Özgüven Kazanma Yolları
G # A
Özgüven Kazanma Yollan
DALE CARNEGIE
Telif Hakkı © 2005 by JMW Group Inc.
© 2006 GOA Basım Yayın ve Tanıtım Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.
Kitabın orijinal ismi PUBLIC AND CONVERSATIONAL SPEAKING
olup tüm yayın haklan Türkiye’de GOAYayınları'na aittir.
Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında
yayıncının izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.
Aslı Karasuil Telif Hakları Ajansı ve Tıc. A.Ş.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Sarayı
Türkocağı Cad. No: 1 Kat: 1 Cağaloğlu - İstanbul
Türkçeye Çeviren : Selman Dinler
Redaktör : Emek Tekeli
Yayına Hazırlayan : Işıl Ölmez
Bu kitap GOA Basım Yayın ve Tanıtım Hizmetleri tarafından hazırlanmış ve
Kitap Matbaası’nda basılmıştır.
Davutpaşa Cad. Emintaş Kazım Dinçol San. Sit.
No: 81/21 Topkapı-lstanbul 0212.501 46 36
GOA Basım Yayın ve Tanıtım Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.
Süleyman Seba Cad. BJK Plaza A Blok No: 27 Beşiktaş-istanbul
Tel: (0.212) 261 76 76 info@goa.com.tr www.goa.com.tr
İÇİNDEKİLER
Önsöz...........................................................................................................9
I. Medeni Cesaret ve Özgüveni Geliştirmek..................................... 11
II. Hazırlıkla Gelen Özgüven...................................................................28
III. Ünlü Hatipler Konuşmalarını Nasıl Hazırlardı?........................... 50
IV. Hafızayı Geliştirmek..............................................................................73
V. Dinleyiciyi Uyanık Tutmak..................................................................94
VI. Başarılı Konuşmanın Temel Unsurları..........................................112
VII. İyi Sunumun Sırrı................................................................................. 127
VIII. Platfrom Duruşu ve Kişiliği...............................................................146
Özgüven Kazanma Yolları
Dale Carnegie
1888-1955
Dale Carnegie günümüzde insandaki potansiyel gücü açığa çıkarmaya çalışan hareketin ve düşüncelerin öncüsüdür. Öğretileri
ve yazılan tüm dünyada insanların kendilerini daha özgüvenli, çekici ve etkili bireyler olarak görmelerine yardım etmiştir.
Carnegie, ilk topluluk önünde konuşma dersini 1912’de New
York’taki YMCA’da verir. O dönemde verilen pek çok topluluk
önünde konuşma kursundaki gibi Carnegie derse, teorik bilgilerle
başlar fakat çok geçmeden sınıftaki öğrencilerin sıkılmış ve rahatsız
göründüğünü fark eder. Bir şey yapmakdır.
Dale dersi keserek, arka sıralarda oturan bir adamı sakince işaret eder, ayağa kalkmasını ve kısaca geçmişinden söz etmesini ister. Öğrenci bitirdiğinde başka bir öğrenciden kendisinden söz
etmesini ister ve böylece sınıftaki herkes kısa bir konuşma yapana
kadar bu sürer.
Kursu o kadar popüler olmuştur ki başka şehirlerde de vermesi istenir. Yıllar geçtikçe kursun içeriğini geliştirmeye devam eder.
Öğrencilerin en çok kişiler arası ilişkilerini geliştirmekle ilgilendiklerini öğrenir. Bunun sonucu olarak kursun üzerinde durduğu
nokta topluluk önünde konuşmadan diğerleriyle iyi geçinmeye
kayar. Ve artık konuşmalar son nokta olmaktan çıkıp son noktaya
giden araçlara dönüşmüştür.
Öğrencilerinden öğrendiklerine ek olarak Carnegie, başarılı kadın
ve erkeklerin hayatlarına dair detaylı bir araştırmayla meşgul olur.
Bunu dersleriyle birleştirir ve bu onu, ünlü kitabı D ost Kazanma v e
İnsanları Etkileme Sanatı 'nın yazılmasına götürür.
Bu kitap kısa sürede en çok satanlar listesine girer ve 1936’da
yayınlanmasından (ve 1981’de yenilenmiş baskısından) sonra 20
milyonun üzerinde satar. 36 dile çevrilir. 2002’de D ost K azanm a v e
İnsanları Etkileme Sanatı 20. yüzyılın bir numaralı iş-kitabı seçilir.
