GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
See discussions, stats, and author profiles for this publication at: https://www.researchgate.net/publication/358462076
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ (KÜLTÜREL ZEKA, SORUMLU
LİDERLİK, ZAMAN VE STRES YÖNETİMİ, ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ ALANINDA
ÖRGÜTSEL SAĞLIK İLE ÇAĞDAŞ YÖNETİM İLİŞKİSİ, ÖRG....
Book · February 2022
CITATIONS
0
READS
5,310
11 authors, including:
Burcu Üzüm
86 PUBLICATIONS 195 CITATIONS
SEE PROFILE
Serhat Türken
Mugla Üniversitesi
13 PUBLICATIONS 8 CITATIONS
SEE PROFILE
Seval Aksoy Kürü
Marmara University
53 PUBLICATIONS 339 CITATIONS
SEE PROFILE
Oğuz Demirel
Duzce University
10 PUBLICATIONS 15 CITATIONS
SEE PROFILE
All content following this page was uploaded by Burcu Üzüm on 09 February 2022.
The user has requested enhancement of the downloaded file.
GÜNCEL KAVRAMLARLA
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
Editör: Doç. Dr. Burcu ÜZÜM
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
Editör: Doç. Dr. Burcu ÜZÜM
Genel Yayın Yönetmeni: Yusuf Ziya Aydoğan (yza@egitimyayinevi.com)
Genel Yayın Koordinatörü: Yusuf Yavuz (yusufyavuz@egitimyayinevi.com)
Sayfa Tasarımı: Eğitim Yayınevi Grafik Birimi
Kapak Tasarımı: Eğitim Yayınevi Grafik Birimi
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yayıncı Sertifika No: 47830
ISBN: 978-625-8468-58-8
1. Baskı,Ocak 2022
Baskı Cilt
Bulut Dijital Matbaa Sanayi Ticaret Limited Şirketi
Musalla Bağları Mah. İnciköy Sok. 1/A Selçuklu / KONYA
Matbaa Sertifika No: 48120
Kütüphane Kimlik Kartı
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
Editör: Doç. Dr. Burcu ÜZÜM
191 s., 165x240 mm
Kaynakça var, dizin yok.
ISBN: 978-625-8468-58-8
Copyright © Bu kitabın Türkiye’deki her türlü yayın hakkı Eğitim Yayınevi’ne aittir. Bütün
hakları saklıdır. Kitabın tamamı veya bir kısmı 5846 sayılı yasanın hükümlerine göre
kitabı yayımlayan firmanın ve yazarlarının önceden izni olmadan elektronik/mekanik
yolla, fotokopi yoluyla ya da herhangi bir kayıt sistemi ile çoğaltılamaz, yayımlanamaz.
Yayınevi Türkiye Ofis: İstanbul: Eğitim Yayınevi Tic. Ltd. Şti., Atakent mah. Yasemen sok. No:
4/B, Ümraniye, İstanbul, Türkiye
Konya: Eğitim Yayınevi Tic. Ltd. Şti., Fevzi Çakmak Mah. 10721 Sok. B Blok, No: 16/B, Safakent,
Karatay, Konya, Türkiye
+90 332 351 92 85, +90 533 151 50 42, 0 332 502 50 42
bilgi@egitimyayinevi.com
Yayınevi Amerika Ofis: New York: Egitim Publishing Group, Inc.
P.O. Box 768/Armonk, New York, 10504-0768, United States of America
americaoffice@egitimyayinevi.com
Lojistik ve Sevkiyat Merkezi: Kitapmatik Lojistik ve Sevkiyat Merkezi, Fevzi Çakmak Mah.
10721 Sok. B Blok, No: 16/B, Safakent, Karatay, Konya, Türkiye
sevkiyat@egitimyayinevi.com
Kitabevi Şubesi: Eğitim Kitabevi, Şükran mah. Rampalı 121, Meram, Konya, Türkiye
+90 332 499 90 00
bilgi@egitimkitabevi.com
İnternet Satış: www.kitapmatik.com.tr
+90 537 512 43 00
bilgi@kitapmatik.com.tr
III
İÇİNDEKİLER
KÜLTÜREL ZEKA 7
Burcu ÜZÜM
SORUMLU LİDERLİK 21
Osman Seray ÖZKAN
ZAMAN VE STRES YÖNETİMİ 39
Okan ŞENELDİR
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ ALANINDA ÖRGÜTSEL SAĞLIK İLE
ÇAĞDAŞ YÖNETİM İLİŞKİSİ 53
Serdar ÇAKAN
ÖRGÜTSEL ÇEVİKLİK 67
Yusuf YILDIRIM
ETİK LİDERLİK 77
Semra KÖSE
ÖRGÜT VE DUYGUSAL ZEKÂ 91
Leyla ŞENOL
ÇALIŞANLARDA BİLGİ SAKLAMA DAVRANIŞI 107
Oğuz DEMİREL
ÖRGÜT YANLISI ETİK OLMAYAN DAVRANIŞLAR 119
Seval AKSOY KÜRÜ
YENİLİKÇİ İŞ DAVRANIŞI 149
Önder ULU
İŞLETME VE YÖNETİM ALANLARI BAĞLAMINDA YABANCILAŞMA
ARAŞTIRMALARI 163
Serhat TÜRKEN
V
ÖNSÖZ
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünden hareketle değişimin
hızı, teknolojinin ilerleyişiyle birlikte kendini olağanca gücüyle hissettirmektedir.
Değişim, ülke sınırlarını ortadan kaldırarak dünyayı küresel bir bütün haline
getirmiştir. Küreselleşen dünya, insanoğlunun ahlak, norm ve anlayışında da
dönüşüm yaratmış; ekonomik, sosyal ve toplumsal hayatını yeniden şekillendirmiştir.
Yeniden şekillenme, davranışlara yansır ve davranışın temelinde insan yer
almaktadır. Bu bağlamda insan, her şeyden önce bir bireydir. Diğer taraftan da
bireyler, aynı zamanda işletmelerin insan kaynağı rolünü üstlenirler. Değişimin
ve dönüşümün yarattığı rekabet, zayıf yönlerin azaltılması, güçlü yönlerin daha da
güçlendirilmesi insan kaynağından en etkin şekilde faydalanmak isteyen yönetim
profesyonellerinin ve bilim adamlarının inceleme konusu olmuştur. Bu noktada,
insan davranışlarını anlamlandırmak, örgüt içindeki bireylerin etkileşimlerinin
sonuçlarını, nedenlerini sorgulamak, tartışmak önem kazanır hale gelmiştir.
Örgütsel davranış; birey, örgüt ve çevre bağlamında, çeşitli değişkenlerin bir
araya gelmesiyle olumlu veya olumsuz örgütsel çıktılara neden olmaktadır. Bu
kitapta; örgütsel davranış yazınına, araştırmacılara, yöneticilere faydalı olabileceği
düşünülen kavramlara yer verilmiştir. Ancak, dünyanın bile kainatta bir kum tanesi
olduğu biliniyorsa, örgütsel davranışın sınırları içerisinde ele alınabilecek konuların
tamamının veya bunların en ayrıntısına kadar işlenerek kitaba aktarılmasının
rasyonel bir olasılık olmadığı da bilinmelidir.
Çeşitli faktörlerden etkilenen insan davranışları, örgütsel davranışın ilişkili
olduğu dinamiklere, çalışan davranışlarının anlamlandırılmasına yönelik ipuçları
sunmaktadır. İpuçlarının takip edilerek incelenmesi, yorumlanması ve öneriler
getirilmesi, ister akademisyen olsun ister araştırmacı olsun bilime küçük de olsa bir
katkıda bulunma çabasıyla sürdürülmektedir.
