LĠSE ÖĞRENCĠLERĠNĠN UYKU KALĠTESĠ VE UYKU KALĠTESĠNĠ ETKĠLEYEN FAKTÖRLER
T.C.
NEVġEHĠR HACI BEKTAġ VELĠ ÜNĠVERSĠTESĠ
FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ
LĠSE ÖĞRENCĠLERĠNĠN UYKU KALĠTESĠ VE UYKU
KALĠTESĠNĠ ETKĠLEYEN FAKTÖRLERĠN
BELĠRLENMESĠ
Tezi Hazırlayan
Pınar TEKCAN
Tez DanıĢmanı
Dr. Öğr. Üyesi Zehra ÇALIġKAN
HemĢirelik Anabilim Dalı
Yüksek Lisans Tezi
Kasım 2018
NEVġEHĠR
T.C.
NEVġEHĠR HACI BEKTAġ VELĠ ÜNĠVERSĠTESĠ
FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ
LĠSE ÖĞRENCĠLERĠNĠN UYKU KALĠTESĠ VE UYKU
KALĠTESĠNĠ ETKĠLEYEN FAKTÖRLERĠN
BELĠRLENMESĠ
Tezi Hazırlayan
Pınar TEKCAN
Tez DanıĢmanı
Dr. Öğr. Üyesi Zehra ÇALIġKAN
Doç. Dr. Semra KOCAÖZ
HemĢirelik Anabilim Dalı
Yüksek Lisans Tezi
Kasım 2018
NEVġEHĠR
iii
TEġEKKÜR
Çalışmam süresince tez danışmanlığımı üstlenerek tez konumun belirlenmesinde,
çalışmamın planlanmasında, yürütülmesinde ve sonuçlandırılmasında bana yol gösteren,
her türlü bilimsel, manevi desteğini ve sonsuz anlayışını esirgemeyerek çalışma
süresince motive olmama büyük katkıları bulunan çok değerli tez danışmanım Dr.
Öğretim Üyesi Zehra ÇALIŞKAN‟a, İkinci danışmanım Doç. Dr. Semra KOCAÖZ‟e,
yüksek lisans eğitimim süresince bilimsel ve manevi katkılarından dolayı Prof. Dr.
Nimet KARATAŞ‟a ve sevgili arkadaşım Doç. Dr. Gökçe DEMİR‟e, Nevşehir Hacı
Bektaş Veli Üniversitesi Semra ve Vefa Küçük Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik
Bölümünün çok değerli öğretim üyelerine teşekkür ederim.
Çalışmama verdikleri desteklerden dolayı Hayriye Kımçak Anadolu Lisesi ve Sıddık
Demir Anadolu Lisesi idarecilerine, çalışmama katılmayı kabul eden aileler ve sevgili
çocuklara teşekkür ederim.
Çalışmalarım süresince birçok fedakârlık gösterip beni destekleyerek tez çalışmamın
her aşamasında sonsuz sevgi, anlayış ve sabırla destek olup moral veren, maddi ve
manevi her türlü desteği sağlayan canım eşim Doç. Dr. Akın TEKCAN‟a, varlıklarıyla
hayatıma anlam katan ve çalışmalarım boyunca bana güç veren canım çocuklarım,
Memduh Doruk, Bilge Dora ve Ali Deha TEKCAN‟a teşekkür ederim.
iv
LĠSE ÖĞRENCĠLERĠNĠN UYKU KALĠTESĠ VE UYKU KALĠTESĠNĠ
ETKĠLEYEN FAKTÖRLERĠN BELĠRLENMESĠ
(Yüksek Lisans Tezi)
Pınar TEKCAN
NEVġEHĠR HACI BEKTAġ VELĠ ÜNĠVERSĠTESĠ
FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ
Kasım 2018
ÖZET
Adölesan dönemi bireyin fiziksel, hormonal ve psikososyal olarak çocukluktan
ergenliğe geçiş yaptığı bir dönemdir. Bu dönemde pek çok sorunun yanında,
adölesanların uyku ve uyku kalitesi ile ilgili sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Uyku
sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi önlem alınması açısından oldukça
önemlidir. Araştırma, lise öğrencilerinin uyku kalitesi ve uyku kalitesini etkileyen
faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın
örneklemini, Kırşehir il merkezindeki iki lisenin 9, 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim
gören 400 öğrenci oluşturmuştur. Etik kurul, kurum ve ebeveyn onamı alınan
araştırmada, veriler Anket Formu ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ile
toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi bilgisayar ortamında tanımlayıcı istatistikler,
Ki-Kare ve Binary Logistik Regresyon analizleri kullanılarak yapılmıştır. Araştırmaya
katılan lise öğrencilerinin yaş ortalamasının 15.87±1.14 yıl olduğu ve %53‟ünün uyku
kalitesinin kötü olduğu tespit edilmiştir. Adölesanların uyku kalitesini etkileyen
faktörler yapılan lojistik regresyon analizine göre; cinsiyet, yaş, kötü okul başarısı,
kronik hastalık varlığı (psikiyatrik rahatsızlık, menstruasyon düzensizliği, kansızlık,
mide-bağırsak sorunu), aile içerisinde sözel şiddet varlığı, aile ve akrabalarda uyku
bozukluğu bulunması, spor yapmama ve uyandığında yorgun hissetme olarak
belirlenmiş ve bu faktörlerin istatistiksel olarak önemli olduğu bulunmuştur (p<0.05).
Sonuç olarak, adölesanlarda uyku yapısı ile ilgili değişimlerin erken dönemde fark
edilmesi ve önlenmesi için okullarda düzenli aralıklarla taramaların yapılması ve
değerlendirilmesi, aile ve çocuklara uyku sağlığı konusunda eğitim-danışmanlık
verilmesi önerilmektedir.
Anahtar kelimeler: Adölesan, Uyku, Uyku Kalitesi
Tez DanıĢman: Dr. Öğretim Üyesi Zehra ÇALIġKAN, Doç. Dr. Semra KOCAÖZ
Sayfa Adeti: 92
v
DETERMINATION OF THE FACTORS AFFECTING SLEEP QUALITY AND
SLEEP QUALITY OF HIGH SCHOOL STUDENTS
(Master Thesis)
Pınar TEKCAN
NEVġEHĠR HACI BEKTAġ VELĠ UNIVERSITY
November 2018
ABSTRACT
Adolescent period is a period in which the individual passes from childhood to
adolescence as physical, hormonal and psychosocial. It is known that adolescents have
problems about sleep and sleep quality beside many problems. Early detection of sleep
problem is quite important in terms of taking precautions. The study was conducted as a
descriptively to determine the factors that affect sleep quality and sleep quality of high
school students. The sample of the study consisted of 400 students studying in 9, 10, 11
and 12 class of two high schools in Kırşehir city center. In the study that received
consent ethics committee, research institutions and parents, the data were obtained by
the questionnaire and the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI). Evaluation of data was
conducted by using descriptive statistics, Chi-Square and Binary Logistic Regression
analysis. The mean age of high school students was 15.87 ± 1.14 and 53% of them were
found to have poor sleep quality. According to logistic regression analysis, the factors
affecting the sleep quality of adolescents was determined as gender, age, poor school
success, presence of chronic disease (psychiatric disorder, menstruation disorder,
anemia, gastrointestinal problems), presence of verbal violence in the family, presence
of sleep disorder in family and relatives, lack of sports and feeling tired when
awakened. It was found that these factors were statistically significant (p <0.05). As a
result, it is recommended to regularly screening and evaluations in schools for recognize
and prevent the changes in sleep structure in adolescents and give education and
counseling to family and children about sleep health.