Dale Carnegie
1948’de yazılan Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak da milyonlarca basılıp satılır ve 27 dile çevrilir.
Dale Carnegie kursları pek çok ülkede verildi ve fabrikalardaki
işçilerden iş dünyasındaki patronlara ve yöneticilere, hükümet liderlerine kadar her türlü sosyal sınıftan erkek ve kadının hayatını
etkiledi.
Dale Carnegie 1 Kasım 1955’te ölür. Washington’da çıkan bir
gazetede yayınlanan vefat ilanında topluma katkıları şöyle özetlenir: Dale Carnegie evrenin derin gizemlerinden hiçbirini çözmedi
belki ama insanların birbirleriyle iyi geçinmelerine kendi kuşağındaki herkesten daha çok yardım etti — ki bazen bu her şeyden çok
daha büyük bir ihtiyaçtır.
Özgüven Kazanma Yolları
Önsöz
Bir dinleyici gnıbıı önünde ayakta dururken, otururken düşündüğiinit kadar
iyi düşünemeyeceğinizi gösteren en ufak bir sebep var mıdır? Ayağa kalkıp dinleyicilere hitap ederken midenize kelebeklerin dolması ve “ürpertilerin" kurbanı
olmanız için hiçbir neden var mıdır? Bu durumun kesinlikle düzeltilebileceğini
fark edin, eğitim ve pratik seyirci korkunuzu geçirecek ve size kendinize güven verecektir.
Dale Carnegie
insanlara en büyük korkulannm ne olduğu sorulduğunda en
sık verilen cevap ölmek ve ikinci sık cevapsa topluluk karşısında
konuşmaktır.
Gerçekten de zeki, konuşkan, diğerleriyle baş başayken fikirlerini rahatlıkla ifade edebilen pek çok insanın, küçük de olsa bir
dinleyici grubu karşısmdayken dilinin tutulup dehşete düştüğü
doğrudur. Personel toplantılannda konuşmaktan korktukları için
işadamları kariyerlerinde yükselememiş, önemli fikirlere sahip kadın ve erkekler bir toplulukta, kilisede ya da okul konferansında
bunlan ifade etmek yerine kendilerine saklayagelmişlerdir. Ama
bu, kolaylıkla üstesinden gelinebilecek bir korkudur.
Dale Carnegie insanlara diğerlerinin karşısında konuşma korkularının üstesinden gelme eğitiminde bir öncüydü. Topluluk
önünde konuşma kurslarına dünya çapında yüz binlerce insan katıldı. Kariyerinin başlarında yoğun ısrarlar sonucu kurslarını bu
kadar başarılı yapan prensiplerin anahatlarını çizen bir kitap yazdı.
Bu kitapta bir konuşma hazırlayıp sunmanın temel öğelerini
bulacaksınız. Gerekli bilgiyi nasıl vereceğinizi, konuşmanın ilk
dakikalarında dinleyicinin dikkatini toplama sanatını, konuşmanızın dinleyiciye anlamlı gelmesi için nasıl örnekler, anekdodar, istatistikler ve benzetmeler ilave edeceğinizi, dinleyicilerinizi ikna
edip mesajınızı nasıl kabul ettireceğinizi, vücut dilini kullanıp konuşmanızı nasıl zenginleştireceğinizi öğreneceksiniz. Ayrıca mi9
Dale Carnegie
zahı ne zaman ve nasıl kullanacağınızı, ana fikirlerinizin anlaşılıp
hatırlanacağından ve onlara göre davranılacağmdan emin olmak
için konuşmanızı nasıl toparlayıp bitireceğinizi de öğreneceksiniz.
Bunlara ek olarak, kürsüde varkğınızı güçlendirip kişiliğinizi
geliştirecek ve söylemeyi planladıklarınızı ezberlemeden anımsamanıza yardımcı olacak tavsiyeler alacaksınız. Diksiyon ve gramerinizi geliştirecek alışürmalar, ünlü veya pek tanınmamış birçok
hatibin bu seçkin konuşmalan nasıl yaptıklarına dair düzinelerce
örnek bulacaksınız.
Kitap içinde bahsedilen ya da alıntı yapılan toplumsal kişiliklerin çoğu kitabın yazıldığı 1920 yılında iyi tanınıyordu ama bu kişiler bugünün okuyucusuna tanıdık gelmeyebilir. Bununla birlikte,
uyguladıklan prensipler o zaman olduğu kadar bugün için de değerlidir ve bu prensiplerden kitabın ilk okuyucuları kadar siz de
faydalanabilirsiniz. Ayrıca, daha güncel örnekler de kitaba ilave
edilmiştir.