Bu çaba, farklı üniversitelerden bir araya gelen yazarları “Güncel Kavramlarla
Örgütsel Davranış” kitabının çatısı altında toplamıştır. Kitabın birinci bölümünde;
kültürel zeka, kültürel zekayı açıklayan teoriler ve ilişkili olduğu kavramlara
değinilmiştir. İkinci bölümde, sorumlu liderlik kavramı tüm yönleriyle ele
alınmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, zamanı ve stresi yönetmeye ilişkin
VI
tanımlara yer verilerek, zaman ve stres yönetimi açıklanmıştır. Kitabın dördüncü
bölümünde, örgütsel davranış alanında örgütsel sağlık ile çağdaş yönetim ilişkisine
değinilmiştir. Beşinci bölümde, örgütsel çeviklik kavramı tanıtılmaya çalışılmıştır.
Altıncı bölümde, etik liderliğin dayanak teorileri ve bu liderlik türü ile ilişkili
olan kavramlar ele alınmıştır. Yedinci bölümde, duygusal zeka, duygusal zekayı
temellendiren teoriler ve örgütlerde duygusal zekanın işleyişi hakkında bilgilere yer
verilmiştir. Sekizinci bölümde, örgütlerde bilgi saklama davranışına yer verilmiştir.
Örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar, bağlantılı olduğu teorilerle ilişkilendirilmiş,
örgütsel nedenleri ve sonuçları dokuzuncu bölümde açıklanmıştır. Kitabın onuncu
bölümünde, yenilikçi iş davranışları; son bölümde ise işletme ve yönetim alanları
bağlamında yabancılaşma araştırmaları kendine yer bulmuştur.
Büyük bir heyecan ve istekle bölümlerini hazırlayan ve farklı üniversitelerdeki
yazarların bir araya geldiği bu kitapta emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım.
Bu kitabın, örgütsel davranış yazınında yeni maceralara yelken açabilmek
adına yol gösteren bir pusula gibi kullanmak isteyen yöneticilere, alanla ilgilenen
meraklılara ve öğrencilere faydalı olacağını ümit etmekteyim.
Doç. Dr. Burcu ÜZÜM
Ocak 2022-İzmit
KÜLTÜREL ZEKA
Burcu ÜZÜM1
GİRİŞ
Kültür, toplumları birbirinden ayıran bir kimlik vazifesi görürken aynı zamanda
toplum üyelerinin birbirine bıraktığı bir mirastır. Bu mirası toplumsal yaşamın
her alanında sanatta, mimaride, ekonomide, toplum bireylerinin davranışlarında,
sosyolojide, psikolojide hatta antropolojide bile görmek mümkündür. Bununla
birlikte kültür zaman içerisinde daha da zenginleşebilir, değişebilir. Kültürel
değişim; teknolojik gelişmelerle birlikte küreselleşmenin etkisiyle bireylerin
süratli ve sürekli etkileşimine neden olmakta, belirgin bir şekilde hissedilir hale
gelmektedir. Topluma ait bir kavram olarak kültür; kendini organizasyonlarda da
hissettirir. Farklı kültürlerden insanların aynı organizasyonda bir araya gelmesi
kültürel farklılığın yönetimini de gerekli kılmaktadır.
Zeka ise insanların çevreye uyumlanabilmesini ve bireysel amaçlara ulaşmasını
sağlayan zihinsel bir fonksiyondur. Zeka, farklı toplumları anlamak içinde kullanılan
bir araçtır. Küreselleşme ile birlikte insanların farklı kültürlerle olan etkileşimi de
artmaktadır.
Dünyadaki değişimin ve dönüşümün etkisiyle birlikte organizasyonlarda
çalışanların kültürel çeşitliliği artmış, farklı kültürlere sahip bireylerin birlikte
çalışabilmesi daha önemli hale gelmiştir. Çalışanların ortak bir sinerji yaratabilmeleri,
yenilikçi davranışlarda bulunabilmeleri ve üretkenliklerini artırabilmeleri kültürün
anlaşılabilmesi ve kültürel zekanın kullanılabilmesiyle yakından ilişkilidir (Ruparell
vd., 2020).
Mevcut farklılıkları anlamak, kültürel farklılıklar karşısında nasıl davranılmasını
gerektiğini bilmek ve farklı kültürlere uyum sağlamak kültürel zekanın araştırma
konusu haline gelmesine neden olmaktadır. Bu sebepten bu bölümde kültür, zeka
ve kültürel zekayla ilgili tanımlar verilmekte ve organizasyonlar açısından önemi
açıklanmaya çalışılmaktadır.
1. Kültür
Kültür bir toplumun karakterini yansıtan bir aynadır. Kültür kavramını ilk
tanımlayan kişi olarak Tylor, kültürün “bir toplumun üyesi olarak insanların ahlak,
1 Doç.Dr., Kocaeli Üniversitesi, ORCID No: 0000-0001-8675-8952, e-posta: burcugokay@gmail.com
8 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
inanç, gelenek, bilgi, hukuk, sanat gibi yeteneklerini ve alışkanlıklarını kapsayan
bir bütün” olduğunu ifade etmiştir (O’Neil, 2006). Toplumlar sahip olduğu değerler,
birey davranışları, gelenek-görenekler, din, dil, jest ve mimikler, yaşam tarzlarıyla
birbirlerinden ayrılırlar (Thomas ve Inkson, 2005: 6).
Somut olan ve açık bir şekilde görülebilen, anlaşılabilen değerler kültürün maddi
boyutunu oluşturur. Örneğin geleneksel kıyafetler, mimari yapılar maddi kültürün
öğelerini oluşturur. Manevi kültür ise maddi kültürü ortaya çıkaran ilk bakışta
kolayca görülemeyen, hemen anlaşılamayan inançlar, değerler gibi unsurlardır
(Erkenekli, 2013: 148)
Zekanın kültürel bağlamında dışında incelenmesinin zor olduğu iddia
edilmektedir (Sternberg ve Grigorenko, 2006: 37). Kısaca zekanın ve kültürün
birbirleriyle olan birleşimlerinin incelenmesi gerektiği belirtmek mümkündür.
1.1. Kültürün Özellikleri
Kültür belirli öğelerle bir araya gelmiş bir olgudur. Bu nedenle de kendine has
özellikleri vardır. Kültüre ait özellikler aşağıdaki gibi özetlenebilir (Buyandelger,
2012; Güvenç, 2010: 100-103):
• Zihinsel düşünceleri, yetenekleri ve davranışları içerir.
• Kültür, tarihsel ve zamansal birikimin bir ürünüdür.
• Diyalektiktir, süreklidir. Kültür paylaşılabilir bir mirastır bu nedenle nesilden
nesle aktarılabilir.
• Kültür, toplumun üyeleri tarafından öğrenilebilir. Kültür sosyaldir, toplumla
birlikte var olur, bireye ait değildir.
• Kültür kendi öğeleri içerisinde kapsamlı bir bütündür.
1.2. Kültürü Oluşturan Öğeler
Kültürün öğeleri arasında yer alan düşüncelerin paylaşılmasını sağlayan dil,
Hodgetts ve Luthans (1997: 126)’ a göre kültürün önemli bir unsurudur. Dil,
duygu ve düşüncelerin sesler aracılığıyla aktarılmasını sağlayan bir araç görevi
üstlenmektedir. Kısaca kültürün öğrenilmesini ve paylaşılmasını sağlamaktadır.
