Çocukların duygularını yaşayabilecekleri rahat bir ortam oluşturulması ve
duygularını açıklamaları için cesaretlendirilmeleri çocuğun öz güvenini geliştirmektedir. Öğretmen öğrencilere sık sık duygu ve düşüncelerini sormalı, öğrencilerin duygu ve düşüncelerini önemsemeli, dikkate almalıdır. Kendi görüş
ve düşüncelerine değer verilen, sayılan, belirli sınırlar içinde özgür bir birey
olarak algılanan çocuğun öz güveni de yüksek olmaktadır.19
Öğretmenin açık fikirli ve hoşgörülü olması öz güvenin ve konuşma becerilerinin gelişimi için rahat bir sınıf ortamı yaratmada, öğrencileri konuşmak için
cesaretlendirmede etkili özelliklerdir. Öğrencinin cesaretini kırma, güvensizlik, aşırı eleştiri, dogmatik ve katı olma gibi öğretmen özellikleri öğrencilerde
öz güveni, yaratıcılığı ve dil becerilerinin gelişimi engeller. Çocuğun düşüncelerini rahatça açıklayamadığı, açıkladığında ise baskı ve alayla karşılaştığı
ortamlarda öğrenciler konuşma isteği göstermemekte, kendilerini ifade etmekten vazgeçmektedirler. Öğrenci utanma, başarısızlıktan korkma, eleştirilme,
gülünç olma, küçük düşme, cezalandırılma kaygılarından kurtarılmalıdır.
18 Aktaran: Soner; Age., s. 134.
19 E.P. Onur; “Çocuklarda Öz Güven ve Ön Koşulları”, Ulusal Psikoloji Kongresi, Psikologlar Derneği Yayınları, Ankara,
1984, s. 92.
184 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
Öğretmenin sınıfta rahat bir ortam oluşturması, öğrencilerin iyi davranışlarını yakalamaya çalışan bir tutum içerisinde olması öğrencilerin de aynı tutum
içerisine girmesini sağlayacaktır. Bazen sınıfta öğrencilerin birbirlerine karşı
tavırları da öz güveni zedeleyebilmektedir. Bu durumda öğrenci etkinliklere
katılmak istemez ve içine kapanır. Öğretmen her konuda onları cesaretlendirmeli ve sınıfta öğrencilerin birbirlerini alaylı bir biçimde eleştirmelerini engellemelidir. Sınıf ortamının arkadaşlıkları çoğaltıcı, farklı etkinlikler için farklı
gruplarda yer almayı teşvik edici olması öğrenciler arası olumsuz tutumları
azaltır, öğrenciyi rahatlatır.20
Günümüzde ailenin ve eğitim sistemlerinin çocukların dil gelişimine büyük etkide bulunduğu bilinmektedir. Aile bireylerinin birbirleri ile diyaloglarının olmaması, kuralların, yasakların ve cezaların çokluğu, büyüklerin
yanında çocukların susturulması, her davranışın göz hapsinde tutulması ve
devamlı ne yapılması gerektiğinin hatırlatılması, çocuklara isteksiz ve olumsuz bir tavır takınılması bu etkileşimde sakıncalı noktalardır ve çocuğun dil
gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.21 Öğretmen, çocuğun dil gelişiminin
her aşamasını bilmeli, olumsuz yönlere müdahale edebilmelidir. Bu konuda
aileleri de bilinçlendirebilir ve öğrencilerin konuşma ve öz güven gelişimlerini etkileyen olumsuz faktörleri azaltabilir. Konuşma eğitiminin temeli küçük
çocuklukta yatar. Okulda yapılabilecek olan, bu temeli, yanlışları düzelterek
sağlamlaştırmak ve üzerine bir şeyler katmaktır. Bunun için de öğretmenlerin
konuşma gelişiminin her evresini bilmeleri gerekir.
Daha bebeklikten başlayarak konuşmaya teşvik edilen, konuştukça ödüllendirilen, sorduğu sorulara cevaplar verilen, sabırla dinlenen çocuklar konuşmaktan korkmazlar, kendilerine güvenirler ve cesaretli olurlar. Konuşmak
istediğinde susturulmuş, suçlanmış, arkadaş ortamına girememiş çocuklar
okullarda sessiz, konuşmaktan çekinen, kekeleyen, duraklayan çocuklar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu konuda öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Ailenin yanlış eğitiminden kaynaklanan olumsuzluklar, konuşma
eğitimi ile düzeltilmelidir.
Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini sınıfta rahat bir şekilde anlatmalarında, dili etkili bir şekilde kullanmalarında kelime hazinelerinin zenginliği
de önemli yer tutmaktadır. Herhangi bir kelimeyi bilmek, o kelimeyi doğru
seslendirmek, doğru yazmak, konuşurken ve yazarken yerinde ve güvenle kullanmak, okuduğunda ya da duyduğunda ne ifade ettiğini anlamak demektir.
Duygu ve düşüncelerin kelimelere dökülmesi zordur. Çocukların duygu ve düşüncelerini etraflarındaki insanların anlayabileceği bir dille ifade edebilmeleri
20 H. Başar; Sınıf Yönetimi, MEB Yayınları, İstanbul, 1999, s. 70. 21 F. Ataç; İnsan Yaşamında Psikolojik Gelişme, Beta Yayınları, İstanbul, 1991, s. 246.
2006 - I Belleten 185
Murat ÖZBAY*
için duygu ve düşüncelerini tanımlayacak kelime bilgisine sahip olabilmeleri
de gerekir.
Kelime dağarcığının zenginliği insan ilişkileri ve öğrenme başarısı bakımından öğrencilere belli bir üstünlük sağlar. Düşünce ve duygularını uygun
kelimelerle anlatan kimseler başkalarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurabilirler. 22
Bu sebeple, öğrencilerin duygu ve düşüncelerini anlatabilecekleri kelime dağarcığına sahip olabilmeleri için Türkçe dersinin her faaliyetinde öğrencilerin
kelime dağarcıklarını ifadeye dönük olarak zenginleştirmek lazımdır.
Öğrenciler konuşurken öğretmenin tepkileri onların konuşma becerilerinin
gelişimi için sahip olmaları gereken öz güven üzerinde etkili olmaktadır. Sözlü
iletişimde genellikle konuşan ve dinleyen yüz yüzedir. Konuşmacı dinleyenin
tepkisini anında görebilir. Dinleyenin tepkileri konuşmanın başarısı için önemlidir. Konuşanın konuşma isteği, öz güveni bu tepkilerin kontrolü altındadır.
Öğrenci, düşüncelerini söylerken veya bir soruyu cevaplarken söylediği
şeyler yanlış bile olsa dinlenilmesi gerekmektedir. Öğretmenin bu davranışı
öğrenciyi cesaretlendirir ve öğretmen tarafından kendisine saygı duyulduğunu
hissetmesine yardımcı olur. Öğretmenin öğrenciyi sabırla dinlemesi öğrenciye
“Sen dinlenilmeye değersin.” mesajını verir. Öğrencinin kendine verdiği değeri artırmada öğrenciyi sabırla dinlemek etkilidir. Çünkü her insan söylemeye
değer bir şeyi olduğunu düşünmekten hoşlanmaktadır.
Öğretmenin öğrenciye kendine güven verecek, konuşmak için cesaretlendirecek tarzda dinleyebilmesi için bazı dinleme türlerinden yararlanması gerekir.
Okulda öğretmenle öğrenci arasında yapılan konuşmalarda katılımlı dinleme,
yani konuşmacıya onu dinlediğimizi, söylediklerine değer verdiğimizi hissettirmeye çalışarak dinleme gerçekleşmelidir. Bu dinleme türünde öğretmen ile
öğrenci yüz yüze olmalı, dinlerken başka bir işle uğraşmamalı, dinleyici zaman zaman konuşmacının söylediklerini kendi yorumu ile sözlü olarak ifade
etmelidir. Her şeyden önce yetişkin, çocuğu dinlemeye hazır olmalıdır. Eğer
yetişkin, çocuğu dinlemeye hazır değilse bunu çocuğa açıklamalı ve konuşmayı ertelemelidir. Bu davranış çocuğu dinlemeyip dinliyor gözükmekten,
çocuğu dinlerken çocuğun öz güvenine zarar verecek davranışlar sergilemekten daha iyidir. Öğrencilerin öğretmenler tarafından anlaşıldığını, kabul edildiğini, ilgilenildiğini hissetmelerinin, onların ruh sağlığına da olumlu etkileri
vardır. Öğretmenlerin, etkin dinleme esnasında öğrencileri anladığını gösteren
davranışları; öğrencileri duygu ve düşüncelerini daha sık yansıtabilmeleri için
cesaretlendirir.