Bu kitap başarılı bir konuşmacı olmak için ayrıntılı bir yol haritası vermektedir ama bu sadece kâğıt üzerinde bir plandır. Ayağa
kalkıp gruplara konuşma yaparak burada okuduklarınızı uygulamak size bağlıdır, işinizde, katılacağınız bir sonraki dernek toplantısında, özel olarak ilginiz olan bir konu hakkında konuşmaya
gönüllü olduğunuz iş ya da mesleki bir organizasyonda, üyesi olduğunuz bir toplulukta, bir kilise grubunda. Küçük ya da büyük
bir dinleyici grubu karşısında bu kitapta öğrendiğiniz teknikleri
uygulayarak rahat, kendine güvenli olacaksınız ve fikirlerinizi
mantıkk ve heyecan verici bir üslupla yansıtacaksınız. Bunun
memnuniyet verici ve yapmaya değer bir deneyim olduğunu göreceksiniz.
10
I
Özgüven Kazanma Yolları
MEDENİ CESARET VE ÖZGÜVENİ GELİŞTİRMEK
“Cesaret erkekliğin baş vasfıdır. "
Daniel Webster
“G eleceğe korkulu gözlerle bakmak asla güvenli değildir."
E.H. Harriman
“Asla korkularınızdan tavsiye almayın. ”
Stonewall Jackson’ın sloganı
“Eğer kendinizi belirli bir şeyi yapabileceğinize ikna ed ersen t, bu şey eğ er
mümkünse, ne kadar zor olursa olsun onu yaparsınız. Eğer bunun aksine, dünyadaki en basit şeyi yapmanın imkânsız olduğunu düşünürseniz, artık onu yapmanız
imkânsızdır ve köstebek yuvaları sizin için tırmanması imkânsız dağlara dönüşür. ”
Emile Coue
“Cesaret baskı altındaki zarafettir. ”
Emest Hemingway
“Etkili konuşma kabiliyeti doğuştan gelen bir yetenekten ziyade kazanılmış bir
beceridir. ”
William Jennings Bıyan
“Konseyde kişisel yükselişi garanti etmek için hitabet, bilgin ve vakur olmaktan çok daha faydalıdır."
London Daily Telegraph
11
Dale Carnegie
Topluluk karşısında konuşma kurslarına kaydolan insanlara bundan ne kazanmayı umduklan sorulduğunda, büyük çoğunluk şaşırtıcı
biçimde aynı cevabı verir: “Ayağa kalkıp konuşmam istendiğinde o
kadar utanıp korkuyorum ki net bir şekilde düşünemiyorum, konsantre olamıyorum, söylemeye niyedendiğim şeyleri hatırlayamıyorum. Kendine güven, sakinlik ve ayaktayken düşünebilme becerisi
kazanmak istiyorum. Bir iş, kilise ya da toplantı grubu ya da herhangi
bir dinleyici grubu karşısında düşüncelerimi mantıklı bir sıraya koymak ve ne söyleyeceksem anlaşılır ve ikna edici bir biçimde söyleyebilmek istiyorum.”
Somut bir olayı aktaracak olursak: Yıllar önce Philadelphia’daki
topluluk karşısında konuşma kursuma D.W. Ghent adında bir beyefendi katılmıştı. Açılış bölümünden hemen sonra beni Fabrikatörler
Kulübü’ne, kendisiyle öğlen yemeği yemeye davet etti. Orta yaşlı bir
adamdı ve hep aktif bir hayat sürmüştü; kendi üretim tesisinin başkanıydı, kilise işlerinde ve sivil toplum örgüderi içinde ileri gelen bir kişiydi. O gün öğle yemeğindeyken masaya dayandı ve ‘Tek çok defa
değişik toplantılarda konuşma yapmam istendi ama hiç bunu yapamadım. O kadar telaşlanıyorum ki zihnim tamamen boşalıyor, bu
yüzden hayatım boyunca bu konudan kaçtım. Ama şimdi bir kolejin
mütevelli heyetinin başkanıyım. Toplantılarına başkanlık etmek zorundayım. Gerçekten biraz konuşma yapmalıyım. Sizce hayatımın bu
geç döneminde konuşmayı öğrenmem mümkün mü?” diye sordu.