Toplumsal inancın temelini oluşturan din ise toplumsal yaşamın ahlak, değer
yargılarını, davranışlarını şekillendirmektedir (Czinkota vd., 1996: 304). Olay ve
nesnelerin bireyler tarafından algılanma ve yorumlanma şekli kültürden kültüre
değişmektedir. Bu farklılığın nedeninin değer ve tutumlarla ilgili olduğunu ifade
etmek mümkündür (Hodgetts ve Luthans, 1997: 129). Bunun yanı sıra düşünce
veya duygu iletiminde işaret, ses veya simgeler kullanılabilmektedir. Bu noktada
semboller kültürün bir parçasını oluşturur (Yazar, 2019: 7).
1.3. Kültür Türleri
Kültürün çeşitli tanımları olduğu gibi türleri açısından da kültürü sınıflandırmak
mümkündür:
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 9
• Üst kültür-Alt kültür: Üst kültür toplumun tamamında kabul gören ve geçerli
olan kültürü ifade eder. Yerel bağlamda, azınlıklara veya bazı din mensuplarına
ilişkin kültür ise alt kültür olarak değerlendirilmektedir (Yazar, 2019: 8).
• Milli kültür-Evrensel kültür: Milli kültür bir topluma ait olan ve o kültüre
ait özellikleri temsil eden kültürdür. Evrensel kültür ise; tüm kültürlerin
birleşimini ifade eder (Sayılı, 1987: 610). Örneğin Urfa kebap denince milli
kültür, hamburger denince evrensel kültür akla gelmektedir.
• Popüler kültür: Sosyal medya, televizyon gibi iletişim kanalları sayesinde
meydana gelen geçici kültürü tanımlar. Popüler kültür hızlıca tüketilebilir bir
özellik taşır, eğlendirme ve yönlendirme yetisine sahiptir (Yazar, 2019: 8).
• Karşıt kültür: Toplumun genel yaşam tarzına ve kültürel değerlerini eleştiren
bir kültür çeşididir. Ana kültür sistemini oluşturan değerlerin reddedilerek
başka değerlerin kabul görmesini savunur (Tezcan, 2011: 189).
2. Zeka
Zeka, üzerinde araştırılan ve tam olarak anlaşılması için uzun zaman gerektiren
bir kavramdır. Zeka, öz bilinç unsurları, algı, akıl, duygu ve sezgi ile biçimlendirilir.
Zeka; en basit haliyle başarıya veya hedefe ulaştıran davranış olarak tanımlanabilir.
Zeka sadece davranışlarda saklı değildir, birçok yeteneği de kapsamaktadır (Albus,
1991: 473-474). Gardner’e göre zeka; bir dizi sembolden oluşan, kültürel anlamda
değerli, kullanıldığında ürün ortaya çıkaran ve sorun çözen özellik göstermektedir
(Talu, 1999: 165). Bu bağlamda zekayı, insan zihninin çevresinde olan bitenleri
anlamasını, algılamasını ve açıklamaya çalışmasını sağlayan bir işlev (Yazar, 2019:
9); çevreye uyumlanma, çevreyi şekillendirme konusunda insana yardımcı olan bir
yetenek olarak tanımlamak mümkündür.
Karmaşık bir yapıya sahip olan zeka kavramı bir çok araştırmacı tarafından
tanımlanmaya ve kuramsallaştırılmaya çalışılmıştır. Bu kuramlardan bazıları
aşağıdaki kısımda özetlenmeye çalışılmıştır.
• Gardner’in Çoklu Zeka Kuramı: Gardner, insan beyninin parçalı ve düzenli
bir yapısının olduğunu, beyindeki farklı bölümlerin farklı zeka türlerini
ortaya çıkardığını iddia etmektedir. Gardner zekanın çevresel ve kültürel
faktörlere bağlı olarak değiştiğini de ileri sürmektedir. Bununla birlikte
zeka sekiz türden oluşmaktadır (Cherry, 2021; Gardner, 2004: 31-35). Bu
zeka türlerinden biri sözel-dilsel zekadır ve dilin kullanmasına ve kolayca
öğrenilmesine ilişkin bir yol oluşturmaktadır. Bir diğer zeka türü de
mantıksal-matematiksel zekadır. Mantıksal-matematiksel zeka ise mantık
ve sayıları kullanabilme, neden-sonuç ilişkisi üzerinden analiz yapabilme ve
çıkarımlarda bulunabilme yeteneğini ifade etmektedir. Görsel-uzamsal ise,
nesnelerin zihinde üç boyutlu oluşturulmasını ve şekillerle haritalandırma
vasıtasıyla öğrenmeyi sağlamaktadır. Müziksel zeka; ses ve notaları
tanıyabilme, onları kullanarak yeni sesler üretebilme yetisidir. Bedensel zeka,
10 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
ses yerine vücut hareketlerinin kullanılmasını ifade eder. İçsel zeka, bireyin
kendisinin farkında olmasını, sınırlarını ve neler yapabileceğini bilmesini
tanımlar. Doğayı anlamaya yönelik çabaların tamamı doğasal zekanın
bir ürünüdür. Sosyal zeka da insan davranışlarından yorum yapabilme, bu
davranışlara karşılık oluşturmak için kullanılmaktadır. Çoklu zeka kuramına
göre Gardner, zekanın değerlendirilmesini öğretme ve öğrenme sürecinin
bir parçası olarak anlaşılması gereken bir süreç olarak değerlendirmektedir
(Almeida vd., 2010: 226)
• Sternberg’in Triarşik Zeka Kuramı: Sternberg’e göre zeka tek bir tiple
sınırlandırılamaz ve ölçülemez. Triarşik zeka kuramına göre zeka üç boyuttan
oluşur. Düşüncelerin üretilmesi yaratıcı zeka ile gerçekleşir. Yaratıcı zeka,
geleneksel ve geleneksel olmayan kavramsal sistemler arasında geçiş
yapabilmeyi sağlar. Analitik zeka ise; zihinsel süreçlerle ilgilidir. Belleğin
kullanımını ve eleştirel düşünmeyi sağlar. Pratik zeka da bireyin yaşamında
başarılı olmak için bilmesi gereken, açıkça öğretilmeyen ve genellikle sözlü
olarak bile ifade edilmeyen, örtük bilgiyle hızlıca çözüme ulaşabilmesiyle
ilgilidir (Strenberg, 1996: 128; Strenberg, 2003: 403).
• Thorndike’ın Üçlü Zeka Kuramı: Thorndike, zekanın genel olmadığını, zeka
için asıl unsurun bireyde değil bireyin doğasında olduğunu iddia etmiştir. Bu
nedenle Thorndike’ye göre zekayı tek faktörle açıklamak yetersiz olacaktır.
Ona göre söz ve sayıları anlamak, sembollerle düşünmek soyut ve sözlü
zekanın bir ürünüdür. Somut-pratik zeka da araç gereç kullanma, nesneleri
araç-gerece dönüştürebilme ve kullanmayı sağlar. Sosyal zeka ise; insanlarla
ilişki kurma ve bu ilişkiyi yönetebilme becerisidir (Pal vd., 2004: 182; Yazar,
2019: 9-10).
• Spearman’ın İki Faktörlü Zeka Kuramı: Spearman zekayı iki faktöre
bağlamıştır. Bu faktörleri G ve S olarak tanımlamaktadır. “G” faktörü
herkesin sahip olduğu genel yetenektir ve doğuştan gelir. “S” faktörü de özel
yetenekleri kapsar (Pal vd., 2004: 182).