Key words: Adolescent, Sleep, Sleep Quality
Thesis Advisor: Assist. Prof. Dr. Zehra ÇALIġKAN, Assoc. Prof. Dr. Semra
KOCAÖZ
Page Number: 92
vi
ĠÇĠNDEKĠLER
KABUL VE ONAY SAYFASI .........................................................................................i
TEZ BİLDİRİM SAYFASI ..............................................................................................ii
TEŞEKKÜR ....................................................................................................................iii
ÖZET................................................................................................................................vi
ABSTRACT...................................................................................................................... v
İÇİNDEKİLER ................................................................................................................vi
TABLOLAR LİSTESİ...................................................................................................viii
ŞEKİLLER LİSTESİ ........................................................................................................ x
SİMGE VE KISALTMALAR LİSTESİ..........................................................................xı
1. BÖLÜM
GİRİŞ ................................................................................................................................ 1
1.1. Araştırmanın Amacı ...................................................................................... 3
2. BÖLÜM
GENEL BİLGİLER .......................................................................................................... 4
2.1. Adölesan Dönemi........................................................................................... 4
2.1.1. Adölesan dönemi tanımı ve genel özellikleri................................................. 4
2.1.2. Adölesan dönemi sağlık sorunları.................................................................. 8
2.2. Uyku Sağlığı................................................................................................. 10
2.2.1. Uyku tanımı ve genel özellikleri .................................................................. 10
2.2.2. Adölesanlarda uyku özellikleri ve uyku sorunları........................................ 12
2.2.3. Adölesanlarda uyku kalitesi ve etkileyen etmenler...................................... 15
2.2.4. Adölesanlarda uyku sağlığının geliştirilmesinde hemşirenin rolü ............... 19
3. BÖLÜM
GEREÇ ve YÖNTEM..................................................................................................... 21
vii
3.1. Araştırmanın Şekli........................................................................................ 21
3.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Özellikleri................................................... 21
3.3. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi .............................................................. 22
3.4. Araştırmaya Dahil Edilme Kriterleri............................................................ 23
3.5. Verilerin Toplanması.................................................................................... 24
3.5.1. Veri Toplama Araçlarının Hazırlanması...................................................... 24
3.5.1.1. Öğrenci Kişisel Veri Toplama Formu.......................................................... 24
3.5.1.2. Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ)....................................................... 24
3.5.2. Ön Uygulama ............................................................................................... 28
3.5.3. Uygulama ..................................................................................................... 28
3.6. Araştırmanın Etik Boyutu ............................................................................ 30
3.7. Araştırmanın Değişkenleri ........................................................................... 30
3.7.1. Araştırmanın Bağımlı Değişkeni.................................................................. 30
3.7.2. Araştırmanın Bağımsız Değişkeni ............................................................... 30
3.8. Verilerin Değerlendirilmesi.......................................................................... 30
4. BÖLÜM
BULGULAR................................................................................................................... 32
5. BÖLÜM
TARTIŞMA VE SONUÇ ............................................................................................... 52
KAYNAKLAR ............................................................................................................... 66
EKLER............................................................................................................................ 80
ÖZGEÇMİŞ .................................................................................................................... 92
viii
TABLOLAR LĠSTESĠ
Tablo 2.1. Adölesanın sağlık hizmeti gereksinimleri ile ilgili gelişimsel özellikleri...... 8
Tablo 2.2. Uyku boyutları ve potansiyel sağlık problemleri ......................................... 12
Tablo 2.3. Yaşlara göre ortalama uyku süreleri............................................................. 14
Tablo 3.1. Araştırmanın yapıldığı okullardaki 9, 10, 11 ve 12. Sınıflardaki öğrenci
sayıları ile şube sayıları................................................................................ 23
Tablo 3.2. PUKİ bileşen 1‟in puanlama tablosu............................................................ 25
Tablo 3.3. PUKİ soru 2‟nin puanlama tablosu .............................................................. 25
Tablo 3.4. PUKİ soru 5a‟nın puanlama tablosu ............................................................ 25
Tablo 3.5. PUKİ bileşen 2‟nin puanlama tablosu.......................................................... 25
Tablo 3.6. PUKİ bileşen 3‟ün puanlama tablosu........................................................... 26
Tablo 3.7. PUKİ bileşen 4‟ün puanlama tablosu........................................................... 26
Tablo 3.8. PUKİ soru 5b-j‟nin puanlama tablosu.......................................................... 26
Tablo 3.9. PUKİ bileşen 5‟in puanlama tablosu............................................................ 27
Tablo 3.10. PUKİ bileşen 6‟nın puanlama tablosu.......................................................... 27
Tablo 3.11. PUKİ soru 8‟in puanlama tablosu ................................................................ 27
Tablo 3.12. PUKİ soru 9‟un puanlama tablosu ............................................................... 28
Tablo 3.13. PUKİ bileşen 7‟nin puanlama tablosu.......................................................... 28
Tablo 4.1. Öğrencilerin tanıtıcı özelliklerine göre dağılımı .......................................... 32
Tablo 4.2. Öğrencilerin ailelerinin tanıtıcı özelliklerine göre dağılımı......................... 33
Tablo 4.3. Öğrencilerin genel alışkanlıklarına göre dağılımı........................................ 34
Tablo 4.4. Öğrencilerin sağlık sorunlarına göre dağılımı.............................................. 35
Tablo 4.5. Öğrencilerin şiddete maruz kalma durumlarına göre dağılımı..................... 36
ix
Tablo 4.6. Öğrencilerin uyku alışkanlıklarına göre dağılımı......................................... 36
Tablo 4.7. Öğrencilerinin PUKİ bileşenleri ve toplam puan ortalamaları..................... 39
Tablo 4.8. Öğrencilerin tanıtıcı özelikleri ve uyku kalitesi durumlarına göre
dağılımı…..................................................................................................... 40
Tablo 4.9. Ailelerin tanıtıcı özellikleri ve öğrencilerin uyku kalitesi durumuna göre
dağılımı......................................................................................................... 41
Tablo 4.10.Öğrencilerin genel alışkanlıkları ve uyku kalitesi durumlarına göre
dağılımı…..................................................................................................... 42
Tablo 4.11.Öğrencilerin sağlık sorunları ve uyku kalitesi durumlarına göre dağılımı... 43
Tablo 4.12.Öğrencilerin şiddete maruz kalma ve uyku kalitesi durumlarına göre
dağılımı......................................................................................................... 44
Tablo 4.13.Öğrencilerin uyku ile ilgili alışkanlıkları ve uyku kalitesi durumlarına göre
dağılımı......................................................................................................... 45
Tablo 4.14.Uyku kalitesini etkileyen faktörlerin lojistik regresyonu............................. 47
x
ġEKĠLLER LĠSTESĠ
Şekil 2.1. Uyku sağlığının kavramsal modeli............................................................... 11
Şekil 3.1. Araştırmanın akış şeması ............................................................................. 29
xi
SĠMGELER VE KISALTMALAR LĠSTESĠ
ABD Amerika Birleşik Devletleri
ADNKS Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sonuçları
BKĠ Beden Kütle İndeksi
DSM Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders
DSÖ Dünya Sağlık Örgütü
EEG Elektroensefalografi
NANDA North American Nursing Diagnosis Association
NREM Non-REM
PUKĠ Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi
REM Rapid Eye Movement
SPSS Statistical Package for Social Sciences
TNSA Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları
TÜĠK Türkiye İstatistik Kurumu
1
BÖLÜM 1
GĠRĠġ
Adölesan dönemi bireyin fiziksel, hormonal ve psikososyal olarak çocukluktan
ergenliğe geçiş yaptığı bir dönemdir. 8-10 yıllık bir süreyi kapsayan bu dönemde,
bireylerde cinsel olgunlaşma, sosyal kimlik gelişimi, ebeveynlere olan bağımlılık
duygusunda azalma, toplumda yer edinme ve meslek seçimi gibi bazı özellikler öne
çıkmaktadır [1]. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)‟nün yaş grupları sınıflandırmasına göre
10-19 yaş grubu adölesan, 20-24 yaş grubu genç ve 10-24 yaş grubu ise genç insanlar
olarak tanımlanmaktadır. Dünyada her beş kişiden birisinin adölesan dönemde olduğu
ve bu nüfusun %85.0‟ının gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı belirtilirken [2-4],
Türkiye nüfusunun yaklaşık altıda biri 10-24 yaş grubunda bulunmaktadır [5]. Türkiye
2016 nüfus dağılım verilerine göre adölesan nüfus sayısı 13.289.001 olup, toplam
popülasyonun içindeki payı %16.026'dır [5].
Adölesan dönemde yaşanan değişimler özellikle bazı hormonal değişimler, bireylerin
duygu durumlarını oldukça karmaşık ve değişken bir hale getirebilmekte, gerilim
duygusunu artırabilmekte ve sağlıklı olmayan bir yaşam tarzı davranışının gelişimine
neden olabilmektedir[7-10]. Adölesanlarda gelişen istenilmeyen sağlıksız yaşam tarzı
veya sorunları, sanki içinde bulunulan dönemin pek çok psikolojik, sosyal ve fizyolojik
değişiminden biri gibi kabul görmekte ve genellikle fark edilememektedir [11].
Adölesan dönemde fark edilemeyen pek çok sağlık sorunu, bireylerin ileriki yaşamını
etkileyebilmekte ve hayatın erken aşamasından itibaren başlayan sistemik, kalıtımsal ve
metabolik hastalıkların birer nedeni olabilmektedir [12].
Adölesan dönemde yaşanılan önemli sağlık sorunlarından biri de uyku problemidir [13].
Bireylerin yaşam kalitesini ve sağlığını önemli ölçüde etkileyen uyku [13],
“Organizmanın çevreyle iletişiminin değişik şiddette ve uyarılarla geri döndürülebilir
biçimde geçici, kısmi ve periyodik olarak kaybolması durumudur” [13-15]. Genel vücut
sağlığındaki bir sorun, ilk olarak bireyin uykusunu etkileyebildiği gibi, uyku düzeninde
yaşanan en küçük bir değişiklik de beden sağlığını ve günlük yaşam faaliyetlerini
olumsuz yönde değiştirebilmektedir [13,15,16]. Bu açıdan bakıldığında, “kişinin
uyandıktan sonra kendini zinde, formda ve yeni bir günü yaşamaya hazır hissetmesi”
2
olarak tanımlanan uyku kalitesi, bireyin fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan sağlık
durumunu ortaya koymaktadır [17].
Adölesan dönem, uyku sorunlarının en sık görüldüğü yaş gruplarından biridir [18].