“Bence mi Bay Ghent?” diye cevapladım. “Bu benim kanaatimle
ilgili bir mesele değil. Yapabileceğinizi biliyorum, yalnızca talimatları
uygulayarak ve pratik yaparak bunu yapacaksınız. ”
Buna inanmak istedi ama fazla tozpembe, fazla iyimser görünüyordu söylediklerim ona. “Korkarım yalnızca kibariık yapıyorsunuz,”
diye cevapladı, “sadece beni cesaredendirmeye çakşıyorsunuz.”
Eğitimini tamamladıktan sonra bir süre birbirimizle bağlantımız
koptu. Birkaç yıl sonra tekrar görüştük ve yine birlikte Fabrikatörler
Kulübü’nde öğle yemeği yedik. İlk seferki köşede ve aynı masada
oturduk. Ona önceki konuşmamızı hatırlattım ve o zamanlar çok
12
mu iyimser olduğumu sordum. Cebinden kırmızı kapk küçük bir
defter çıkardı ve konuşmalan ve tarihlerinin bir listesini gösterdi.
“Bunlan yapabiliyor olmam,” diye itiraf etti “bunları yaparken aldığım haz, topluma verdiğim bu ek hizmet, bunlar hayatımdaki en
hoşnut edici şeyler arasında. Sadece sayısız konuşma yapmakla kalmadım, aynı zamanda şu yakınlarda, bu şehirdeki tüm cemiyet liderleri arasından o zamanlar İngiltere başbakanı olan- Lloyd George’un
Philadelphia’da halka hitap edeceği bir mitingde açılış konuşmasını
yapmak için seçildim.”
Bu adam, üç yıldan daha az bir zaman önce aynı masada oturan
ve bana ciddi bir şekilde onun topluluk önünde konuşma yapabileceğini düşünüp düşünmediğimi soran adamdı.
Konuşma kabiliyetindeki bu hızlı ilerleme sıra dışı mıydı? Hiç değil.
Buna benzer yüzlerce vaka var. Mesela, bir başka belirli örneği aktaracak olursak: Dr. Curtis diyeceğimiz Brooklynli bir doktor kışı
Flonda’da, Giants takımının antrenman sahası yakınlarında geçirmişti.
Tutkulu bir beyzbol hayranı olarak sık sık Giants’ın antrenmanlarını
izlemeye giderdi. Zamanla takımla oldukça iyi arkadaş oldu ve onurlarına verilen bir resmi ziyafete katılmak için davet edildi.
Kahve ve çerez ikramından sonra seçkin konuklardan birkaçı
“bir-iki söz söylemek üzere” çağrıldı. Birden, kadehini kaldıran davet
sahibinin ani ve beklenmedik bir patlama misali “Bu gece bir doktor
bizimle birlikte ve Dr. Curtis’ten beyzbol oyuncularının sağlığıyla ilgili bir konuşma isteyeceğim,” dediğini duydu.
Hazırlıkk mıydı? Kesinlikle. Dünyadaki en iyi hazırkğa sahipti:
Neredeyse otuz yıldır hijyen üzerinde çalışıyordu ve hekimlik yapıyordu. Sandalyesinde oturup sağındaki ya da solundaki adama bu
konu hakkında tüm gece konuşabilirdi. Ama ayağa kalkıp küçük de
olsa bir dinleyici grubuna aynı şeyleri söylemek, bu başka bir meseleydi işte. İnsanı felç eden bir mesele. Kalbi iki kat hızk çarpmaya ve
bunun düşüncesi yüzünden daha da hızlanmaya başladı. Hayatında
hiç topluluk önünde bir konuşma yapmamıştı ve kafasındaki tüm
fikirler kanatlanıp uçmuştu.
Özgüven Kazanma Yolları
13
Dale Carnegie
Ne yapmalıydı? Dinleyiciler alkışlıyor, herkes ona bakıyordu. Başını salladı. Ama bu yalnızca alkışlan kuvvedendirdi, isteği artırdı.
‘Dr. Curtis! Konuş! Konuş!” bağınşlan giderek yükselerek daha ısrarcı çıkmaya başladı.
Kesin olarak umutsuz bir durumdaydı. Ayağa kalkarsa çuvallayacağını, ağzından yarım düzine cümle bile çıkmayacağını biliyordu.
Böylece ayağa kalktı ve tek kelime etmeden sırtını arkadaşlarına dönüp derinden utanmış ve küçük düşmüş bir adam olarak sessizce
odadan çıktı,.