Zeka ile ilgili araştırma yapan kuramcılar, zekanın tek bir faktörden oluşamayacak
kadar kapsamlı olduğu konusunda ortak noktaya sahiptirler.
2.1. Modern Zeka Türleri
Zekanın tanımı ve sınıflandırması pek çok araştırmacı tarafından yapılmakla
birlikte, modern zeka kuramları zekanın tek bir ölçüte bağlı olamayacağını savunur.
Modern zeka kuramları içerisinde incelenen sosyal, duygusal ve kültürel zeka
kavramları kendine yer bulmaktadır (Crowne vd., 2011: 45):
• Sosyal zeka; “insanlar arası ilişkilerin kurulması ve yönetilebilmesi”,
• Duygusal zeka; “insanların duygularını anlayarak kendini düzenleme”,
• Kültürel zeka da “farklı kültürlere uyumlanabilme” yeteneği olarak ifade
edilebilmektedir.
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 11
3. Kültürel Zeka
Crowne tarafından en sade haliyle ifade edilen kültürel zeka, kültürel farklılıkların
anlaşılabilmesini sağlamaya yardımcı olmaktadır. Kültürel çeşitlilik, uluslararası
işletmelerin uygulamalarında kendine yer bulmaktadır. Kültürlerin anlaşılması ve
kültürler arasındaki etkileşimin başarılı bir şekilde yönetilmesi, yöneticilerin ve
insan kaynakları birimlerinin sorumluluğunda gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda
kültürel zeka yönetimsel açıdan pratik çözümler sağlamakta ve organizasyonlara ip
uçları vermektedir (Adidam vd., 2009: 666).
Kültürel zeka, çeşitli kültürlerden insanlarla birlikte çalışmanın kolaylaştırılmasını,
o kültürlere ait özelliklerin organizasyonun amacı doğrultusunda kullanılabilmesini,
çalışanların birbirleriyle olan ilişkilerinin sağlam temellere oturtulmasına, takım
çalışmasına yardımcı olmakla birlikte üretkenliğin ve yaratıcılığın artmasına da
neden olmaktadır (Ruparell vd., 2020).
Kültürel zeka; farklı, karşılaşılmamış ve tanınmayan kültürlere uyum gösterebilme
yeteneği olarak kültürel olayları asıl nedenlerini bularak çözümleyebilmeyi sağlayan
bir özellik taşımaktadır (Ang vd., 2007: 337).
Kültürel çeşitlilik farklı fikirlerin, düşüncelerin doğmasına ve farklı davranışlar
sergilenmesine neden olurken, iletişimsel anlamda da sorunlar yaratabilmektedir
(Yeşil, 2009: 116). Bu sorunların üstesinden gelebilmek ve farklı kültürlere ait
fikirleri bir amaç uğrunda harmanlayabilmek kültürel zekanın bir yansımasını
oluşturur.
Çok uluslu işletmelerdeki çok kültürlü bir yapı sonucunda farklı kültürlerin
iletişimde bulunması, bir kültürdeki her hangi bir davranışın ya da sözün başka bir
kültürde farklı anlam taşıması çok kültürlü yapının yönetilebilmesini zorunlu kılar
(İbiş, 2018: 26). Birbirinin davranışlarını, söylemlerini anlayamayan insanların bir
araya gelerek organizasyon amaçlarına ulaşması mümkün olmayacaktır. Bu noktada
kültürel zeka devreye girmektedir. Kültürel farklılıkların yönetilebilmesi kültürel
zekanın kullanılabilmesiyle yakından ilişkilidir
Farklı kültürlerin bir araya gelmesi, birbirlerinin anlayabilmeleri ve sinerji
yaratabilmeleri açısından sorun oluşturabilmektedir. Çok uluslu işletmelerde çok
kültürlülük kaçınılmaz bir durumdur. Farklı kültürlerin üyesi olan insanların bir
araya geldiği ortamlarda, iletişim sürecinin net ve açık bir şekilde yürütülebilmesi
için insan kaynakları yönetimi önemli sorumluluklar üstlenmektedir (Yeşil, 2010:
150). Hatta Thomas ve Inkson (2005: 6), farklı kültürlere üye olan insanların doğru
iletişim ve etkileşim kurabilmeleri küresel çağdaki yönetimsel yetenekler arasında
hızlıca üst sıralara tırmanmaktadır. Bu noktada kültürel zeka devreye girmektedir.
Kültürel zeka üzerinde kapsamlı araştırma yapan Earley ve Ang (2003: 11)
kültürel zekayı; kültüre ait bilgileri belirleme, kavrama, yorumlama ve çıktılara
göre davranma yeteneği olarak tanımlamaktadır. Başka bir tanıma göre kültürel
zeka, iletişim kurulan insanların davranışlarını kültürel bağlamda ele almak,
12 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
kullanılan dilin kolayca anlaşabilmesini sağlayan veya anlaşılamadığı durumlarda
meydana gelen belirsizliği hoş görmeyi sağlayan bir yetenektir (Peterson, 2004:
89). Kültürler arasındaki farklılıktan kaynaklanan belirsizliğin giderilebilmesinde
kültürel zeka önem taşımaktadır
Kültürel zeka; bir kültürün dışında kalan bireylerin o kültürle ilgili davranışlar
ve durumları, sanki o kültürün içindeymiş gibi yorumlayabilmelerini sağlar. Bireyin
ulusal, yerel, örgütsel veya diğer kültürleri gibi farklı alanlarda etkin bir şekilde
işlev görme yeteneğini ifade eder (Van Dyne vd., 2010: 4)
Kültürel zeka, öğrenmeye dayalı beceriler içeren sosyal bir deneyimdir. Kültürler
arasındaki farklılıkların kabul görülmesi, bu duruma rağmen değişik kültürlerin
üyeleriyle başarılı bir şekilde ilişki kurabilmeyi, o kültüre ait durumlara göre uygun
davranmaya adaptasyon gösterebilmeyi içerir (Thomas vd., 2015: 1102).
Kültürel zeka, yöneticilerin ve çalışanların farklı kültürlerle iletişim
kurabilmelerini, karar alabilmelerini, farklı kültüre mensup olan kişi ya da kişileri
etkileyebilmeyi ve hatta yönlendirebilmeyi mümkün kılmaktadır (Sadeghian, 2011:
403). Bir başkasının düşüncesini ve davranışını değiştirmeye yönelten kültürel
zeka, çoklu kültürlerle etkileşimde önemli bir rol oynar (Presbitero, 2016: 30-31).
Kültürel zeka, farklı kültürleri anlamaya çalışmayı sağlayan bir kişiye ait bir
gizil güçtür. Belirli bir kültür yerine çeşitli kültürlerin bir arada olduğu ortamlarda
iletişim kurabilmeyi, etkileşimde bulunabilmeyi sağlayan beceriler kümesidir
(Ang vd., 2015: 433). Bunun yanı sıra yüksek kültürel zeka, kültürler arasındaki
farklılıklardan doğabilecek sorunları çözebilecek bir güç vermektedir. Bireylere
bulundukları kültürel ortama uyum sağlama, adapte olabilme ve diğerlerinin
davranışlarından çıkarımda bulunabilmeyi sağlayacak düşünme kapasitesi sunar
(Van Dyne vd., 2010: 133-134).