Adölesanların %40‟ından fazlası uyku sorunları yaşamaktadır [19,20]. Adölesanların
%54.7‟sinin kötü uyku kalitesine sahip olduğu belirtilmekle birlikte, bireylerin ders
çalışırken (%60.3) ve okulda ders dinlerken (%49.3) uykusuzluk yaşadıkları
bildirilmiştir [21]. Uyku sorunları; dikkat toplamada güçlük, gündüz uykululuk,
dürtüsellik, huysuzluk, hırçınlık, akademik başarıda düşüklük, öğrenme bozukluğu,
sosyal ilişkilerde bozulma, patolojik derecede utangaçlık, kalp yetmezliği, yüksek
tansiyon gibi birçok sağlık sorununa neden olabilirken, fizyolojik ve psikiyatrik
nedenler de uyku problemlerine yol açabilmektedir [17,22,23]. Uyku bozukluklarının
metabolizma üzerinde etkilerinin olduğu ve obezitenin oluşumunda katkısı olduğu
belirtilmektedir [24]. Bütün iş kazaları ve yaralanmaların yarısından fazlasının (%52,5)
uykusuzlukla bağlantılı olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir [25,26,27]. Yapılan
araştırmalarda gece uykusundaki 1.3 ile 1.5 saatlik azalmanın ertesi gün uyanıklık
durumunu %32 oranında azalttığı belirtilmektedir [28]. Bu durum okul başarısında
azalmaya, kazalara yatkınlığa, duygu ve davranış değişikliklerine neden olabilmektedir
[29]. Adölesanlarda gece sık uyanma, sabahları uyanmayı reddetme, gündüz aşırı
uyuma gibi uyku sorunlarının %10-28 oranında görüldüğü ve tedavi edilmesi gereken
bir durum olduğu ifade edilmektedir [30]. Fransa‟da lise çağındaki 652 çocukla yapılan
bir çalışmada uyku kalitesi düşük olan ve gece yeterince uyuyamayan çocukların okul
başarısı daha düşük bulunmuştur [31]. Hollanda‟da 9-14 yas arası 449 çocukla yapılan
başka bir çalışmada; uyku kalitesinin yetersizliğine bağlı olarak sabahları yorgun
uyanan ve okula dinlenmeden giden çocukların derslerine konsantrasyonunda
yetersizlik olduğu bildirilmiştir [32]. Ayrıca, kötü uyku kalitesine sahip olan
öğrencilerde, fiziksel ve psikososyal sağlık problemlerinin daha fazla görüldüğü
bildirilmiştir [33].
Uyku kalitesinin arttırılmasında hemşirelerin görevi, uyku hijyenine yönelik eksik ya da
hatalı uygulamaların belirlenip, düzeltilmesini sağlamaktır. Hemşireler uyku hijyeni ile
ilgili genel ilkelerin öğrenilmesini ve uygulanmasını sağlayarak uyku kalitesinin
arttırılmasına yardımcı olabilmektedir [34].
3
İnsan yaşamının 1/3‟ünü kapsayan ve sağlık durumunun sürdürülmesinde önemli rol
oynayan uykunun, adölesanın sağlıklı olmasında ve sağlığının sürdürülmesinde önemli
bir yeri vardır. Çocuk ve ailesine uyku ve uyku sağlığı ile ilgili temel bilgilerin
sunulması gerekmektedir [35]. Uyku ile ilgili aile rutinleri ve davranışlarının
değiştirilmesinde interaktif, yaratıcı, eğlenceli ve çocuk odaklı eğitim mekânlarının
kullanılması için aileye rehberlik etmek günümüzde sağlık profesyonellerinin sıklıkla
başvurduğu yöntemlerden birisi haline gelmektedir [35]. Ayrıca, sağlığın korunmasında
ve sürdürülmesinde etkin-yeterli uyku ile uyku kalitesinin etkisinin bilinmesi ve bu
konularda gereken çalışmaların okul sağlığı çerçevesinde yapılması adölesanlarda olası
uyku sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu
açıdan bakıldığında, pediatri hemşirelerinin adölesanlarda optimal sağlığın sürdürülmesi
için bireysel uyku gereksinimlerini belirleyip istenen düzeyde karşılanmasına yardımcı
olmak ve sosyal işlevlerini daha iyi yerine getirmelerini sağlamak gibi bir görevi
üstlenebilirler. Bu nedenle, adölesanların uyku kalitesi ve bunu etkileyen faktörlerin
belirlenmesi, sorunun çözümüne yönelik geliştirebilecek stratejik girişimlerin
belirlenmesi açısından faydalı olabilecektir.
1.1. AraĢtırmanın Amacı
Bu araştırma, Kırşehir il belediye sınırları içerisindeki lise öğrencilerinin uyku kalitesi
ve bunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
4
BÖLÜM 2
GENEL BĠLGĠLER
2.1. Adölesan Dönemi
2.1.1. Adölesan dönemi tanımı ve genel özellikleri
Adölesan, Latince gelişerek olgunlaşma anlamına gelen bir terimdir. Dilimizde ergenlik
ya da delikanlılık olarak da bilinmektedir [36]. Adölesan dönemi bireyin fiziksel,
hormonal ve psikososyal olarak çocukluktan ergenliğe geçiş yaptığı bir dönemdir. 8-10
yıllık bir süreyi kapsayan bu dönemde cinsel kimliğini kabullenme, sosyal kimlik
oluşturma, ebeveynlere olan bağımlılık duygusunda azalma, toplumda yer etme ve
meslek seçimi gibi özellikler öne çıkmaktadır [1,36]. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 10-
19 yaşlar arasını adölesan dönem, 15-24 yaş arasını gençlik dönemi, 10-24 yaş arasını
da genç insan olarak tanımlamaktadır. Çocuk hakları sözleşmesine göre adölesanların
büyük çoğunluğu aynı zamanda çocuktur [2-4,36]. Dünyada her beş kişiden birinin
adolesan dönemde olduğu ve bu nüfusun %85‟inin gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı
belirtilmektedir [2-4]. Gelişmiş ülkelere oranla genç bir nüfusa sahip olan Türkiye
nüfusunun yaklaşık altıda biri 10-24 yaş grubunda bulunmaktadır [5]. 2016 yılı Türkiye
nüfus dağılım verilerine göre adölesan nüfus sayısı 13.289.001 olup, toplam nüfus
içindeki payı %16,026'dır [5]. Yapılan değerlendirmelerde, adölesan dönemini ergenlik
anlamına gelen puberte ile karıştırılmaktadır. Adölesan dönemi çocukluktan yetişkinliğe
geçişi, puberte ise üreme kapasitesini oluşturan biyolojik değişiklikleri tanımlamaktadır.
Puberte ile ilgili olaylar öngörülen bir sıraya göre oluşmakta, fakat başlama zamanı ve
seyri bireyler arasında oldukça değişkenlik göstermektedir. Puberte çağı
değişikliklerinin kişisel imaj içerisine özümsenmesi normal adölesan dönemi için
oldukça önemlidir [37,38].
Adölesan döneminde görülen fiziksel değişiklikler kızlar ve erkeklerde farklı bir şekilde
seyretmektedir. Kızlarda yağ dokusunun artmaya başlamasından, kemik ve pelvisteki
değişiklikler sonucu kalça sınırlarının genişlemesinden hemen sonra, meme dokusunda
tomurcuklanma başlamakta ve mons veneris üzerinde koyu renk ve düz pubik kıllar
belirmektedir. Bu son iki değişiklik 8 ile 13 yaşları arasında oluşmakta ve puberte
gelişiminin Tanner II evresine karşılık gelmektedir. Meme dokularının gelişimi yaklaşık
5
4 yıl sürmekte ve Tanner V yani yetişkin dönemine kadar uzanmakta, fakat bu
değişikliklerin oluşması 18 ay kadar kısa, 9 yıl kadar da uzun bir zaman alabilmektedir.
Meme gelişiminin başlamasından yaklaşık 1 yıl sonra Tanner III evresinde, kız
çocuklarında hızlı gelişen bir boy sıçraması görülmektedir. Normal kişilerde bu hızlı
boy uzamasının doruk noktası, menstruasyonun başlamasından önce oluşmaktadır. Bu
nedenle menarş, puberte döneminin diğer fiziksel gelişimleri dikkate alındığında daha
geç gerçekleşen bir olayıdır [37,38].
Erkek çocuklarda puberte sırasında düzenli bir dizi değişiklik geçirmekte, ancak
kızlarda olduğu gibi meme gelişmesi ya da menarş gibi çok belirgin dönüm noktaları
bulunmamaktadır. Erkek çocuklar için gece boşalmaları menstruasyonun karşıtı olarak
kabul edilmekte ve bu olay ilk Tanner III evresinde yaşanmaktadır. Fakat gece
boşlamaları mensler kadar düzenli değildir. Erkek çocuklarda 11-13 yaşları arasında
ortalama boy aynı yaştaki kız çocuklardan genellikle kısadır. Bu nedenle erkek
çocuklarda puberte döneminin yanlışlıkla kızlarınkinden 2 yıl geç başladığı
düşünülmektedir. Erkek çocuklarda puberte dönemi kız çocuklardan yaklaşık sadece 6
ay kadar sonra başlamaktadır. Bununla beraber erkeklerde hızlı boy uzama dönemi
pubertenin geç bir evresinde başlarken kızlarda daha erken meydana gelmektedir. Erkek
çocuklarda testislerin büyümesi Tanner I evresinden Tanner II evresine geçişi
gösterirken, bu olay 9.5 ile 13.5 yaşları arasına denk gelmektedir. Bu süreç 13.5 ile 17
yaşları arasında tamamlanmaktadır. Testislerin büyümesini penisin büyümesi takip eder
ki bu dönem Tanner III evresinin başladığının göstergesi olarak kabul edilmektedir.