Brooklyn’e geri döndükten sonra yaptığı ilk işlerden birinin benim topluluk önünde konuşma kursuma kaydolmak olması şaşırtıcı
olmasa gerek, ikinci bir defa daha dili tutulup o utanç verici duruma
düşmeye niyeti yoktu.
Bir öğretmeni hoşnut eden öğrencilerdendi: Ölümüne istekliydi.
Konuşabilmeyi istiyordu ve arzulanyla ilgili içinde hiçbir gevşeklik
yoktu. Konuşmalannı eksiksizce hazıdıyordu, gayretle üzerlerinde
çalışıyor ve kursun tek bir dersini bile kaçırmıyordu.
Bu tip bir öğrenci her zaman ne yaparsa onu yapıyordu; kendisini
de şaşırtan bir hızla, en iyimser umutlarının bile ötesinde ilerliyordu.
İlk birkaç dersin ardından gerginliği yatıştı, kendine güveni sürekli
arttı. İki ay içinde grubun en parlak konuşmacısı haline geldi. Çok
geçmeden başka yerlerdeki konuşma davetlerini kabul etmeye başlamıştı; artık o hissi ve canlılığı, kendisine verdiği saygınlığı ve beraberinde getirdiği yeni arkadaşlan seviyordu.
New York Şehri Cumhuriyetçi Seçim Kampanyası Komite üyelerinden biri onun bir topluluğa yaptığı konuşmalardan birini duyarak
ondan partisi için seçim propagandası yapmasını istedi. O politikacı
eğer daha bir yıl önce bu konuşmacının topluluk önünde konuşmaktan korktuğu için dilinin tutulup bir ziyafet salonundan utanç içinde
ve kafası karışmış bir şekilde çıkıp gittiğini bilse kim bilir ne kadar
şaşırırdı.
Kendine güven ve medeni cesaret kazanmak, bir gruba hitap
ederken sakin ve düzgün düşünebilmek, pek çok insanın hayal etti14
Özgüven Kazanma Yolları
ğinin onda biri kadar bile zor değildir. İlahi güçler tarafından yalnızca
birkaç seçilmiş bireye ihsan edilmiş yetenekler değildir bunlar. Golf
oynama becerisi gibidir. Eğer yeteri kadar istek varsa herkes kendi
potansiyel kapasitesini geliştirebilir.
Bir dinleyici grubu karşısında ayaktayken, otururken düşünebildiğiniz kadar iyi düşünemeyeceğinize dair en küçük bir sebep var mıdır? Kesinlikle olmadığını biliyorsunuz. Aslında, bir grup karşısında
daha iyi düşünüyor olmanız gerekir. Orada bulunuşlan sizi canlandırmalı ve harekete geçirmelidir. Pek çok konuşmacı bir dinleyici
grubunun varlığının bir uyarıcı olduğunu, ilham verip kafalarının daha mantıklı, daha keskin çalışmasına neden olduğunu söyleyecektir.
Böyle zamanlarda sahip olduklarından haberleri olmadıklan düşünceler, gerçekler, fikirler; dumanı tüterek sürüklenip gelmekte ve
Henry Ward Beecher’in dediği gibi “sadece ellerini uzaüp bu sıcaklığa dokunmalan” gerekmektedir. Bu sizin kendi tecrübeniz olmalıdır.
Ve muhtemelen pratik yapıp azimle devam ederseniz böyle de olacaktır.
Bunlardan sonra şundan kesin olarak emin olabilirsiniz: Eğitim
ve pratik seyirci korkunuzu geçirecek, size özgüven ve kalıcı bir medeni cesaret verecektir.
Kendi durumunuzun alışılmadık ölçüde zor olduğunu düşünmeyin. Sonradan kendi kuşaklannın en seçkin konuşmacılan bile kariyerlerinin başlarında bu kör edici korku ve utangaçlık belasından
mustariptiler.
Kendi kuşağının en büyük hatibi kabul edilen William Jennings
Bryan ilk denemelerinde basbayağı dizlerinin titrediğini itiraf etmiştir.
Mark Twain ilk defa ders vermek için ayağa kalktığında ağzına
pamuk doldurulmuş gibi hissetmiş ve nabzı bir kupa için yanşıyormuşçasına hızlanmıştır.
Vicksburg’u alan ve o zamana kadar dünyanın gördüğü en büyük
ordulardan birini zafere götüren General U.S. Grant bile topluluk
önünde konuşmaya teşebbüs ettiğinde korkuyla titrediğini itiraf etmiştir.