3.1. Kültürel Zekanın Özellikleri
Bir ifade veya davranışın o kültürdeki karşılığını anlayabilme ve yorumlayabilme
kabiliyeti olan kültürel zekanın kendine özgü bazı özellikleri bulunmaktadır. Bu
özellikler aşağıdaki gibi sıralanabilmektedir (Ang vd., 2015: 433; İbiş, 2018: 28):
• Kültürel zeka, modern zeka kuramlarının bir olgusudur.
• Kültürel zekâ, farklı kültürün bir unsuru olan bireylerin etkileşimi ile kendini
gösterir ve karşı kültürden olan bireyin davranışlarıyla ilgili çıkarımlarda
bulunulması ile ilgilidir.
• Kültürel zeka öğrenilebilen bir beceriyi simgeler. Diğer kültürlerin tanınması
ve bilinmeyen farklılıkların öğrenilmesini teşvik eder.
• Kültürel zeka tek bir kültür ile sınırlandırılamaz, bu bağlamda evrenseldir.
• Diğer kültürden birinin davranışlarına karşı bir tepkidir. Doğru tepkiyi
verebilmek için o kültüre ait özelliklerin birey tarafından tanınmasını sağlar.
• Kültürel zeka, kültürden bağımsız bir unsurdur.
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 13
• Kendinden olmayan kültüre ilişkin özelliklerin keşfedilmesini destekler.
3.2. Kültürel Zekanın Yararları
Ülkeler arası sınırların ortadan kalktığı günümüzde, özellikle uluslararası
organizasyonlarda farklı kültürlerin bir arada çalıştığı bilinmektedir. Farklı kültürlerin
bir arada aynı amaç doğrultusunda bir organizasyon bünyesinde çalışabilmesi için
kültürel zekayı ve yararlarını bilmek önem arz etmektedir. Kültürel zekanın yararları
aşağıdaki gibi sıralanabilir (Mercan, 2016: 3-4; Yeşil, 2010: 157-159):
• Kültürel farklılıkların yaratabileceği sorunları giderir.
• Kültürler arası etkileşimin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlar.
• Farklı kültürlerin üyelerinin birbirleriyle daha kolay bir şekilde ilişki
kurmalarını sağlar.
• Farklı kültürleri anlayarak karar alınmasına destek olur.
• Farklı kültürlerin birbirlerine karşı empati göstermesine ve birbirlerini tolere
edebilmelerine yardım eder.
• Çok uluslu organizasyonlarda yönetime olumlu katkılar sağlar. Aynı zamanda
bireysel performansın artmasına da yardımcı olur.
• Farklı kültürlerin üyelerinden oluşan takımların çalışmasını kolaylaştırır.
• Farklı kültürlere karşı farkındalık yaratır.
Kültürel zekanın kullanılması ve geliştirilmesi; çok uluslu organizasyonlardaki
çalışanların birbirleriyle sağlıklı iletişim kurmasına, ana ülke dışında hizmet sunulan
ülkelerin kültürlerin öğrenilmesini teşvik ederek hizmet kalitesinin artmasına,
dolayısıyla organizasyonun performansına olumlu katkılarda bulunur.
3.3. Kültürel Zeka Boyutları
Modern zeka kuramları arasında yer alan zeka sınıflandırmalarından kültürel
zeka üzerinde araştırma yapan Earley ve Ang (2003: 67), kültürel zekâyı bilişsel,
motivasyonel ve davranışsal olarak üç boyutta incelemişlerdir. Kültürel zeka, daha
sonra Ang vd., (2007: 337) tarafından bilişsel zeka; üst bilişsel ve bilişsel olarak
genişletilmiştir. Böylece kültürel zekayı dört boyut üzerinden incelemek mümkün
hale gelmiştir (Elenkov ve Pimentel, 2008: 297). Sternberg ve Detterman’ın (1986)
çoklu zeka kuramlarından yararlanılarak (Ang vd., 2015: 433) kavramsallaştırılan
kültürel zekanın boyutları şekil 1’ de gösterilmiştir:
14 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
Şekil 1. Kültürel Zekanın Dört Boyutu
Kaynak: Van Dyne vd., (2012: 301).
• Üst Bilişsel Zeka: Bir durumun anlaşılması, kavranması ile ilgili zihinsel
yeteneğin edinilmesini sağlayan kültürel bilgi olarak özetlemek mümkündür
(Ang vd., 2015: 433). Bireylerin kültürle ilgili bireysel düşüncelerinin
kontrolü, kültürle ilgili bilginin edinilmesine yönelik zihinsel süreçlerdir.
Çeşitli kültürlere ait kültürel yapının zihinde modellenmesi, planlanması
ve izlenmesi gibi aşamalardan oluşur. Bu durum, kendinden olmayan
kültürün tercihlerine ait bilinçli bir farkındalık oluşturulmasını sağlar. Başka
kültürlerin varsayımları sorgulanmasına ve etkileşim esnasında zihindeki
modellemenin yeniden oluşturulmasına yönelik düzenlemeler yapılmasına
destek olur (Ang vd., 2007: 338; Van Dyne vd., 2012: 299-300). Kısaca, karşı
kültürün tanınmasına yönelik öz-diğer-durumsal açıdan zihinsel bir çerçeve
oluşturmada üst bilişsel zeka kullanılmaktadır.
• Bilişsel Zeka: Kişisel deneyimler ve eğitimle birlikte farklı kültürlerdeki
normlar, uygulamalar ve gelenekler hakkındaki bilgi dağarcığını ifade eder.
Farklı kültürlerin kültürel değerlerini oluşturan ekonomik, yasal, sosyal
yaşamları hakkındaki bilgileri yorumlamayı içerir (Ang vd., 2007: 338).
Kısaca bireyin kültürler hakkında edindiği bilgisini ortaya koymasına
yardımcı olur (Ang ve diğerleri, 2015: 433). Bilişsel zeka, kültürler arası
farklılıkların ve benzerliklerin belirlenmesini sağlar.
Üst bilişsel zeka zihinsel bir süreklilik içerirken, bilişsel zeka kültürel
değerleri oluşturan sistemlerin değerlendirilmesiyle ilgili bir süreci kapsar.
Ayrıca kültürler arası farklılıkların bilincinde olan ve “ilişki odaklı” bir
çalışan, insan kaynakları yönetiminden beklentilerinin karşılanmasına
yönelik olarak; evdeki yaşlı büyüğüne ya da hasta anne-babasına bakabilme
imkanı sunan yerel kültür uygulamaları veya politikaları oluşturulmasını
bekler (Van Dyne vd., 2012: 303).
• Motivasyonel Zeka: Kültürler arası iletişimi sürdürmeye ve yönlendirmeye
yönelik çaba göstermesini sağlayan yetenektir (Ang vd., 2015: 433).
Motivasyon teorileri, davranışı yönlendiren içsel kaynaklar olarak bireye
özgü ihtiyaç, değer ve özelliklere odaklanırken; bazıları da dışsal kaynaklara
yani kültürel özelliklere ve farklılıklara odaklanır (Van Dyne vd., 2012:
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 15
303). Ancak motivasyonel kültürel zekada önemli olan nokta, kültürel
farklılıklardan dolayı iletişim esnasında meydana gelebilecek eksik ve yanlış
anlaşılmalar gibi zorluklar karşısında pes etmemektir (Kebapcı, 2016: 62).
Birey, dikkatini ve enerjisini farklı kültürlerle iletişim kurmaya verir (Van
Dyne vd., 2012: 303). Yüksek öz yeterliğe sahip bireyler ulaşmak istediği
hedefe yönelik çaba gösterirler (Kebapcı, 2016: 67). Bu noktada farklı
kültürleri tanımak, onları anlamak ve ilişki kurmak yüksek öz yeterlilikle
birlikte motivasyonel zekanın bir ürünüdür.