Yine bu dönemlerde, pubik kıllanma ve aksiller kıllanma gibi fizyolojik değişiklikler de
gerçekleşmektedir. Büyüme evresi erkeklerde göreceli olarak daha geçtir, fakat bireysel
farklılıkları içerisinde bulunduran bu süreç 10.5 ile 16 yaşları arasında başlayıp 13.5 ile
17.5 yaşları arasında tamamlanmaktadır. Bu dönemler arasında gerçekleşen hızlı
büyüme evresini takiben yavaş büyüme evresi birkaç yıl daha devam etmektedir
[17,37,38].
Bu dönemde beslenme diğer pediatrik yaş gruplarında olduğu gibi çok önemlidir.
Özellikle hem gelişmiş toplumlarda hem de gelişmekte olan ülkelerde erişkin
morbiditesinden sorumlu olan hastalıkların beslenme ile ilişkisi gözden kaçırılmaması
gereken bir durumdur. Gelecekte morbiditenin düşürülmesinin, ancak tüm adölesan yaş
grubunda olanların sağlıklı beslenmeleri ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeleri
6
ile mümkün olabileceği gerçeği ile karşılaşılır. Adölesan yaş grubunun fizyolojik ve
sosyal süreçleri içerisinde bu çocuklara kolay ulaşılamamakta ve gerekli antropometrik
değerlendirmeler ve nutrisyonel yönlendirmeler çoğu zaman gerçekleştirilememektedir
[37,39].
Bu dönemde bulunan çocukların beslenme özellikleri ile ilgili yapılan çalışmalar,
diyetlerinin genellikle erkeklerde zenginleştiğini ve kızlarda fakirleştiğini
göstermektedir. Adölesan dönemindeki çocukların kalsiyum, demir ve çinko alımları
belirgin derecede azalmaktadır. Adölesanların A, C ve B6 vitaminleri ve folik asit
alımları düşüktür. Bunun en önemli nedeni, bu yaş grubunda bulunan çocukların
yetersiz ve dengesiz beslenmesidir. Adölesanlar genellikle yağ ve tuzdan zengin
diyetlerle beslenmektedir. Diyetleri doymuş yağdan zengindir. Çok az sebze tüketmekte
ve sütlü besinlerin tüketimi bu dönemde azalmaktadır [36,38].
Adölesan döneminde enerji ve besin ihtiyacını belirleyen temel faktörler cinsiyet, yaş,
pubertal gelişme aşaması, vücut kompozisyonu, fizik aktivite ve yaşam tarzıdır. Her iki
cinsiyetteki bireylerin de büyüme ve gelişim özelliklerinin farklı olması nedeniyle,
adölesan döneminde gerçekleşen değişimler biyolojik olgunlaşma süreci olarak
değerlendirilmektedir. Adölesanların fiziksel aktivite düzeyleri değişkenlik
gösterebilmektedir. Bu tamamen tercih edilen yaşam tarzı ile ilgilidir. Bazı çocuklar çok
yoğun spor yaparken, diğerleri sedanter bir yaşam sürerek okul-servis-ev döngüsünden
çıkamamaktadır. Özellikle hafta sonlarının fiziksel aktiviteyle zenginleştirilmiş bir
zaman dilimine dönüştürülememesi, adölesanlarda obezite gelişimine neden olabilen en
önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır [36,38].
Adölesanlarda fiziksel belirtiler sıklıkla biyolojik hastalıklardan çok psikososyal
kökenli olabildiği için sağlık hizmeti sunmak mesleki becerileri zorlayan güçlükler
taşımaktadır. Bununla birlikte adölesanlarda kendi yaş grubuna özgü çeşitli kronik
hastalıklar ve psikososyal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde tedavi önerilerine
uyumsuzluk olağan bir durumdur. Klinik ortamda sınırları zorlama ve adölesanların
zaman zaman gizliliği ön plana çıkarmaları tedavi girişimlerini de zorlaştırmaktadır.
Adölesanlar ve aileleri bireysel gelişim gereksinimlerini dikkate alan, saygıya dayalı bir
sağlık hizmetine sıklıkla iyi yanıt vermektedir [37]. Adölesan döneminde fizyolojik ve
psikososyal gelişmelerin hızla gerçekleşmesi nedeniyle normal fizyolojik durumlara
7
bile adölesan bireyin adaptasyonu zorlaşmaktadır. Bu nedenle, bu dönemde akne
oluşumu ya da dismenore gibi normal durumların bile tedavi edilmesi gerekli
olabilmektedir. Sağlık hizmeti sunanların adölesan büyüme ve gelişimi, bu gelişmelerin
özgün düzeni ve adölesan döneminde görülen hastalıkların belirtileri konularında bilgi
sahibi olmaları gerekmektedir [37,38].
Adölesanlar için en uygun sağlık hizmeti, sıkılgan gencin kendini rahat hissedeceği bir
ortamda verilmesi gerekmektedir. Adölesan birey ile sağlık personelinin, fiziksel
gelişme ve büyüme, tıbbi ve psikolojik kaygılar, madde kullanımı, cinsellik ve bireysel
sorunlar gibi konuları rahatça konuşup tartışabilecekleri bir ortam yaratılmalıdır.
Sağlıklı adölesanın bakımında çoğunlukla psikososyal konulara odaklanılmasına
rağmen, fizyolojik incelemeleri de içerisine alan kapsamlı bir değerlendirmeye her
zaman ihtiyaç bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında adölesan dönem kendi içerisinde
erken, orta ve geç adölesan olmak üzere 3 grup altında ele alınarak incelenmesi
gerekmektedir (Tablo 2.1)[36,37].
Erken Adölesan Dönem: Bu dönem yaş aralığı olarak genellikle 10 ile 14
yaşları arasını kapsamaktadır. Bu dönemin en temel özelliklerinden birisi
fiziksel görünüm ve davranışlarda hızlı değişikliklerin görülmesidir ve birey
büyük bir öz bilinç ve mahremiyet ihtiyacı hissetmektedir. Genellikle yapılan
çalışmalar, erken adölesan döneminde bulunan bireyin fiziksel ve psikososyal
sağlığı üzerine odaklanmaktadır [36,37].
Orta Adölesan Dönem: Bu dönem bireyin 15 ile 17 yaşlarına rast gelmektedir.
Orta adölesan dönemin en önemli özellikleri arasında bireylerde özgürlük
algısının oluşması ve kişilik gelişiminin gerçekleşmesidir. Bu dönemde olan
bireyin değerlendirmesinde aile, okul ve akranları ile arasındaki iletişim durumu
öne çıkmaktadır. Deneme dürtüsünün bu dönemde çok kuvvetli olması
nedeniyle yüksek riskli davranışların görülmesi mümkündür [36,37].
Geç Adölesan Dönem: Bu dönem yaş aralığı 17 ile 20 olarak
değerlendirilmektedir. Bu dönemin en önemli özelliği olarak bireyselleşme ve
geleceğe yönelik planlamaların yapılmasıdır. Geç adölesan döneminde bulunan
bireyin sağlık durumu üzerinde incelemelerin yapılması genel olarak tavsiye
edilmektedir [36,37].
8
Tablo 2.1. Adölesanın Sağlık Hizmeti Gereksinimleri ile İlgili Gelişimsel Özellikleri
[40]
Görev Özellikler Sağlık Bakımı Gereksinimleri
Erken Adölesan Dönemi
Puberte Hızlı fiziksel gelişimde büyük
değişiklikler; özgüven
Gizlilik, kişisellik yaklaşımı
sergilenmelidir.
Bağımsızlık Kararsızlık Kazanılan özerklik için destek
olunmalıdır.
Kimlik Normal miyim? Güveni tazeleme ve olumlu tavırlar
sergilenmelidir.
Düşünme Ben merkezcil ve günü birliğe
odaklanma
Olayların erken sonuçları üzerine
odaklanılır.
Orta Adölesan Dönem
Puberte Kızlar erkeklerden daha öndedir Normal dışı davranışları olan kişiye
duygusal destek olunmalıdır.
Bağımsızlık Sınırları zorlar. Uyumsuzluk, deneysel
davranışlar, flört
Tutarlılık olunmalıdır.
Kişilik Ben kimim? İçe dönüş ve küresel
konulara ilgi
Muhakemesiz kabul ve nazikçe test etme
gereklidir.
Düşünme Katı ve ciddi davranışlar Problemleri çözmek ve eğitim
gereklidir.
Geç Adölesan Dönem
Puberte Yetişkin görünüm ve yavaş değişim Kronik hastalıklar dışında bakım
gereksinim çok azdır.