22 C. Kavcar, F. Oğuzkan, S. Sever; Age., s. 6.
186 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
Mckay, yetişkinlerin çocuğun duygularını reddetmelerine neden olan beş
tepkiden söz etmektedir: Duyguların varlığını reddetmek, çocuğun nasıl hissetmesi gerektiğini söylemek, çocuğu başkalarıyla kıyaslamak, alayla karşılık
vermek, tehdit ve cezaya başvurmak.23 Çocukların gerçek duygularını rahatça
ifade etmesini sağlamak gerekir. Çocuklar duygularından dolayı eleştirilmemelidir. Etkin dinleme kullanıldığında öğrencinin duygularını içtenlikle ifade
etmesi sağlanabilir. Etkin olarak dinleme, dinlenilen insana, insan olarak saygı
duyulduğunu ve konuşanın söylediklerine önem verildiğini gösterir. Konuşanın kendisine saygısını artırmak, güvenli bir ortam oluşturmak ve konuşanın
rahatça duygu ve düşüncelerini ifade etmesi için öğretmenin etkin dinleme
becerilerini geliştirmesi gerekir.
Öğrencinin bahsettiği konunun öğretmen tarafından, öğrencinin konuşması
bittikten sonra özetlenmesi iletişimi kolaylaştıran etkenlerden biridir. Bu yaklaşım, öğrencinin düşüncelerinin öğretmen tarafından doğru anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmeye, düşüncelerin daha da belirginleşmesine, söylenenlerin bağlanmasına ve diğer öğrencilerin konuşan öğrenciyi daha iyi anlamasına
yardımcı olur. Ayrıca öğretmenin, öğrencinin düşüncelerini anlamaya çalıştığı
mesajını konuşana iletir.
Öğrenci konuşurken öğretmen asgari düzeyde konuşmalı ve öğrenciyi konuşmaya sevk etmelidir. Sözü sık sık kesilerek konuşması sırasında devamlı
yönlendirilen bir öğrenci, kendi başına konuşamayacağını düşünür ve karşısındakinin tepkisini devamlı ölçmeye kalkışır. Konuşmanın sık sık bölünmesinden dolayı iletişimin engellenmesinin, özellikle kendine güvensiz öğrenciler üzerinde olumsuz etkileri vardır.24 Bu öğrencilerin konuşma esnasında
kendilerine güven geliştirmeleri bu yolla sağlanamaz. Öğrencinin sözü sık sık
kesildiğinde öğrenci duygu ve düşüncelerini açıkça, dinlenildiğinden ve kendi
düşüncelerine değer verildiğinden emin olarak aktaramaz. Bu nedenle öğretmen, öğrencilerin konuşmalarına sık sık müdahale etmemelidir. İyi ve düzgün
konuşmayan, öğrencilere söz hakkı vermeyen ya da onların konuşmalarına sık
sık müdahale eden öğretmen, öğrencilerine iyi bir konuşma becerisi kazandıramaz.
Konuşma eğitimi sırasında öğrencilerin konuşmaları için öğretmenin uygulayacağı ödül-ceza düzenlemesi, öğrencilerin konuşma becerilerinin ve öz
güvenlerinin gelişiminde belirleyici bir rol oynamaktadır. Öğrencilerin anlatımları üzerinde eleştiriler yapılırken çok dikkat edilmelidir. Öğretmen bunu
yaparken bu tür çalışmalara ilgi uyandırma, sevdirme, cesaretlendirme görevini asla ihmal etmemelidir. Öğrencilerin yerinde bir kelime kullanma, konu23 M. Mckay; Öz Güven Yaratılması ve Korunması (Çev. A. Tatlıer), Epsilon Yayınları, İstanbul, 1998, s. 332. 24 Başar; Age., s. 69.
2006 - I Belleten 187
Murat ÖZBAY*
şurken sesinin tonunu iyi ayarlama gibi çabaları öğretmenler tarafından takdir
edilmelidir. Öğrencinin başarısız bir sözlü anlatımı hoş görülerek olumlu yanı
görülmeye çalışılırsa yeni anlatım girişimleri desteklenmiş olur, aksi hâlde öğrencinin tekrar konuşma isteği göstermesi zorlaşır.25 Bu da öğrencinin konuşma becerisinin gelişimi için olumsuz bir durumdur.
Özellikle kendine güvensiz öğrencilerin sınıfta ilk konuşma girişimlerinde
eleştirilmeleri bir daha aynı girişimde bulunmalarını engeller. Öğretmen bu
öğrencilerin konuşmalarındaki yanlışları görmezden gelmeli, bu öğrenciler
sınıf içinde konuşma cesareti gösterdikleri, konuşmayı denedikleri için onaylanmalıdırlar. “Çocuğun ilk girişiminde elde ettiği sonuçtan çok bunu deneme
arzusunu takdir etmek, öz güvenini olumlu etkileyecektir.”26 Bu tür öğrenciler
sınıfta konuşmanın korkulacak bir şey olmadığını bu tutumla görürlerse, konuşma isteğini daha çok duyarlar. Bu öğrencilerin öz güvenleri bu yolla gelişme gösterdiğinde konuşmalarındaki yanlışları düzeltmek daha kolay olacaktır.