• Davranışsal Zeka: Kültürel zekayı açıklayan boyutlardan birisi de davranışsal
zekadır. Davranışsal zeka, farklı kültürlerle etkileşim kurabilmek için uygun bir
şekilde sözlü veya sözsüz iletişim sergileyebilme yeteneğidir (Ang vd., 2007:
338). Daha yalın bir ifade ile davranışsal zeka, kültürler arası etkileşimlerde
davranışsal esneklik becerisidir (Ang vd., 2015: 433). Davranışsal zeka,
bireyin üyesi olduğu kendi kültürün dışında kalan kültürlerle olan ilişkisinde
kelimelerin uygun bir şekilde tercih edilmesi, ses tonu, mimik ve jestlerin
doğru seçilmesini sağlayan yetenek olarak tanımlanmaktadır (Ang vd.,
2006: 101). Davranışsal zeka, farklı kültürlerle kurulan iletişime uyum
gösterebilmeyi ve iletişimi o kültürlerin özelliklerine göre düzenleyebilmeyi
sağlarken (Ang ve Van Dyne, 2008: 7), kültürler arasındaki iletişimde sosyal
davranışların düzenlenebilmesine ve yönetilebilmesine imkan tanır. Bu sayede
yanlış anlama ve yanlış algılama olasılığı en aza indirgenmiş olmaktadır (Van
Dyne vd., 2012: 304). Davranışsal zeka, farklı kültürlerin etkileşim sürecine
daha geniş bir ifade zenginliği ve esneklik sunar.
Kültürel zeka; farklı kültürlere ait özelliklerin zihinde algılanması ve bilgiye
ulaşılması süreciyle, öğrenilen kültürel bilginin o kültürün toplumsal yapısıyla
işlenip, farklılıklarla ile benzerliklerin tespit edilmesi, diğer kültürleri öğrenmeye
istekli olunmasını ve öğrenilen kültürel bilgilerin davranış yoluyla karşı kültüre
aktarılmasını sağlayan dört boyut üzerine kuruludur.
4. Kültürel Zekanın İlişkili Olduğu Kavramlar
Teknolojinin gelişmesinin ülkeler ve kültürler arasındaki bağlantıyı sıklaştırdığını
belirtmek mümkündür. Bunun yanı sıra organizasyonların kuruldukları ülke
sınırlarını aşarak ve aynı zamanda çalışanlarında kendi ülkeleri dışında faaliyet
gösterdiği bilinmektedir. Bu noktada, gidilen ülkenin veya faaliyet gösterilen
ülkenin kültürünün bilinmesi gerektiği ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaç,
kültürel zekanın neden araştırılmaya değer bir konu olduğuna cevap niteliğindedir.
Kültürel zekanın, kariyer yönetimi, kültürel duyarlılık, kültürel etkililik, duygusal
bağlılık, liderlik, iş performansı, iş tatmini, kişilik gibi konularla incelendiği
görülmüştür. Ang ve diğerleri (2015: 435) beş büyük kişilik özelliği boyutlarından
biri olan deneyime açıklığın kültürel zekayı oluşturan dört boyut ile ilişkili olduğunu
belirtmektedir. Kültürel zeka dışa dönük ve açıklık kişilik özelliği ile pozitif yönlü
16 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
bir ilişkiye sahip olduğu görülmektedir (Presbitero, 2016: 36). Ayrıca rekabette
farklılık yaratacak görev performansı dahil olmak üzere, örgütsel vatandaşlık
davranışlarını içeren iş performansını, liderlik gibi kavramlarla da ilişki içerisinde
olduğunu ifade edilmektedir (Ang vd., 2015: 437). Kültürel zeka, takım çalışması
ve liderlik sürecinde de büyük bir öneme sahiptir (Crowne vd., 2011: 50). Yüksek
kültürel zekanın kariyer yönetiminde başarı getirdiği her iki kavramın, birbirinin
tamamlayıcısı olduğu ve yöneticiler için sahip olunması gereken temel bir nitelik
olduğu belirtilmektedir (Yazar, 2019: 74). Yöneticilerin üst bilişsel zekalarının,
çalışanların duygusal bağlılığını olumlu yönde etkilediği de belirlenmiştir (Tekin,
2018: 217).
Mercan (2016: 11) konaklama işletmeleri üzerinde yaptığı araştırmada kültürel
zekanın kültürel duyarlılığı artırdığını bulmuştur. Kültürel zekanın kültürler arası
etkililiği pozitif olarak yordadığı, özellikle bu ilişkide motivasyonel kültürel
zekanın daha fazla rolünün olduğu vurgulanmaktadır (Aydın, 2020: 103). Kültürel
zeka boyutlarından birisi olan bilişsel kültürel zekanın yüksek olduğu bireyler,
bulundukları ortamla ilgili gerekli kültürel bilgiye sahip olduklarından, iletişim
kurdukları farklı kültürü temsil eden bireyler üzerinde daha yüksek güven inşa
edebilmektedirler (Rockstuhl ve Ng, 2008: 210).
Kültürel zeka boyutlarından biri olan davranışsal zekanın, genç bireylerde
kendilerinden daha yaşlı bireylere göre daha yüksek seviyede olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca cinsiyet farklılığının kültürel zeka üzerinde farklılık yaratmadığı ifade
edilmiştir. Ancak davranışsal zeka düzeyinin, kadınlarda erkeklere göre daha
yüksek olduğu da tespit edilmiştir (Hüseyinoğlu, 2020: 66-71). Kebabcı (2016:
121) havayolu işletmelerinde çalışanlar üzerinde yaptığı çalışmasında, havayolu
personelinin yüksek kültürel zekaya sahip olmalarını, işlerinin gereği olarak farklı
kültürlerle sürekli iletişim halinde olmalarından kaynaklandığını belirtmiştir. Bunun
yanı sıra kabin amirleri ve memurlarının motivasyonel kültürel zekalarının daha
yüksek seviyede olduğunu da ifade etmiştir. Duru (2020: 81)’ nun çalışmasında
kültürel zekanın iş ve yaşam tatminini artırdığı görülmüştür. Kültürel zeka ile
ilgili yapılan araştırmalar incelendiğinde; kültürel zekanın bireylere, organizasyon
işleyişine olumlu katkılar sağladığını belirtmek mümkün olmaktadır.
SONUÇ
Kültürel zeka, herhangi bir kültüre ilişkin özellikleri tanımaya iten bir güç,
merak, farklı kültürlerin davranışlarını kültürel bağlamda çözmeyi ve anlamayı
sağlayan bir araç, kültürler arası iletişimin köprüsü olarak ifade edilebilir.
Kültürel zekayı, farklı kültürlerin birbirlerini tanımaya başladıklarında kültürler
arasında ortaya çıkabilecek çatışma, uzlaşmazlık gibi sorunlu süreçleri yatıştıracak
bir beceri olarak yorumlamak mümkündür.
Kültürel zeka, kendinden olmayan kültürleri çözümlemek, farklı kültürleri
yargılamadan o kültürlerin oluşumuyla ilgili bilgiye erişmek için kullanılan ve diğer
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 17
kültürlerle kurulacak iletişimi sağlayan önemli bir yetenektir. Kültürlerin tanınması,
çok kültürlü organizasyonlarda inşa edilecek örgüt kültürü anlayışını da olumlu
yönde etkileyecektir.