Bağımsızlık Gerçek bağımsızlık hakkında kararsızlık
ve aileden ayrılma
Destek olunmalıdır.
Kişilik Başkalarının gözünde ben kimim?
Cinsellik, eğitim ve meslek düşünceleri
Kişiliğin gelişmesine destek olunmalıdır.
Düşünme Ciddi davranışlar, geleceğe bakma, içe
dönüş ve vaatler
Yetişkin gibi yaklaşılmalı ve bir değişim
sürecinde olduğu göz önünde
tutulmalıdır.
2.1.2. Adölesan dönemi sağlık sorunları
Türkiye‟de 2014 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sonuçlarına (ADNKS) göre yaklaşık 10-
19 yaş grubu nüfus 12.8 milyon olup, nüfusun %16.5‟ini oluşturmaktadır [41]. 2013
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına (TNSA) göre hane halkının %17.2‟si bu yaş
grubunda yer almaktadır. TNSA 2013‟e göre 15-19 yaş aralığındaki adölesan kadınların
%5‟i çocuk sahibi veya ilk çocuğuna gebedir. Refah düzeyi düşük ailelerde adölesan
evliliklerin ve doğurganlığın daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Ayrıca 19 yaş
altındaki kadınların %16‟sı anne olmuş veya ilk çocuğuna gebe olduğu belirtilmektedir.
Kırsal alanlardaki adölesanlarda çocuk sahibi olma kenttekilere göre daha sık görülen
bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye‟de çocuk gelin oranının %30-35
olduğu tahmin edilmekte ve bölgesel olarak sıklığı değişmektedir [41].
9
Adölesan döneminin önemli sorunları arasında yer alan bir başka kavramda, çocukların
çalışmasıdır [41]. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) 2013 raporuna göre çocukların
%5.9‟u ekonomik bir getiri için çalıştırılmaktadır. Çalışan çocukların %50.2‟si ise
okullarına devam edememektedir [42]. 2014 TÜİK ölüm nedenleri istatistikleri arasında
15-24 yaş grubunda gerçekleşen ölümlerin %47.6‟sının dışsal yaralanmalar ve
zehirlenmeler kaynaklı olduğu belirtilmektedir [43]. Adölesan döneminde kazanılan
kötü alışkanlıklar arasında sigara başı çekmekte, bunu alkol ve keyif verici madde
kullanımı takip etmektedir. Adölesan yaş grubunu ilgilendiren önemli sorunlar arasında
cinsel ve üreme sağlığı sorunları önemli yer teşkil etmektedir. Dünyada ve ülkemizde
adölesanları ilgilendiren bir diğer sorun ise giderek artan fastfood tarzı beslenme
alışkanlığının yaygınlaşmasıdır [36].
Diğer yaş dönemlerine oranla hastalık ve ölümlerin daha az görüldüğü bir dönem
olmasına karşın nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan adölesanlar pek çok sorun
yaşamakta ve bu sorunlar sonraki yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. Adölesanların
karşılaştığı sorunların çoğu önlenebilmektedir. Adölesan sağlığının geliştirilmesi için
aile, okul, arkadaş ortamlarındaki günlük yaşamının geliştirilmesi gerekmektedir.
Bunun için, toplumsal düzeyde risklere ve koruyucu önlemlere odaklanılmalıdır. Ayrıca
gençlerin eğitim ve çalışma konuları ile ilgili olarak yapılacak iyileştirmeler adölesan
sağlığı açısından en etkili yaklaşımlar olarak karşımıza çıkmaktadır [36].
Özel sağlık ve gelişim gereksinimlerinin olduğu bir dönem olarak tanımlanan adölesan
döneminde bilgi, tutum ve davranışlar gelişmekte, duygusal durumlar, kişiler ve
ilişkilerle baş etmenin yöntemleri de öğrenilmektedir. Hızlı bir şekilde fiziksel,
psikososyal ve cinsel gelişimin olduğu bir dönem olması nedeniyle fiziksel, psikososyal
ve cinsel sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, adölesanlarda sigara alkol, madde
kullanımı gibi zararlı davranışlar yaşam tarzı olarak kabul edilebilmekte ve bireysel
sorunların çözülmesi için ortaya çıkan alışkanlıklar olarak değerlendirilmektedir. Bu
dönemde sağlığı etkileyen davranışların değer, tutum ve genel yaşam tarzı gibi
belirleyicileri kazanılmakta ve pekiştirilmektedir [36].
Adölesan döneminde bireylerde skolyoz [44], akne vulgaris [45], disfonksiyonel uterus
kanaması [6], beslenme bozuklukları [46], anemi [47], adölesan gebeliği ve pelvik
inflamatuar hastalık gibi fizyolojik problemler görülmektedir [6]. Ayrıca bu dönemde
10
salgılanmaya başlayan bazı hormonların etkisi ile bireylerin duygu durumlarının
oldukça karmaşık ve değişken olduğu bilinmektedir. Adölesan dönemde gerçekleşen
hızlı gelişim ve değişimin yarattığı gerilimin içerisinde, uyku sorunlarının da yer aldığı
pek çok psikososyal problem bulunmaktadır [7-10]. Adölesan yaş grubunda yer alan
bireyler genel itibariyle ciddi bir şikâyeti olmadıkça doktora başvurmamakta, genel bir
sağlık taramasından geçmemektedirler [12]. Bunun yanında, bireylerde meydana gelen
değişimler, içerisinde bulundukları dönemin psikolojik, sosyal ve fizyolojik özellikleri
gibi kabul edilmektedir [11]. Dolayısıyla, hem adölesan dönemine özgü kişinin ileriki
yaşamını etkileyebilecek pek çok sağlık sorunu gözden kaçmakta hem de yaşamın erken
döneminde başlayan sistemik, kalıtımsal ve metabolik hastalıkların erken tanısı
mümkün olamamaktadır [12].
2.2. Uyku Sağlığı
2.2.1. Uyku tanımı ve genel özellikleri
“Bilincin dış uyaranların bir kısmını veya tamamını algılamadığı, tepki gücünün
zayıfladığı ve vücudumuzdaki pek çok organın etkinliğinin büyük ölçüde azaldığı
dinlenme durumu olarak tanımlanan” uyku [13,21,48,49]; ayrıca organizmanın çevreyle
iletişiminin değişik şiddette ve uyarılarla geri döndürülebilir biçimde geçici, kısmi,
periyodik olarak kaybolduğu ve çevreye tepkisizlik hali olarak da ifade edilmektedir
[13-15,21,48-50]. Uyku sağlığı çok boyutlu bir süreçtir. Amerikan Ulusal Akıl Sağlığı
Enstitüsü uyku ve uyanıklılığı “endojen, tekrarlayan, beyinin dinamik fonksiyonel
organizasyonundaki değişiklikleri yansıtan ve fizyolojik, davranışsal ve vücut sağlığı
açısından optimizasyon yani vücudu en iyi hale getirme süreci” olarak tanımlamaktadır.
Ayrıca normal vücut dengesi ve sirkadiyen süreçlerin, uyku ve uyanıklılık halini
düzenlediği ifade edilmektedir [51,52].
Bu tanımlamalara göre insan uykusunun pek çok seviyede ve birçok açıdan analiz
edilebileceği vurgulanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında uyku kişinin kendini
değerlendirmesiyle, davranışsal, fizyolojik, sistemsel, hücresel ve genetik olarak
incelenebilir. Tüm bu analizler seviyesinde uyku miktar, süreklilik ve zamanlama gibi
parametrelere göre değerlendirilebilmektedir [51,52]. Bazı boyutlar belirli bir analiz
seviyesine özgü olarak incelenebilmektedir. Bireyin uyku sonrasında kendisini yeni
güne hazır bir şekilde zinde hissetmesi anlamına gelen uyku kalitesi; yaşam stili,
11
çevresel etkenler, çalışma ortamı, sosyal yaşam, ailenin ve bireyin kendisinin ekonomik
durumu, sağlık durumu ve psikolojik stres durumundan etkilenir. Uyku kalitesi bireyin
kendi öz değerlendirmesi ile analiz edilirken, uyku özelliği fizyolojik seviyede
değerlendirilebilir. Uykunun aktivasyonu ve deaktivasyon süreçleri ise; nöronal
seviyede özel beyin yapılarının incelenmesiyle analiz edilebilmektedir [13,21,51,53].
Uyku sağlığının tanımlamaları genellikle fiziksel, mental ve nöro-davranışsal gibi
uykunun ölçülebilir özelliklerini konu almaktadır. Uykunun boyutları doğrudan ilişkili
oldukları belirlenen çeşitli sağlık çıktılarının incelenmesiyle değerlendirilmektedir.
Uyku sağlığının ve uykunun boyutlarını tüm etkenleri ile birlikte gösteren kavramsal
model Şekil 2.1‟de verilmiştir. Uykunun çeşitli boyutlarıyla ilişkilendirilen bazı sağlık
çıktıları Tablo 2.2‟de verilmiştir. Uykunun beş boyutu birçok hastalık veya fizyolojik
belirtiyle ilişkilendirilmektedir [51].