Özellikle ilk yıllarda çocukların alıştıkları gibi konuşmalarına karışılmamalıdır. Yoksa çocuk çekinir, konuşmaktan kaçınır. Bu da onun kendi kabuğuna
çekilmesi, sınıfın eğitim-öğretim etkinliklerine katılmaması, sonuç olarak konuşma becerisini geliştirememesi demektir. Öğretmen mümkün olduğu kadar
öğrencilerin yanlışlarını ortaya döküp cesaretlerini kırmak yerine, olumlu yanlarını öne çıkartıp onları yüreklendirmelidir. Bu arada öğrenciye konuşmasını
beğendiğini bildirdikten sonra kendisinin birkaç yanlışını onu kırmadan söylemelidir. Şunu unutmamak gerekir ki yanlışların bir kerede düzeltilmesiyle
öğrenciler iyi bir konuşmacı olamazlar. Üstelik aşırı eleştiri onların çekingenliklerini daha da artıracaktır. Öğrencilerde konuşma isteği uyandırmak sabırlı
ve uzun süreli uygulamayı gerektiren bir iştir. Öğrenciler cesaretleri kırılmadığı sürece konuşmaya heveslidirler. Bunun için başlangıçta, kendi alıştıkları
biçimde konuşmalarına, hiçbir çekingenlik duymadan duygu ve düşüncelerini
rahatça anlatmalarına fırsat verilmelidir.27
Öğrencilerin sınıf içinde aktif olmasını sağlayarak onların konuşma becerilerinin ve öz güvenlerinin gelişmesine doğrudan etki eden bazı yöntemler
vardır. Soru- cevap, dramatizasyon, tartışma gibi yöntemlerin gerektiği gibi
uygulanması, dil eğitiminin amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracaktır.
Soru- cevap yöntemi, konuşma becerisinin gelişimi için etkili bir yöntemdir. Öğretmen sorularıyla çocukların düşünmesine yardım eder, onları konuşmaya ve soru sormaya yönlendirir. Öğrencinin ilgisini çeker, derse canlılık
getirir. Öğrenciler bu yöntemle ders içinde daha aktif hâle getirilebilirler.
25 Age., s. 118.
26 Age., s. 53.
27 Ş. Aktaş-O. Gündüz; Yazılı ve Sözlü Anlatım Kompozisyon Sanatı, Akçağ Yayınları, Ankara, 2002, s. 258
188 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
İlköğretim Türkçe Dersi (6- 8. Sınıflar) Öğretim Programı’nın “Konuşma”
öğrenme alanına ait yöntem ve teknikler bölümünde28 katılımlı konuşma adı
verilen bir yöntemden söz edilmiştir. Bu yöntemin amacı, dinleyicileri konuşma sürecine katarak konunun anlaşılmasını kolaylaştırmak ve konuya farklı
bakış açıları getirmektir. Dinleyicileri konuşma sürecine katmak amacıyla konuşma yer yer kesintiye uğratılarak dinleyicilerin duygu, düşünce ve sorularını
iletmeleri sağlanır. Bu amaçla konunun ilgi çekici yönleri üzerinde durulmalı,
sorular sorularak dinleyicinin konu üzerinde düşünmeleri sağlanmalıdır. Öğrencilerin sorulan sorular çerçevesinde anlatılan konuya konuşarak katılmaları, düşüncelerini ve sorularını öğretmene iletmeleri konuşma becerisinin gelişiminde etkili olabilecektir.
Soru-cevap yönteminin öğrencilerin konuşma becerilerinin ve özgüvenlerinin gelişimi için başarıyla uygulanması için soruların bazı nitelikleri taşıması
gerekir. Bu niteliklerden biri, soruların açık ve anlaşılır olması gerektiğidir.
Anlaşılır olmayan sorular, öğrencide başaramama hissi doğurur. Öğretmenin
soracağı diğer sorulara karşı öğrencilerin isteksizlik, şüphe ve kendine güvensizlik duymalarına yol açar. Öğrenciler açık, anlaşılır olmayan soruları cevaplamak ve sınıfta konuşmak için istek duymayacaklardır.
Öğrencilerin yalnız “evet” veya “hayır” ile cevap verecekleri sorular değil,
onların anlatımın imkânlarından gerektiğince yararlanabilecekleri, uzun ve rahat açıklamalar yapabilecekleri sorular sorulmalıdır. Sorulara tek kelime ile
cevap verilmesi değil, cümle ile karşılık verilmesi istenmelidir.