15
Dale Carnegie
Kendi kuşağı boyunca Fransa’nın yetiştirdiği en kuvvetli politik
konuşmacı olan Jean Jaures cesaret toplayıp ilk konuşmasını yapmadan önce, bir yıl boyunca dili bağlı bir şekilde Temsilciler Meclisi’nde
oturmuştur.
“ilk defa bir topluluğa konuşma yapacakken,” diye itiraf eder
Lloyd George “söylemeliyim ki sefil bir durumdaydım. Mecazi olarak değil, gerçek anlamıyla dilim damağıma yapıştı ve ilk başta zar
zor bir kelime çıkarabildim ağzımdan.”
Iç savaş sırasında Ingiltere’de, birleşme ve bağımsızlık davasını
savunan meşhur İngiliz John Bright ilk konuşmasını bir okul binası
önünde toplanan bir grup taşralıya yapmıştır. Oraya giderken yolda,
başarısız olacağı düşüncesinden o kadar korkmuş durumdaymış ki,
ne zaman gerginliğine yenik düşme belirtileri gösterse arkadaşından
alkış başlatıp kendisini yüreklendirmesini rica etmiş.
Büyük İrlandalı lider Charles Stewart Pamell konuşma kariyerinin
başlarında oldukça gergindi, kardeşinin ifadesine göre sık sık yumruklarını öyle sıkıyordu ki tırnaklan etine batıyor ve avuçlan kanıyordu.
Daha sonra İngiltere Başbakanı olan Benjamin Disraeli Avam
Kamarası’nın karşısına ilk kez çıkmaktansa bir süvari saldınsına komuta etmeyi yeğleyeceğini söylemiştir. Oradaki açılış konuşması korkunç bir başansızlık olmuştur.
Aslında İngiltere’nin ünlü hatipleri ilk konuşmalarında o kadar
başansız olmuşlardır ki artık parlamentoda genç bir adamın ilk konuşması kesin bir basan gösterirse bu uğursuz bir alamet sayılmaktadır. Yani cesaretinizi toplayın.
Pek çok konuşmacının kariyerlerini izleyip bir şekilde yetişmelerine katkıda bulunduktan sonra yazar, bir öğrencinin başlangıçta belli
bir miktar heyecan ve sinirsel gerginlik taşımasından her zaman
memnuniyet duyar.
Bir konuşma yapmakta belli bir sorumluluk vardır. Yalnızca iki
düzine insana dahi olsa, belli bir gerilim, belli bir şok, belli bir heyecan taşır. Konuşmacı başlangıç çizgisindeki bir safkan at gibi heye16
Özgüven Kazanma Yolları
canlanmalıdır. Ölümsüz Çiçero bundan iki bin yıl önce, gerçekten
faydalı olan tüm topluluk önündeki konuşmaların gerginlikle karakterize edilebileceğini söylemiştir.
Konuşmacılar bu duyguyu radyo üzerinden konuşurken bile genellikle hissederler. “Mikrofon korkusu” denilir buna. Charlie
Chaplin “canlı yayına” geçtiğinde tüm konuşmasını yazılı olarak bulundururdu. Tabii ki seyircilere alışıktı. Ülkeyi gezgin müzikal tiyatro
(vodville) ile dolaşmıştı ve ondan önce de İngiltere’de tiyatro sahnesindeydi. Buna rağmen radyo istasyonuna girip de mikrofonla karşı
karşıya geldiğinde midesinde hissettikleri, fırtınalı bir şubatta Atlantik’i
geçen birinin hissettiklerinden çok da farklı değildi.
Ünlü film yönetmeni ve oyuncusu James Kirkwood’un da benzer
bir deneyimi olmuştu. Sahnede konuşmacı olarak bir yıldızdı ama
stüdyoda karanlıktan görünmeyen dinleyicilere hitap ettikten sonra
çıkarken kaşlanndan ter damlıyordu. “Broadway’de bir açılış gecesi,”
diye itiraf eder, “bununla karşılaştırıldığında hiçbir şeydir.”
Bazı insanlar ne kadar sık konuşma yaparlarsa yapsınlar, başlamadan hemen önce bu utangaçlığı hissededer ama ayağa kalktıktan
birkaç saniye sonra bu kaybolur.
Lincoln bile birkaç açılış ânında utanmıştır. Avukat ortağı
Herndon şöyle anlatıyor: “Başlangıçta çok sakardı ve kendini ortama
uydurabilmesi çok zor görünüyordu. Gözle görünür bir utangaçlık ve
hassasiyet hissiyle boğuştu bir süre ama bu sadece sakadığını artırdı.