Uyku süresi: 24 saat içerisindeki uykunun toplam süresini ifade etmektedir.
Etkili uyku ya da uykunun devamlılığı: Uykuya dalma veya uyumanın
kolaylığını, yani bu sürenin kolayca geçirilip geçirilmediğini ifade etmektedir.
Uyku zamanlaması: 24 saat içerisinde uyunan zamanları ifade etmektedir.
Uykululuk: Dikkatli uyanıklığı sürdürme durumu olarak tanımlanır.
Uyku Kalitesi: Uykunun iyi ya da kötü şeklinde öznel olarak
değerlendirilmesidir [51,54].
Şekil 2.1. Uyku sağlığının kavramsal modeli. Uyku durumunu etkileyen ara süreçler
genetik, epigenetik, moleküler ve hücresel süreçler ve sistem düzeyinde
süreçleri içermektedir. Tüm bu süreçler doğrudan veya dolaylı olarak sağlık
sonuçlarıyla ilişkilidir [51]
12
Tablo 2.2. Uyku Boyutları ve Potansiyel Sağlık Problemleri [51]
Uyku Boyutu Sağlık Sorunları
Uyku Kalitesi
Mortalite
Metabolik Sendrom
Diyabet/Bozulmuş Glikoz Metabolizması
Hipertansiyon
Koroner Arter Hastalığı
Depresyon
Uykululuk Mortalite
Koroner Arter Hastalığı
Bozulmuş Nöro-davranışsal performans
Uyku zamanlaması Diyabet/Bozulmuş Glikoz Metabolizması
Mortalite
Koroner Arter Hastalığı
Kazalar
Etkili Uyku, Uykunun Devamlılığı
(Uyku latensi, uyku süresinde uyanma
durumu)
Mortalite
Metabolik Sendrom
Diyabet/Bozulmuş Glikoz Metabolizması
Hipertansiyon
Koroner Arter Hastalığı
Depresyon
Uyku Süresi Mortalite
Metabolik Sendrom
Diyabet/Bozulmuş Glikoz Metabolizması
Hipertansiyon
Koroner Arter Hastalığı
Obezite
Bozulmuş Nöro-davranışsal performans
2.2.2. Adölesanlarda uyku özellikleri ve uyku sorunları
Uyku fizyolojisi ve ritmi bebeklik, çocukluk, adölesan ve yetişkinlik dönemlerinde
farklılıklar göstermektedir [21,48,55,56]. Bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde
gece ve gündüz eşit sayıda uyuma ve uyanma döngülerinden oluşan bir uyku düzeni
hakimken, okul çocuğu ve adölesan dönemde okul yaşamının getirdiği bir yaşam tarzı
nedeniyle uyku yerini gün içerisinde sadece bir kez uyuma uyku düzenine
bırakmaktadır [21,55]. Adölesanlarda yetersiz uyku önemli bir problem olarak
karşımıza çıkmaktadır. Ortalama lise öğrencisinin gece uyku gereksinimi 9-9.30 saat
iken bu yaş grubundaki çocukların yaklaşık 7.30-8 saat uyuduğu görülmüştür
[21,49,51,55,57-60]. Uykudaki hareketlerin kayıt altına alınmasını sağlayan bir sistem
olan aktigraf ile yapılan çalışmalarda, adölesanların ortalama uyku etkinliğinin %85
olduğu gösterilmiştir [61,62].
13
Çocuklarda uykunun tüm evrelerinin farklı işlevleri bulunmaktadır. Uykunun Non-REM
(NREM) döneminde yenilenme işlevi sağlanırken, hızlı göz hareketlerinin olduğu
dönemde; vital kognitif fonksiyonların ve santral sinir sisteminin büyüme ve gelişmesi
sağlanır. NREM uykuda, somatik büyümenin regülasyonuyla büyüme hormonu
salgılanmaktadır. Optimal öğrenme sağlanabilmesi için uyku evrelerinin hepsinin yeterli
miktarda olması gerekmektedir [35,63]. Erişkinlerle karşılaştırıldığında uykuda iken
solunumsal olayları takip eden uyarılma, çocuklarda daha az olmaktadır [35,57,58,64].
Doğumdan çocukluk çağının bitiş dönemine kadar uyku süresi, uykuya dalma süresi,
uyku dönemleri arasındaki geçiş süresi, gece ve gündüz uykuları gibi birçok uyku
parametresi değişiklik göstermektedir [35]. 1-15 yaş aralığındaki çocuklarda uykunun
evrelerine bakıldığında; evre 1 uykunun %4-7.7‟sini oluştururken, evre 2 %36-49‟unu,
evre 1 ve evre 2 toplamı uykunun yaklaşık %41-53‟ünü, evre 3 ise uykunun %14-
32‟sini oluşmaktadır. Çocuklarda Rapid Eye Movement (REM) dönemi, uyku
örüntüsünün %17.4-21.1‟ini kapsamaktadır. Çocuklarda erişkinlere oranla uyku
başlangıcından sonra evre 1 ve 2 uykusu daha kısa olmakta ve evre 3 uykusuna geçiş
daha kısa sürede olmaktadır. Adölesan döneminde total uyku süresi, NREM ve REM
azalır. Adölesanlar küçük çocuklara göre, uyku süresi daha az, evre 2 uykuları daha
fazla ve NREM uykuları daha azdır [55,58,65]. NREM-REM bebeklerde 50-60
dakikalık süreler halinde iken, 90 dakikaya kadar uzanmaktadır. Genç erişkinler ise
%25‟e kadar REM uykusu vardır. Yaşla birlikte evre 3‟ün ve toplam uyku süresi
azalmaktadır. Elektroensefalografi (EEG)‟de çocuklarda post-term 4-9 haftada
belirginleşen uyku iğcikleri, 3-6 ay sonrasında yetişkinlerdekine benzer bir görünüm
kazanmaktadır. Bu durum normal beyin fonksiyonlarının gelişiminin bir işaretidir
[35,65].
Farklı coğrafik koşullarda yaşayan çocukların uyku alışkanlıkları arasında önemli
farklar vardır. Örneğin Singapur‟da sıkı eğitim sistemi, Asya‟daki sıkı çalışma prensibi
etiği ve toplumsal beklentiler uyku bozukluğu ve düzensizliğine yol açabilmektedir.
Singapur‟da 2 yaşındaki bir çocuğun toplam uyku süresi 11.3±0.7 saat iken, İsviçre‟de
aynı yaş çocuğun 13.2±1.2 saat ve 6 yaşında bir çocuğun uyku süresi de 10.4 saat
olmuştur [35,57,66]. Çocuklar 5 yaşına kadar yaşamlarını uyanıklıktan çok uykuda
geçirirler. Bu dönem her çocukta aynı olmadığı gibi yeni doğandan, adölesan sonuna
kadar da çocuklardaki uyku düzeni ve uyku saati değişiklikler gösterir (Tablo 2.3).
14
Bunun dışında çocukların uyku süreleri etnik olarak ülkeden ülkeye değişiklik
gösterebilmektedir [65-67]. Uyku süresi, 24 saatlik sürenin Portekiz‟de %68‟ini,
Amerika‟da %69‟unu, Hollanda‟da %63‟ünü ve Almanya‟da %70‟lik bölümünü
oluşturmaktadır [68,69].
Tablo 2.3. Yaşlara Göre Ortalama Uyku Süreleri [40]
YaĢ Uyku Süresi (Saat)
Yenidoğan 16-18
3 ay 15
1 yaş 14
5 yaş 11
9 yaş 10
14 yaş 9
18 yaş 8
Bebeklikten adolesan dönemine kadar tüm çocukluk dönemlerinde uyku problemleri ile
sıklıkla karşılaşılmaktadır. Ancak, uyku problemlerinin en sık görüldüğü çocukluk
dönemi olarak adölesan çağ gösterilmektedir [18]. Yapılan çalışmalarda çocukluk
döneminde uyku bozukluklarının sıklığı %25-40 arasında değiştiği bulunmuştur
[19,35,57,66]. Adölesan döneminde bulunan bireylerin uyku sorunlarını temel olarak
gece geç uyuma ve sabah geç kalkma olarak iki başlık altında toplamak mümkündür.
Bunun yanında, akademik ve gittikçe fazlalaşan sosyal etkinlikler nedeniyle yeterince
uyumak mümkün olamazken, artan yaşa bağlı olarak daha geç yatma ve gün içerisinde
de sarkan uyanma süreleri de uyku sorunlarını beraberinde getirmektedir
[21,55,65,67,70]. Bu dönemde adölesan kendini daha bağımsız hissettiğinden
ebeveynlerin uyku zamanını sınırlandırmasında azalma olur. Bu nedenle, adölesanlarda
gündüz dikkat azlığı ve uykuya eğilim gözlenmektedir [21,35,60,70]. Adölesan
dönemde ev ödevi, spor, aktiviteleri ve arkadaşlarla beraber olma isteği nedeniyle
artmış sayıdaki talepleri çocuğun daha geç yatmasına ve uyku ihtiyacının artmasına
neden olmaktadır. Gün içi artan bu faaliyetlerini karşılayabilmek için adölesanların
%75‟i kafeinli içecekler veya enerji içecekleri almaktadır [55,71]. Uyku ihtiyacı
çocuğun duygu durumunu, dikkatini, hafızasını davranışlarını ve akademik
performansını etkilemektedir. Çoğu adölesanın uykusuz ve dalgın araba kullanması
sonucunda genç sürücüler arasında trafik kazalarında artış meydana gelmektedir
[21,70,71]. Uyku nöroendokrin fonksiyonlar ve glukoz metabolizmasında önemli bir
15
modülatördür. Adölesanlarda uyku süresinin kısalması obezite sıklığında artışa neden
olmuştur. Bunun nedeni azalmış glukoz toleransı ve insülin duyarlılığı, yükselmiş
sempatovagal ayar, gece kortizol düzeyi ve grelin düzeyi, azalmış leptin düzeyi ve
artmış açlık ve iştah olarak açıklanmaktadır [71].