Günümüz organizasyonları ülkelerin sınırlarının ötesinde faaliyetlerini
sürdürmektedirler. Bu nedenle insan kaynakları yönetimi farklı kültürlerin bir
arada çalışabilmesini sağlayacak politikalar oluşturmalıdır. Aynı zamanda kültürel
zekanın öğrenilebilir bir olgu olmasından dolayı, insan kaynakları yönetiminin
eğitim uygulamalarında da kendine yer bulmalıdır. Liderlik ve yönetimsel alanda
kültürel zekası yüksek bireylerin çok kültürlü ortamlarda başarılı olabileceği insan
kaynaklarının kültürel zekası yüksek bireyleri belirtilen pozisyonlara getirmesi
gerektiği düşünülmektedir.
18 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
KAYNAKÇA
Adidam, T. P., Sampada G. ve Shubhra K. (2009). Cross‐cultural Competitive Intelligence
Strategies. Marketing Intelligence & Planning, 27(5), 666-680.
Albus, J. (1991). Outline for a Theory of Intelligence. IEEE Transactions on Systems, Man and
Cybernetıcs, 21(3), 473-509.
Almeida, L. S., Prieto, M. D., Ferreira, A. I., Bermejo, M. R., Ferrando, M., Ferrándiz, C. (2010).
Intelligence Assessment: Gardner Multiple Intelligence Theory as an Alternative. Learning and
Individual Differences, 20, 225-230.
Ang, S. ve Linn V. D. (2008). Conceptualization of Cultural Intelligence: Definition, Distinctiveness,
and Nomological Network. İçinde S. ANG ve L. VAN DYNE (Ed), Handbook of Cultural
Intelligence: Theory, Measurement, and Applications (s. 3-15). New York: M.E. Sharpe, Armonk.
Ang, S., Van Dyne, L. ve Koh, C. (2006). Personality Correlates of the Four-Factor Model of Cultural
Intelligence. Group and Organization Management, 31, 100-123.
Ang, S., Van Dyne, L., Koh, C., Ng, Y., Templer, K., Tay, C. ve Chandrasekar, A. (2007). Cultural
Intelligence: Its Measurement and Effects on Cultural Judgment and Decision Making. Cultural
Adaptation, and Task Performance, Management and Organization Review, 3(3), 335-371.
Ang, S., Rockstuhl, T. ve Tan, M. L. (2015). Cultural Intelligence and Competencies. International
Encyclopedia of the Social & Behavioral Sciences, 2(5), p.433-439.
Aydın, N. (2020). Kültürlerarası Etkililik ile Kültürel Zeka İlişkisinde Psikolojik Sermayenin
Düzenleyici Rolü Üzerine Bir Araştırma. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Buyandelger, M. (2012). How Culture Works. MIT Opencourseware. https://mitocw.ups.edu.ec/
courses/anthropology/21a-01-how-culture-works-fall-2012/readings/MIT21A_01F12_Sir_
Edwrd_cul.pdf, (E.T.: 29.08.2021).
Cherry, K. (2021). Gardners Theory of Multiple Intelligences. https://www.verywellmind.com/
gardners-theory-of-multiple-intelligences-2795161 (E.T.: 29.08.2021).
Crowne, K. A., Phatak, A., Salunkhe, U. ve Shivarajan, S. (2011). Exploring Intelligences,
Organizational Skills and Leadership in Mumbai, India. International Journal of Business,
Humanities and Technology, 1(2), 45-47.
Czinkota, M. R., Ronkainen, I. ve Moffett, M. H. (1996). International Business. London: The Dryden
Press, Harcourt Brace Collee Publishers.
Duru, E. S. (2020). Kültürel Zekanın İş ve Yaşam Tatmini Üzerindeki Etkisi. Basılmamış Yüksek
Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Gardner, H. (2004). Zihin Çerçeveleri. (Çev. Ebru Kılıç). İstanbul: Alfa Yayıncılık.
Güvenç, B. (2010). İnsan ve Kültür. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Earley, C. ve Ang, S. (2003). Cultural Intelligence: Individual Interaction Across Cultures. California:
Stanford Business Books.
Elenkov, D. ve Pimentel, J. (2008). Social Intelligence, Emotional Intelligence and Cultural
Intelligence: An Integrative Perspective. Handbook of Cultural Intelligence: Theory. Measurement
and Applications, 18, 289-305.
Erkenekli, M. (2013). Toplumsal Kültür Araştırmaları İçin Değer Merkezli Bütünleşik Bir Kültür
Modeli Önerisi. Savunma Bilimleri Dergisi, 12(1), 147-172.
Hodgetts, R. ve Luthans, F. (1997). International Management. New York: The McGraw-Hill.
Hüseyinoğlu, M. (2020). Pre-Service Elt Teachers’ Level of Cultural Intelligence: A Mixed Method
Study. Unpublished Master’s Thesis. Bursa: Bursa Uludag University Institute of Educational
Sciences.
İbiş, T. (2018). Çok kültürlülük ve Kültürel Zeka. Yeni Düşünceler, 10, 20-35.
Kebabcı, V. (2016). Kişilik ve Kültürel Zeka Arasındaki İlişki: Havayolu Çalışanları Üzerine Bir
Çalışma. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 19
Mercan, N. (2016). Çok Kültürlü Ortamlarda Kültürel Zekânın Kültürler Arası Duyarlılık ile İlişkisine
Yönelik Bir Araştırma. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 9(1), 1-13.
O’Neil, D. (2006). What is Culture. https://www2.palomar.edu/anthro/culture/culture_1.htm, (E.T.:
17.08.2021).
Pal, H., A. Pal ve Tourani, P. (2004). Theories of Intelligence. Everyman’s Science, 39(3), 181-192.
Peterson, B. (2004). Cultural Intelligence: A Guide to Working with People from Other Cultures.
Yarmouth: Intercultural Press,
Presbitero, A. (2016). Cultural Intelligence (CQ) in Virtual, Cross-Cultural Interactions: Generalizability
of Measure and Links to Personality Dimensions and Task Performance. International Journal of
Intercultural Relations, 50, 29-38.
Rockstuhl, T. ve Ng, K. Y. (2008). The Effects of Cultural Intelligence on Interpersonal Trust in
Multicultural Teams. Handbook of Cultural Intelligence: Theory, Measurement and Applications,
Ch:13, p. 206-220.
Ruparel, N., Choubisa, R., Sharma, K. ve Seth, H. (2020). Assessing the Psychometric Properties
of Cultural Intelligence Scale Among Indian Employees. Current Psychology. https://doi.
org/10.1007/s12144-020-00814-0, (E.T.: 28.08.2021).
Sadeghian, E., (2011). Presentating of the Effectual Cultural Intelligence Model of Manager on
Effectiveness Iran Khodro Organization of Iran. European Journal of Scientific Research, 61(3),
402-403.
Sayılı, A. (1987). Atatürk ve Millî Kültürümüzün Temel Unsurlarından Bilim ile Entellektüel Kültür
ve Teknoloji. Erdem, 3(9), 609-672.
Sternberg, R. (1996). Successful Intelligence: How Practical And Creative Intelligence Determine
Success in Life. New York: Simon & Schuster.
Sternberg, R. (2003). Our Research Program Validating the Triarchic Theory of Successful Intelligence:
Reply to Gottfredson. Intelligence, 31, 399-413.
Sternberg, R. J. ve Grigorenko, E. L. (2006). Cultural Intelligence and Successful Intelligence. Group
& Organization Management, 31(1), 27-39.
Tezcan, M. (2011). Sosyolojiye Giriş. Ankara: Anı Yayıncılık.