Bay Lincoln’ü böyle pek çok ânında gördüm ve yanında durdum.
Konuşmaya başladığında sesi tiz, kulak tırmalayıcı ve nahoştur. Davranışlan, hareketleri; esmer, sararmış, kırışıklı ve kuru suratı; garip tavtrlan, utangaç havası, her şey onun aleyhine görünürdü ama sadece
kısa bir an için. Kısa sürede sakinleşir, samimiyetini ve ciddiyetini geri
kazanıp gerçek konuşmasına başlardı.”
Sizin deneyiminiz de onunkine benzer olabilir.
Bu eğitimden çok şey kazanabilmek ve bunu hızlı ve çabucak yapabilmek için esas olan dört şey var:
17
Dale Carnegie
Bir: Güçtü ve Israrcı Bir Arzuyla Başlayın
Bu muhtemelen fark etmiş olduğunuzdan çok daha önemlidir.
Eğer eğitmeniniz zihninizin ve kalbinizin içine bakabilse ve arzunuzun derinliğini saptayabilse, göstereceğiniz gelişmenin hızım neredeyse kesin olarak önceden söyleyebilirdi. Eğer arzunuz solgun ve
cansızsa göstereceğiniz gelişme de aynı solgunlukta ve cansızlıkta
olacaktır. Ama bu konunun üzerine ısrarla, bir farenin peşindeki bir
kedinin enerjisiyle giderseniz, Samanyolu’nun altındaki hiçbir şey sizi
yenemeyecektir.
Bundan dolayı, bu çalışma için içinizdeki hevesi uyandırın. Faydalarını birer birer sayın. Daha fazla kendine güven ve daha ikna edici
konuşma becerisinin sizin için ne ifade edeceğini bir düşünün. Ne
ifade edebileceğini ve maddi olarak ne anlama gelebileceğini bir düşünün. Sosyal olarak ne ifade edebileceğini düşünün: getireceği arkadaşlan, kişisel etkinizdeki artışı, size vereceği liderlik özelliğini. Ve
düşünüp hayal edebileceğiniz hemen her türlü aktiviteden daha hızlı
bir şekilde size liderlik özelliği kazandıracaktır.
Kendi adını taşıyan et pakedeme şirketinin kurucusu Philip D.
Armour milyonlarca dolar kazandıktan sonra şunu söylemiştir: “Büyük bir kapitalist olmaktansa büyük bir konuşmacı olmayı tercih
ederdim.”
Her eğitim seviyesindeki insanın arzu ettiği bir beceridir bu.
Andrew Carnegie’nin ölümünden sonra bulunan belgeleri arasında
otuz üç yaşındayken yaptığı, hayatıyla ilgili bir de plan vardı. O zaman iki yıl içinde işlerini düzene sokup yılda elli bin dolar gelire sahip
olmayı ve otuz beş yaşında emekli olmayı düşünüyordu; böylece
Oxford’a gidip eksiksiz bir eğitim alacak ve “topluluk karşısında konuşmanın özellikle üzerinde duracaktı”.
Bu yeni gücün kullanımıyla birlikte gelecek tatmin ve keyfin parıltısını düşünün. Yazar bu yerkürenin azımsanamayacak bir kısmını
dolaşmış ve çok sayıda farklı deneyimler yaşamışür; ama kesin ve kalıcı bir manevi tatmin olarak bir dinleyici grubunun karşısında durup
onların sizden sonra da fikirlerinizi düşünmelerini sağlamakla kıyas18
Özgüven Kazanma Yolları
lanabilecek çok az şey görmüştür. Bu size bir kuvvet hissi, bir güç
duygusu verecek ve kişisel başan gururunuzu okşayacaktır. Sizi çalışma arkadaşlarınızdan ayıracak ve onların üzerine çıkaracaktır. İçinde sihir ve asla unutulmayacak bir heyecan vardır. “Başlamadan iki
dakika önce,” diye itiraf eder bir konuşmacı, “başlamaktansa kırbaçlanmayı yeğlerim ama bitirmeden iki dakika önce, durmaktansa vurulmayı tercih ederim.”