Öğrencilere soru sorulduğunda sorunun cevaplanması için yeterince beklenmelidir. Bazen bir öğrenciye soru sorulduğunda öğretmen, birkaç saniye
bekleyerek cevap gelmeyecek olursa hemen başka öğrenciye yönelir. Öğretmenin bu tutumu, öğrenciler tarafından model alınabilir. Onlar da içlerinden
birine soru sorulduğunda yeterince beklemeden, soruyu kendilerinin cevaplaması için söz istemeye başlarlar. Bu durum, özellikle kendine güveni az
ve sıkılgan öğrencilerin bildikleri konularda bile cevap verememelerine yol
açabilir. Oysa yapılan araştırmalar,29 öğrencilere cevaplamaları için daha uzun
süre tanındığında, verilen cevapların daha açıklayıcı ve üst düzeyde olduğunu
göstermektedir.
Sorulan soruların bir öğrenciye değil de sınıfın bütününe sorulması ve öğrencilerin düşünmeleri için öğretmenin biraz beklemesi bu olumsuz durumu
ortadan kaldırabilir. Soru, biraz beklendikten sonra parmak kaldıranlar tarafından cevaplanmalıdır. Cevabı bilmesine rağmen çekingen, içine kapanık,
28 MEB; a.g. program, s. 174.
29 M. Erden-Y. Akman; Eğitim Psikolojisi, Arkadaş Yayınları, 1998, s. 249.
2006 - I Belleten 189
Murat ÖZBAY*
öz güveni yetersiz olan öğrenciler olabilir. Kırmadan, incitmeden bunlara da
doğrudan soru sorulabilir. Cevap vermek isteyen öğrencilere adlarıyla hitap
edilmelidir. Bu öğrencinin içini ısıtır, ona öz güven kazandırır.30
Öğrenciler bazen sorulan sorulara ilgisiz cevaplar verebilirler. Öğretmenin
yanlış cevaplar karşısında gösterdiği davranışlar öğrencilerin konuşma cesaretini yok edebilir ve öz güvenlerini zedeleyebilir. Öğretmenin, öğrencinin konuşma cesaretini kırmadan, bu cesareti takdir etmeyi unutmadan doğru cevabı
birlikte bulma konusunda yardımcı olan tavrı, bu durumun oluşmasını engelleyecektir. Parmak kaldırma ve soruyu cevaplama isteği de ödüllendirilmesi
gereken bir davranış olmalıdır.
Öğrencileri konuşmaya isteklendirme konusunda onların kendilerinden
bahsetmelerini sağlamak da faydalı olur. Öğrenciye ait bilgileri sorarak öğrencilerin konuşmaya başlamaları sağlanabilir. Bu sorular öğretmenin öğrencilerle ilgilendiğini de göstererek öğrencinin konuşmasını ve kendisine güven
duymasını sağlar. Öğrenci konuşacaklarına değer verileceği hissine kapılır.
Kendisi ile ilgili sorulara cevap verdiğinde onaylanan öğrenci, bu onayı tekrar
almak için sorulan sorulara cevap vermek isteyecek, cesaretlenecektir. Bu konuda öğretmenin tutumu çok önemlidir.
Öğrencilerin de öğretmene soru sorabilecekleri, özgürce kendilerini ifade
edebilecekleri bir ortam yaratılmalıdır. Soru sormayan, soru sormaya teşvik
edilmeyen, görüşünü rahatça ifade edemeyen, farklı düşündüğü zaman hoşgörü ile karşılanmayan öğrencinin düşünmeyi öğrenmesi, dilinin gelişmesi ve öz
güven kazanması mümkün değildir.
Çocuklar küçük yaşlardan itibaren merak ederek soru sorar, cevap beklerler.
Çocukların sorularına uygun cevaplar vermek gerekir. Çocuk sorularına değer
vermemek ve bunları cevaplamamak doğru bir davranış değildir. Yapılan araştırmada çocukların sorularına çevreden olumlu yönde bir tepki geliştirilmediği
takdirde zamanla çocuklarda merak uyandıran özellikler ve öğrenme isteğinin
sönükleştiği gözlenmiştir. İlerleyen yıllarda ise bu durumun öz güven kaybına
yol açarak onların akademik benlik tasarımları üzerinde olumsuz etki yarattığı
bildirilmektedir.31 Öğrencilerin sorularına mutlaka cevap verilmeli, bu sorular
geçiştirilmemelidir. Öğrenciler öğretmene özgürce soru sorabilmelidirler.