Gün içerisinde uykululuk, çocuklarda yetişkinlere göre daha az rastlanan bir bulgudur.
Çocuklardaki uyku bozukluklarında hiperaktivite, agresif hareketler gibi davranış
bozuklukları görülebilmektedir. Bireylerde kronik uyku bozukluklarına öğrenme
zorlukları, gelişme ile ilgili bozukluklar, büyüme geriliği, kardiovasküler fonksiyon
bozuklukları eşlik edebilmektedir. Uyku sırasında üst hava yolunun yapısını veya
genişleme özelliğini etkileyen kraniyofasiyal travmalar veya nörolojik hastalıklar,
çocuklarda zamanla hipoventilasyona neden olabilir [64,72]. Enürezis görülme sıklığı,
uyku sırasında solunum bozukluğu olan çocuklarda daha yüksek görülmektedir.
Enürezis, obstruktif uyku apnelerinin uyanma cevabına ve mesane basıncına veya
hormon sekresyonuna etkisinden kaynaklanabilmektedir [55,73]. Adölesan dönemde
yaygınlıkla görülen diğer uyku problemleri arasında uyku hijyeni bozukluğu, insomnia
(uyuyamama hastalığı), narkolepsi (gündüz aşırı uyku eğilimi) ve huzursuz bacak
sendromu yer almaktadır [65,67]. Ayrıca, uyku iğciklerinin olmaması veya anormal
olması serebral disfonksiyon veya patolojiyi düşündürmektedir. Demir eksikliği de
uyku iğciklerini etkileyip çocuğun uyku yapısını bozmaktadır [35].
2.2.3. Adölesanlarda uyku kalitesi ve etkileyen etmenler
Çocukların fiziksel gelişme, bilişsel işleyiş ve öğrenmelerini içeren davranış gelişmeleri
ile uyku arasında bir ilişki olduğu belirtilmektedir. Uykunun hem kalitesi hem de
kantitesi (uyku süresi gibi ölçülebilen özellikleri) çocuğun normal büyüme ve
gelişiminde önemlidir. Çeşitli çalışmalar çocuklarda uyku bozukluklarının sık olduğunu
göstermiştir [57,66]. Yapılan çalışmalarda hem toplum hem de klinik örneklemlerde
uyku kalitesi ile ilgili yakınmalar yaygın olduğu için uyku kalitesinin oldukça önemli
bir kavram olduğu belirtilmiştir [67,74]. Bu açıdan bakıldığında, kişinin uyandıktan
sonra kendini zinde, formda ve yeni bir günü yaşamaya hazır hissetmesi olarak
tanımlanan uyku kalitesi; bireyin fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan sağlık
durumunu ortaya koymaktadır [17].
16
Uyku biyopsikososyal bir süreçtir ve kompleks biyolojik ritimlerden etkilenmektedir.
Homeostatik mekanizmalar, kronobiyolojik faktörler, aile, karakter, kültürel inançlar ve
aile değerlerin hepsi uyku özelliğinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır [35,55]. Aile
bireylerinin kişiliği, psikopatolojisi, işi ve eğitimi gibi faktörler erken çocukluktaki
uykunun özellikleri açısından önemlidir. Psikolojik olgunlaşmasını tamamlamış aileler
daha kolay empati kurup çocuğun kendi düzeninin gelişmesi için optimal şartları
sağlarken, stresli ve evlilikte problemi olan ailelerde zayıf çocuk ve ebeveyn ilişkisi
çocuğun uykusunu negatif olarak etkilemektedir [35]. Ailelerin yatmadan önce çocuğa
yiyecek bir şeyler veya içecek vermesi gibi uygunsuz davranışları da çocuğun uykuya
başlamasını zorlaştırmaktadır. Coğrafik, iklimsel, ekonomik, bölgesel ve tarihsel gibi
kültürel özellikler uykuya başlama, uykuya başlangıç aşamasındaki ritüeller ve uyku
zamanını etkilemektedir. Örneğin, okul öncesi yaştaki İtalyan çocuklarının yatak
ritüelleri ve aileleri ile beraber sosyal aktivitelere katılmaları nedeniyle yatağa daha geç
gittikleri rapor edilmiştir. Ayrıca, Çinli çocukların diğer çocuklara göre daha az
uyuduğu, Alman çocukların ise Amerikalı çocuklardan daha düzenli ve daha fazla
uyuduğu saptanmıştır. Uyku özelliklerindeki bu farklılıkların kültürel nedenlerden
kaynaklandığı ifade edilmektedir. Uyku zamanı rutinleri de ülkeler arasında farklıdır.
Amerikalı aileler için uyku ritüelleri çok önem taşırken; İtalya, İspanya, Yunanistan gibi
ülkelerde bu ritüeller daha azdır [74,75]. Alman çocuklarında en önemli uyku problemi
%10 oranında gündüz uykululuk hali olarak bulunmuştur. Sosyal özellik olarak bazı
etnik gruplarda çocuklar anne babalarıyla aynı odada ve aynı yatakta 2-3 yaşına kadar
veya diğer çocuk doğana kadar yatmaktadır. Ayrıca çocukların ebeveyninden ayrı bir
uyku örtüleri de bulunmamaktadır. Bunun dışında en büyük sosyal farklılıklardan biri
özellikle İspanya, Meksika gibi ülkelerde yetişkinlerde yaygın olan siestalardır (öğlen
verilen küçük aralarda uyumak). Bu da günlük uyku yapısının değişmesine neden
olmaktadır [35,74,75]. Uyku ile ilgili olarak adölesan bireye ve ailesine verilen iyi bir
eğitim ile uyku ritüeli oluşturulması ve uyku hijyenine dikkat edilmesiyle birlikte, bir
kısım uyku bozukluklarının önüne geçilebileceği bildirilmiştir [21,55].
Medya kullanımı, özellikle akşamları, veya yatak odasında televizyon ve bilgisayar gibi
elektronik eşyaların bulunmasının adölesanın uyku kalitesini olumsuz etkilediği
gösterilmiştir. Gün içerisinde şiddet içeren programların seyredilmesi ya da oyunların
oynanması da uyku kalitesini düşürdüğü belirtilmiştir [55,76,77]. Bu durumların nedeni
17
olarak ise; adölesan dönemde ebeveyn denetiminin azalması veya kalkması
gösterilmektedir [55,77]. Adölesanlarda uykuya başlamada, dalmada gecikme ve
gündüz uykululuk, uyku süresi açısından en önemli problem iken, uykuya gitmede
direnç, gece uyanma, uyku anksiyetesi, parasomniler ve uyku ilişkili solunum
problemleri küçük çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu bozukluklar kız çocuklarda
daha sık gözlenmiştir. İki ebeveynli ailelerde yaşayan çocuklarda göre tek
ebeveynlilerde uyku kalitesinin daha kötü olduğu bulunmuş ve çocuklarda yatma
direnci, anksiyete ve gece uyanmasının daha fazla olduğu gözlenmiştir [35]. Uyku
kalitesini ve sağlığını etkileyen en önemli çevresel etkenlerin içerisinde aile ile ilişkileri
yer almaktadır [55,78]. Uyku alışkanlıkları cinsiyete, yaşanan bölgeye, sosyoekonomik
duruma, mevsimlere göre değişiklik göstermektedir [35]. Bunun dışında adölesanın
uyku kalitesini olumlu yönde etkileyen etmenleri aşağıdaki gibi belirtmek mümkündür.
Karanlık, serin, sessiz odada uyunması,
Yalnızca uyku için kullanılan rahat bir yatak ve yatak odası olması, çocuğu
farklı yerlerde uyutulması yerine hep aynı yatakta uyutulması. Böylece
çocuğun son aklında kalan görüntülerin ve oradaki sürekli duran oyuncaklar,
örtüler gibi yatağa ilişkin görüntüler olacağı belirtilmektedir.
Sabah uyanma zamanının tutarlı olması,
Yatmadan 90 dk. öncesi gerçekleştirilen ılık banyonun uyku kalitesini artırdığı
ifade edilmektedir.