Her kursta bazı insanlar inancını kaybeder ve yan yolda kalırlar,
bu yüzden içinizdeki arzu kor gibi oluncaya kadar bu kitabı okumanın sizin için ne anlama geleceğini düşünün. Bu öğrenme deneyimine öyle bir istekle başlamalısınız ki sizi tek tek her bölüme ve ardından sona zafer içinde taşısın. Arkadaşlannıza bu kitabı okuyarak konuşma tekniğinizi geliştirmeye karar verdiğinizi söyleyin. Bu dersleri
okumak için belli bir zaman belideyin. Kısaca, ileriye gitmeyi mümkün olduğunca kolaylaştırın. Geri dönmeyi mümkün olduğunca zorlaş tmn.
Julius Caesar, Gaul Boğazı’ndan geçip birlikleriyle şu an İngiltere
olan yere indiğinde ordulannın başansını garantilemek için ne yaptı?
Çok zekice bir şey: Dover’m kireçli uçurumlan üzerinde askederini
selamladı ve yüz metre aşağıdaki dalgalara baküklan zaman, alevlerin
dev kırmızı ağızlanyla içinde seyahat ettikleri tüm gemileri yutup kül
ettiğini gördüler. Düşmanın ülkesinde, anakarayla aralanndaki son
bağ da kopmuş, geri çekilmenin son ihtimali de yanmıştı. Artık yapacak sadece tek şeyleri vardı: ilerlemek, fethetmek. Tam olarak da bunu yaptılar. Ölümsüz Caesar’ın ruhu böyleydi işte. Neden sizin de
dinleyiciler karşısındaki budala korkunuzla olan savaşınızda ruhunuz
böyle olmasın.
İki: Hakkında Konuşacağınız Konuyu Eksiksiz
Olarak Bilin
Dinleyicilerinizle karşı karşıya durduğunuzda, hakkında konuşacağınız konuyu tam olarak bilmediğiniz, düşünüp planlamadığınız
müddetçe kendinizi asla rahat hissedemezsiniz. Körlere rehberlik
19
Dale Carnegie
eden kör gibi olursunuz. Böyle bir durumda sıkılgan, pişman, ihmalkârlığınızdan utanmış bir halde kalırsınız.
“1881 sonbaharında New York Yasama Meclisi’ne seçildim,”
diye otobiyografisinde not düşüyor Theodore Roosevelt, “ve
kendimi o organdaki en genç adam olarak buldum. Tüm genç
adamlar ve tecrübesiz üyeler gibi kendime konuşmayı öğretmekte
kayda değer güçlükler yaşadım. İnatçı ve yaşlı bir hemşerimin tavsiyelerinden çok faydalandım; o da farkında olmadan Wellington
dükünün sözlerini yineliyordu ve dükün kendisi de kuşkusuz başka birinin sözlerini. Tavsiye şöyleydi: ‘Söyleyecek bir şeyin olduğundan emin olmadan konuşma ve sadece onun ne olduğunu bil,
sonra söyle ve yerine otur.”’
Bu “inatçı ve yaşlı hemşeri” Roosevelt’e gerginliğinin üstesinden gelmek için bir tavsiye daha vermeliydi. “Bir dinleyici grubu
önünde yapacak bir şeyler bulabilirsen utangaçlığını üzerinden
atmana yardımcı olabilir; bir şey gösterebilirsen, tahtaya bir kelime yazabilirsen, haritada bir noktayı işaret edebilirsen, bir masayı
itebilir, bir pencereyi açabilir, birkaç kitap ya da kâğıdı kaldırabilirsen, amacı olan herhangi bir fiziksel hareket yapabilirsen bu senin sanki evindeymişsin gibi rahat hissetmene yardımcı olabilir.”
Doğru, her zaman böyle şeyler yapmak için bir bahanemiz
olmaz ama öneri bu. Yapabiliyorsanız bunu kullanın ama sadece
başlangıçtaki bir kaçsefer için. Bir bebek bir defa yürümeyi öğrendiğinde artık sandalyelere asılmaz.
Üç: Kendinizden Emin Hareket Edin
Amerikak büyük psikolog William James şunları yazmıştır:
‘Davranış, duygunun peşi sıra gelir gibi görünür ama aslında davranış ve duygu birlikte hareket eder; ve iradenin daha doğrudan
kontrolü altında olan davranışı düzene sokarak, iradenin kontrolü
dışındaki duyguyu da dolaylı biçimde düzene sokabiliriz.
“Böylece, eğer o anki neşemiz kaybolursa, tekrar neşeli olmaya
giden en iyi yol, neşeli bir şekilde oturmak ve neşe zaten oradaymış
20