Grup tartışması da öğrenci etkinliğine dayandığı, öğrencileri araştırma ve
incelemeye yönelttiği, düşüncelerini açıkça ortaya koyma fırsatı verdiği, meseleleri daha iyi anlamalarına, tanımlamalarına ve çözüm üretmelerine yardım
ettiği için konuşma eğitiminde etkili bir yöntemdir. Grup tartışması yöntemi,
30 R. Nas; Türkçe Öğretimi, Ezgi Kitabevi, Bursa, 2003, s. 89. 31 F. Ensar; “Türkçe Eğitiminde Bir Öğretim Yönteminin Geliştirilmesine Kaynaklık Etmesi Bakımından Soru”, Türklük
Bilimi Araştırmaları, Türkçe Öğretimi Özel Sayısı, S.13, 2003, s. 267-285.
190 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
öğrencilerde öz eleştiri yapma, başkalarının görüşlerine değer verme, kendi
kendini kontrol etme gibi birtakım tutumlar da geliştirir.
Günümüzde modern eğitim yöntemleri, okulda eğitim etkinliklerinin yalnız öğretmenlerle değil, öğrencilerin kendi aralarında bir araya gelerek çalışma yapmalarıyla gerçekleşeceğini söylemektedirler. Bu konuda Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, öğretmenin kontrolünde olmak
kaydıyla, ortak ödevler yapan öğrencilerin daha başarılı oldukları ve derslerde daha aktif hareket ettikleri, bir arada çalışmaları sırasında fikirlerini daha
özgürce ortaya koydukları, yaratıcı ve üretken oldukları görülmüştür. Ayrıca
grup çalışmaları öğrencilerin kendilerine güvenlerini geliştirmekte, onları pasif konumdan kurtararak aktif hâle getirmektedir.32
Konuşma becerisinin gelişimi için grup tartışması yöntemi etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde öğretmen-öğrenci arasındaki iletişim canlı bir şekil alır.
Öğrencilerin kendi düşüncelerini açıklamalarını, yorum yapmalarını sağladığı için öğrencide bir rahatlama yaratır. Grup tartışması yöntemi, kurallarına
uygun kullanıldığında öğrencilerin öz güven gelişimleri üzerinde de etkilidir.
Karşılıklı saygının hâkim olduğu bir atmosfer sağlanabilirse tartışmaların özgüven geliştirmede çok yararlı olduğu görülür. Öğretmeni veya arkadaşları
tarafından düşüncesinin önemsendiğini gördüğünde öğrencinin öz güveni artmaktadır. Öğretmen grup çalışmaları ile öğrencilerin ilgi, istek ve ihtiyaçlarını
öğrenmekte, çekingen ve pasif öğrencileri daha etkin hâle getirebilmektedir.
Öğretmenin, danışman rolünün dışında tartışmaya katılan öğrencilere sık sık
müdahale etmesi amacın gerçekleşmesini engelleyebilir. Öğretmen davranışlarıyla tartışmaya katılan öğrencileri cesaretlendirmeli, tartışmada bir rol üstlenecekse öğrencilerden birisiymiş gibi hareket etmelidir.
İlköğretim Türkçe Dersi (6- 8. Sınıflar) Öğretim Programı’nın konuşma
öğrenme alanına ait “Yöntem ve Teknikler” kısmında sınıfta tartışma yöntemi
uygulanırken dikkat edilmesi gereken kurallar belirtilmiştir.33 Bunlardan biri
de sınıfta herkesin düşündüğünü söyleyebileceği serbest bir ortam oluşturulması gerektiğidir. Ayrıca öğretmenin kendi duygu ve düşüncelerini belirtmekten kaçınması, konuşanın sözünü kesmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Öğretmen sınıf içi etkinlikler sırasında tartışmaların çatışmaya dönüşmesini önlemeli, tartışmaya her öğrencinin katılmasını sağlamalı, uygarca tartışma
yollarını öğretmelidir. Böylece öğrenciler hem demokratik ortamda fikir tartışmasını, karşı fikre saygı duymasını öğrenecekler, hem de her fikri onaylayan
çekingen ve kişiliksiz bir insan olarak yetişmeyeceklerdir. Tartışmalarda bazı
32 Ş. Aktaş- O. Gündüz; Age., S. 104. 33 MEB; ag program, S. 174.
2006 - I Belleten 191
Murat ÖZBAY*
öğrenciler öz güven eksikliğinden kaynaklanan çekinme, eleştirileceklerini
düşünme gibi kaygılar nedeniyle söz almak istemezler. Öğretmenin bu öğrencileri cesaretlendirmesine ihtiyaç vardır. Öğrencilerden sırayla cevap alınması,
bu konuda etkili bir tekniktir.