Yatmadan önce ağır gıdalar yememek veya bir şeyler içilmemesi,
Yatmadan 30 dk. önce çocuğun gevşemesini sağlamak için televizyon ve
bilgisayar oyunlarından uzak kalmasını sağlamak,
Yatak odasında televizyon, bilgisayar, telefon gibi elektronik cihazların
bulundurulmaması,
Yatma zamanından 1-2 saat önce egzersiz yapılmaması,
Yatmadan önce mental simülasyon yapıcı aktivitede bulunulmaması,
Yatmadan önce kafein ve kafeinli gıdaların tüketilmemesi,
Yalnızca yaşa uygun olarak gündüz uykusu uyunması,
Sabah en az 30 dk. gün ışığına maruz kalınması,
Düzenli egzersiz yapılması,
Gün boyunca stres ve üzüntüden korunma teknikleri kullanılması,
18
Sevilen bir battaniye, örgü ya da yumuşak bir oyuncak gibi geçiş nesnelerin
kullanılması,
Rutin uyku zamanı ritüelinin geliştirilmesi,
Hastalık sırasındaki düzen bozulmalarının sürüp gitmesine izin verilmemesi.
Çocuğun her gece aynı saatte uykuya yatırılması düzenli alışkanlıklar
kazanması açısından çok önemlidir.
Gerekli görülürse çocuk çok huzursuzsa küçük bir gece lambası devamlı yanar
durumda bırakılabilir.
Her gece aynı rutini aynı sırayla yapmak önemlidir [35,65,67,68].
Şenol ve çalışma arkadaşları, adölesanların %54.7‟sinin kötü uyku kalitesine sahip
olduğunu, adölesanlarda ders çalışırken (%60.3) ve okulda ders dinlerken uykusuzluk
problemi yaşayanların (%49.3), daha kötü uyku kalitesine sahip olduklarını
bildirmişlerdir [21]. Ayrıca, adölesanların %25‟inde uykusuzluk semptomlarının
görüldüğü ve %4‟ünde DSM IV (Diagnostic and Statistical Manual of Mental
Disorders) kriterlerine uyan ileri derecede uyku bozuklarının yaşadığı ifade edilmektedir
[20]. Uyku problemleri dikkat toplamada güçlük, gündüz uykululuk hali, dürtüsellik,
huysuzluk, hırçınlık, akademik başarıda düşüklük, öğrenme bozuklukları, sosyal
ilişkilerde sorunlar, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, patolojik derecede utangaçlık gibi
birçok olumsuzluğa neden olabilirken, fizyolojik ve psikiyatrik nedenlerin de içerisinde
bulunduğu pek çok kavram uyku problemlerine neden olabilmektedir [17,22,23].
Çocuklarda primer uyku hastalıklarını düşünürken gün içinde aşırı uykululuk halinin
yanı sıra düşük entelektüel zeka, hafıza ve dikkat kapasitesinin bozulması, dikkat
eksikliği, okul başarısında düşüklük gibi semptom ve bulgularda değerlendirilmelidir.
Singapur‟da çocuklar üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, uyurken karanlıktan
korkma %61.6, başka bir yatakta uykuya dalma %53, yatağa gitmeyi geciktirme %56.7,
uyku ilaçları gibi uyumaya yardımcılar %41.9, sabit yatak zamanı rutinlerini takip
etmek %52.2, uykuya dalmak için birine ihtiyaç duyma %73.1 olarak bulunmuştur.
Televizyon seyrederken uykuya dalma %33.9, araç kullanırken uyuma %47.3, gündüz
uykululuk hali %7.8, gün boyunca dayanılmaz uyku dürtüsü %15.6, uygunsuz
zamanlarda uykuya dalma %13.2 ve uyanmanın uzun sürmesi %8.9 olarak
belirlenmiştir [35,60].
19
Qwens‟in yaptığı çalışmada evde başka kardeşi olan çocukların diğer çocuklara göre
geç yatma ihtimali daha fazla bulunmuştur. Düzensiz yatış zamanı ve ebeveynin
odasında uyuma siyahilerde en fazla, odasında elektronik eşya bulundurma ise
İspanyollar da fazla bulunmuştur. Tavsiye edilen yeterli günlük uykuya adölesanların
sadece %66‟sinin ulaştığı, %25‟inin daha az, %10‟unun ise normalden daha fazla
uyuduğu ifade edilmektedir. Uyku kalitesi ve yaşam tarzı özellikleri arasındaki
ilişkilerin incelendiği bir çalışmada; düzenli uyuyan çocuklar %77.0, gece sıklıkla
uyanan %78.0, saat 21.00 ve daha öncesinde yatağa giden %75, yetişkinlerin odasında
uykuya dalan %56, odasında elektronik eşya bulunduran %23 olarak belirlenmiştir.
Yine, düzensiz ve geç yatağa giden adölesanların uyku kalitesinin, düzenli ve erken
yatanlardan iki kat daha kötü uyku kalitesine sahip olduğu belirlenmiştir [51]. Uyku
kalitesi iyi olanlarla karşılaştırıldığında kötü uyku kalitesine sahip öğrencilerin fiziksel
ve psikososyal sağlık problemlerinden anlamlı şekilde daha fazla muzdarip oldukları
bildirilmektedir [33]. 2008 yılında yayınlanan bir meta-analizde uyku süresi daha kısa
olan adölesanların obezite riskinin %58 oranında daha yüksek olduğu gösterilmiş ve
adölesanlar arasında uyku süresi ile obezite riski arasında ters orantı olduğu ortaya
konmuştur [79]. Yoğun bir şekilde uykusuzluk problemi yaşayan adölesanlarda
psikiyatrik bozukluklar [22,80], cinsel istismar [81], uygun olmayan çevre koşulları ve
ailesel faktörlerin önemli bir yer tuttuğu rapor edilmiştir [19,82]. Uyku kalitesi bozuk
olan ya da uyku bozukluğu sorunu yaşayan adölesanlarda depresyon [80], kronik
yorgunluk sendromu [8], akademik başarıda düşüklük [18,23,81] ve saldırganlık
davranışları [23,83] gibi ciddi sorunlar görülebilmektedir. Adölesanların yaşam kalitesi,
sağlıklı gelişebilmesi, tüm bedensel süreçlerini sürdürebilmesi ve gün içerisinde sosyal
iletişimine optimal zaman ayırabilmesi için yeterli ve etkili uykunun önemli olduğu
ifade edilmektedir [19,22,84].
2.2.4. Adölesanlarda uyku sağlığının geliĢtirilmesinde hemĢirenin rolü
Adölesanların yaşadığı uyku bozuklukları; yaşamı tehdit eden kazalara, psikososyal
işlevlerde önemli bozukluklara neden olabilen ve sıklığı açısından büyük önemi olan
halk sağlığı sorunları arasında yer almaktadır [23]. İnsan yaşamının 1/3‟ünü kapsayan
ve sağlık durumunun sürdürülmesinde önemli rol oynayan uykunun, adölesanın sağlıklı
olmasında ve sağlığının sürdürülmesinde önemli bir yeri vardır. NANDA (North
American Nursing Diagnosis Association)‟nın hemşirelik tanılarından biri olan
20
uykusuzluk/uyku örüntüsü bozukluğu [85], adölesan sağlığı açısından önemli bir yere
sahiptir. Bağımsız hemşirelik uygulamaları içerisinde yer alan ve alternatif tedavi
yöntemlerinden biri olan progresif gevşeme egzersizleri, uyku kalitesini arttırmak
amacıyla günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır [86-88]. Uyku kalitesinin
arttırılmasında hemşirelerin diğer önemli bir görevi ise uyku hijyenine yönelik eksik ya
da hatalı uygulamaların belirlenip, düzeltilmesini sağlamaktır. Hemşireler uyku hijyeni
ile ilgili genel ilkelerin öğrenilmesini ve uygulanmasını sağlayarak uyku kalitesinin
arttırılmasına yardımcı olabilmektedirler [34]. Çocuk ve ailesine uyku ve uyku sağlığı
ile ilgili temel bilgileri sunmak, uyku ile ilgili aile rutinleri ve davranışlarının
değiştirilmesinde interaktif, yaratıcı, eğlenceli ve çocuk odaklı eğitim mekanlarının
kullanılması için aileye rehberlik etmek günümüzde çocuk sağlığı ve hastalıkları ile
ilgilenen sağlık profesyonellerinin sıklıkla başvurduğu yöntemlerden birisi haline
gelmektedir [35]. Bunun yanında, sağlığın korunmasında ve sürdürülmesinde etkinyeterli uyku ile uyku kalitesinin etkisinin bilinmesi ve bu konularda gereken
çalışmaların okul sağlığı çerçevesinde yapılması adölesanlarda olası uyku sorunlarının
erken dönemde tespit edilmesi açısından önem taşımaktadır. Pediatri hemşiresinin
görevlerinde “Çocuğun sağlığını korumak ve geliştirmek için bakımın her düzeyinde
aileye rehberlik eder, sağlık eğitimini planlar, uygular” ifadesi yer almaktadır [89]. Bu
açıdan bakıldığında, hemşireler adölesanlarda optimal sağlığın sürdürülmesi için
bireysel uyku gereksinimlerini belirleyip, istenen düzeyde karşılanmasına yardımcı
olarak, adölesanların sağlıklı olmasında ve