Türkçe eğitiminde yaygın bir şekilde kullanılması gereken dramatizasyon
yönteminin de öğrencilerin dil becerilerinin ve öz güvenlerinin gelişimindeki
yeri büyüktür. Hareket, konuşma, hayal gücü gibi unsurlardan yararlanılarak
gerçekleştirilen drama etkinlikleri, sağladığı ortamla öğrencilerin konuşma
alıştırması yapmaları için çok uygundur. Bu yöntem, öğrencilerin insan ilişkileri konusunda bilgi ve beceri kazanmalarını sağlar.
Dramatizasyon yönteminin eğitimde kullanılmasının sebeplerinden biri de
öğrencilerde ruhsal gelişmeyi sağlamasıdır. Drama etkinliklerinde içine kapanık çocukların arkadaşlarıyla kaynaştığı, gruba katıldığı, sıkılganlığını terk
ettiği, bastırılmış duygularını dışa vurduğu ve rahatladığı gözlenir. Kendini
ifade fırsatı bulan çocuk böylece rahatlamış bir hâlde çevresiyle sağlıklı iletişim kurar.34 Öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişimi için ihtiyaç duyulan
özgüven, drama etkinlikleri ile öğrencilere kazandırılabilir. Öğrenciler bu etkinlikler vasıtası ile çekingenliklerinden sıyrılacaklar ve konuşma becerilerini
bu doğal ortam sayesinde geliştireceklerdir.
Çocukların öz güven kazanıp geliştirmeleri açısından drama etkinliklerinden beklenen sonuçların elde edilmesi, drama etkinliklerinin gerçekleştirilişi
esnasında göz önüne alınması gereken bazı önemli hususların ne derece yerine
getirildiği ile de yakından ilgilidir. Öğretmen bu yöntemin uygulanışı sırasında
bazı noktalara dikkat ederse, amaçlara ulaşılmasını engelleyen olumsuz faktörler ortadan kalkacaktır.
Bazı çocuklar, çekingenlik, kendine güvensizlik, başarısızlık kaygısı gibi
nedenlerle drama etkinliğine aktif olarak katılmakta zorluk çekebilirler. Böyle çocukları etkinliğe zorla katmaya çalışmak, sanıldığının aksine, onların bu
endişelerini artırır. Bunlar, bir süre etkinliğe katılmadan izleyeci olabilirler.
Etkinliğe isteyen, istediği kadar katılabilmelidir. Bu öğrencilerin daha kolay,
alışık oldukları etkinliklere katılmaları istenebilir.
İlköğretim Türkçe Dersi (1- 5. Sınıflar) Öğretim Programı’nda35 öğrencilerin rol dağılımında görev almaları için cesaretlendirilmesi, ilk uygulamalarda
gönüllü ve rolünü iyi canlandırabilecek olanların rol almasının sağlanması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
34 N. Şentürk; Eğitimde Yaratıcı Drama, Çağdaş Eğitim, S. 229, 1996, s. 23-25. 35 MEB; İlköğretim Türkçe Dersi (1-5. Sınıflar) Öğretim Programı ve Kılavuzu, Ankara, 2005, s. 392.
192 Belleten 2006 - I
Konuşma Eğitimi ve Öz Güven
Drama çalışmalarında öğretmen fazla müdahale etmemelidir. Öğretmenin
gereğinden çok açıklama yaparak çocukların yaratıcılıklarına fırsat tanımaması, çocukların çalışma için isteğini ve kendine güvenini azaltır. Çocukların kullandıkları dil ile ilgili düzeltmeler de etkinlik sırasında yapılmamalıdır. Çocuk
o sırada katılmakta olduğu etkinliği unutup konuşmakta güçlük çekebilir. Dili
kullanırken yanlış yapma korkusu ile rahatlığını ve yaratıcılığını kaybedebilir.
Öğretmen bu etkinliği sadece çocukların dil ile ilgili ihtiyaçlarını sezerek ona
göre önlem almak için kullanabilir.
Sonuç
Dil becerilerinin gelişimi için yürütülen faaliyetlerin nitelikleri göz önünde
bulundurulduğunda kişinin kendini algılayışının etkili olduğu açığa çıkmaktadır. Dil gelişim sürecinde, insanın dil gelişimi ve öz güven gelişimi birbirini
karşılıklı olarak etkilemekte ve tamamlamaktadır. Öğrenme konusunda da çok
sayıdaki değişkenden biri olan öz güven, öğrencinin dil gelişimini, okul başarısını, konu dil eğitimi olduğu için bütün yaşantısını olumlu ya da olumsuz
olarak etkilediği için Türkçe öğretimi faaliyetlerinde dikkate alınmalıdır.
Dil becerilerinin gelişimi büyük oranda öz güvene bağlı olduğundan, öğrencilere öz güven kazandıran bir eğitim ortamı sağlanmadan Türkçe derslerinin
amacına ulaşması mümkün değildir. Öğrencilerin okuma, dinleme, konuşma
ve yazma becerilerinin gelişimini sağlayan etkinliklerin öz güven kazandıran
bir yaklaşımla düzenlenmesi gerekmektedir.
Türkçe Eğitim Programının başarılı bir şekilde uygulanması, öğrencilerin dil becerilerinin öz güven gelişimi ile desteklenerek geliştirilmesi Türkçe
öğretmeninin bilgi,beceri, tutum ve davranışlarına bağlıdır. Öğrencilerin bireysel özelliklerini bilen, onlarla sağlıklı ilişkiler kurabilen, dersi cazip kılabilen, öğrencinin ilgi ve dikkatini uyanık tutan, hitap ettiği yaş grubunun biyopsiko-sosyal özelliklerini, öz güven ile dil becerileri arasındaki ilişkiyi bilen
ve derslerin işlenişine bunu yansıtabilen bir Türkçe öğretmeni; davranışları ile
çocuğun öz güvenini ve dil becerilerinin gelişimini de etkileyecektir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki konuşma becerisi, Türkçe eğitiminin temelini oluşturur. İlköğretim okulunu bitiren, yetişkin sayılmaya aday olan bireye
değişik durum ve ortamlarda başarılı bir biçimde kendisini ifade edebilecek
düzeyde konuşma becerisi kazandırmak gerekir.
2006 - I Belleten 193
Murat ÖZBAY*
Kaynakça
Ş. Aktaş-O.Gündüz; Yazılı ve Sözlü Anlatım Kompozisyon Sanatı, Akçağ Yayınları, Ankara,
2000.
F. Ataç; İnsan Yaşamında Psikolojik Gelişme, Beta Yayınları, İstanbul,1991.
H. Başar; Sınıf Yönetimi, MEB Yayınları, İstanbul, 1999.
Ö. Demirel; İlköğretim Okullarında Türkçe Öğretimi, MEB Yayınları, İstanbul, 1999.
F. Ensar; “Türkçe Eğitiminde Bir Öğretim Yönteminin Geliştirilmesine Kaynaklık Etmesi
Bakımından Soru”, “Türklük Bilimi Araştırmaları, Türkçe Öğretimi Özel Sayısı, S. 13,
2003, s. 267-285.
M. Erden-Y.Akman; Eğitim Psikolojisi, Arkadaş Yayınları, 1998.
R. Fleming; “Çocukta Öz Güveni Geliştirmek”, (Çev. Neşe Bilgin), Türk Hemşireler
Dergisi, 1981, S. 31, s. 54-57.
İ. Kasatura; Kişilik ve Öz Güven, Evrim Yayınevi, Ankara, 1998.
C. Kavcar, F. Oğuzkan, S. Sever; Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin Türkçe Öğretimi, Engin
Yayınevi, Ankara, 1995.
M. Mckay; Öz Güven Yaratılması ve Korunması (Çev. A. Tatlıer), Epsilon Yayınları,
İstanbul, 1998.
MEB; Temel Eğitim Okulları Türkçe Eğitim Programı, Tebliğler Dergisi, S. 2098,
s. 23-56.
MEB; İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu (6, 7, 8. Sınıflar), Ankara,
2005.
MEB; İlköğretim Türkçe Dersi (1-5. Sınıflar) Öğretim Programı ve Kılavuzu, Ankara,
2005.
R. Nas; Türkçe Öğretimi, Ezgi Kitabevi, Bursa, 2003.
E. P. Onur; Çocuklarda Öz Güven ve Ön Koşulları, Ulusal Psikoloji Kongresi, Psikologlar
Derneği Yayınları, Ankara,1984.
N. Öner; “Kaygı ve Başarı”, Hacettepe Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi,1972, S. 2,
s. 151-163.
O. Soner; Aile Uyumu, Öğrenci Öz Güveni ve Akademik Başarı Arasındaki İlişkiler, Marmara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul, 1995.
TDK; Türkçe Sözlük, Ankara, 2005.
F. Temizyürek; “Türkçe Öğretiminde Konuşma Eğitiminin Yeri ve Önemi”, Gazi
Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, XII. Eğitim Bilimleri Kongresi, C. IV, Ankara,
2004, s. 2769-2784.
S. Tural; Edebiyat Bilimine Katkılar, Ecdâd Yayınları, Ankara, 1993.