Thomas, D. ve Inkson, K. (2005). Cultural Intelligence: People Skills for a Global Workplace.
Consulting to Management, 16(1), 5-9.
Thomas, D., Liao, Y., Aycan, Z., Cerdin, J. L., Pekerti, A. A., Ravlin, E. C., Stahl, G. K., Lazarova, M.
B., Fock, H., Arli, D., Moeller, M., Okimoto, T. G. ve Vijver, F. V. (2015). Cultural Intelligence:
A Theory-Based, Short Form Measure. Journal of International Business Studies, 46, 1099-1118.
Talu, N. (1999). Çoklu Zeka Kuramı ve Eğitime Yansımaları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Dergisi, 5, 64-72.
Tunalılar, T. T. (2018). Yöneticinin Kültürel Zekâsının Çalışanların Duygusal Bağlılığıyla İlişkisi ve
İlişki Uzaklığının Düzenleyici Rolü: Bir Araştırma. Basılmamış Doktora Tezi. Malatya: İnönü
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Van Dyne, L., Ang, S. ve Livermore, D. (2010). Cultural Intelligence: A Pathway for Leading in a
Rapidly Globalizing World. İçinde K.M. HANNUM., B. MCFEETERS ve L. BOOYSEN (Ed.),
Leadership Across Diffrences: Cases and Perspectives. San Francisco, CQ: Pfeiffer.
Van Dyne, L., Ang,S., Ng, K. Y., Rockstuhl, T., Tan, M. L. ve Koh, C. (2012). Sub-Dimensions of the
Four Factor Model of Cultural Intelligence: Expanding the Conceptualization and Measurement of
Cultural Intelligence. Social and Personality Psychology Compass, 6(4), 295-313.
Yazar, F. (2019). Kültürel Zeka ve Kariyer Yönetimi İlişkisi: Bir Uygulama. Basılmamış Yüksek
Lisans Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Yeşil, S. (2009). Kültürel Farklılıkların Yönetimi ve Alternatif Bir Strateji: Kültürel Zeka. KMU İİBF
Dergisi, 11(16), 100-131.
Yeşil, S. (2010). Yüzyılın Küresel Örgütleri için Kültürel Zekâ. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,
19(2), 147-168.
SORUMLU LİDERLİK
Osman Seray ÖZKAN1
Giriş
Liderlik kavramı, her zaman çok tartışılacak, üzerinde çalışılacak ve araştırılacak
bir konudur. Stogdill’e göre (1974), liderliğin neredeyse kavramı tanımlamaya
çalışan kişi sayısı kadar farklı tanımı bulunmaktadır. İşletmenin tek işlevinin kar
elde etmek olmadığı görüşünden hareketle, liderlik uygulamalarının daha sosyal
sorumlu ve kapsayıcı yeni bir yaklaşıma doğru yönelmesi kaçınılmazdır. Sosyal
sorumluluk ve liderlik alanlarının kesişme noktasında olan sorumlu liderlik,
kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının tasarlanması ve uygulanmasında
liderlerin ve yöneticilerin rolüne değindiği için ayrıca önem arz etmektedir (Siegel,
2014; Waldman vd., 2019).
Günümüze kadar dönüşümsel, otantik, etik, katılımcı, hizmetkar, paylaşılan
ve manevi liderlik gibi yaklaşımların varlığına rağmen, sorumluluk unsurunun
bu yapılarda açıkça ele alınmadığı vurgulanmıştır (Waldman ve Galvin, 2008).
Günümüzde ise, liderliğin sorumluluğu da kapsadığı fikrinin önem kazanması
ile sorumlu liderliğin öncülleri, süreçleri ve sonuçları araştırılmaktadır. Son
yıllarda, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarda da ilgiyle takip edilmektedir
(Cavagnora ve Zande, 2021). Bununla birlikte içinde bulunduğumuz yüzyılda
doğal kaynaklar hızla tükenmiş, kirlilik düzeyi ve nüfus artmış, kişiler arasındaki
gelir dağılımındaki eşitsizlik büyümüştür. Bu noktada sorumlu liderlik, örgütün
yalnızca kar amaçlı işlevinin olmadığından hareketle ticari kaygıların ötesine
geçerek ekonomik, sosyal, insani, politik ve çevresel yönleriyle arzu edilen
geleceğin değerlere dayalı vizyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum,
sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk uygulamalarındaki yeri kabul edilen
sorumlu liderliğin önemini ortaya koymakta olup, liderlerin kendilerine emanet
edilen kaynakları koruma ve geliştirme hususunda bütünleyici bir yaklaşım esas
alınmaktadır.
Bu çalışmanın ilk bölümünde; sorumlu liderlik kavramı tanımlanarak
boyutlarına yer verilmiş, sorumlu liderlik davranışının öncülleri olan kişisel ve
durumsal faktörler açıklanmıştır. İkinci bölümde; sorumlu liderlik kavramının etik
1 Dr. Öğr. Üyesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, ORCID No: 0000-0001-5326-8930, e-posta: osmanserayozkan@gmail.com
22 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
liderlik, paylaşılan liderlik, manevi liderlik, hizmetkar liderlik ve otantik liderlik
yaklaşımları ile olan ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, sorumlu liderliğin
alternatif bakış açılarına değinilmiş, son bölümde ise sorumlu liderliğin bireysel ve
örgütsel sonuçlarına yer verilmiştir.
1. Sorumlu Liderlik Kavramı
Çağdaş yönetim bilimlerinde oldukça ilgi gören sorumlu liderlik, geleneksel
lider-ast ilişkisinin ötesine geçerek toplumun tüm sektörlerindeki sorunlarla
etkin bir şekilde başa çıkabilen lider-paydaş ilişkisinin kapsamlı bir görünümüne
odaklanmaktadır (Shi ve Ye, 2016). Çalışmanın bu bölümünde sorumlu liderlik
tanımlanmakta olup, boyutlarından ve öncüllerinden bahsedilmektedir.
1.1. Sorumlu Liderliğin Tanımlanması
Sorumluluk kavramı diğer liderlik yaklaşımlarında çok belirgin olmasa da,
sorumlu liderlik sürecinde bir gerekliliktir. Lider, takipçiler ve paydaşlar arasındaki
ilişki, esas olarak sorumluluk kavramına dayanmaktadır. Liderlikte sorumluluğa
verilen önem, toplum gelişiminin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Bireysel ilişkilerde sorumlu davranmak yaygın olmasına rağmen, örgütlerde
kar maksimizasyonuna odaklanılarak sorumluluk kavramının öneminin azaldığı
dikkat çekmektedir. Ayrıca günümüzde bazı örgütlerin ihmallerinden kaynaklanan
sorumsuzluk örnekleri görülmektedir. Toplumun işleyişinin temeli, büyük ölçüde
sorumluluğun yerine getirilmesi esasına dayanmaktadır. Bu bağlamda dünyadaki
sorunların farkında olup, küresel anlamda sorumlu düşünen ve hareket eden
sorumluluk sahibi liderlere ihtiyaç bulunmaktadır (Maak ve Pless, 2009).
Sorumlu liderlik, organizasyon içinde ve dışında aktif vatandaşlığı da teşvik
ederek kamu güvenini oluşturur. Bir lider olarak sorumluluk almak; hesap
verebilirliği, güvenilirliği, otoriteyi, yetkilendirmeyi ve erdemliliği içermektedir
(Cameron, 2011). Sorumluluk, bireyin eylemlerinden sorumlu olmasını belirtmekle
birlikte diğerlerine hesap vermeyen sorumluluk anlamsızdır (Cavagnora ve Zande,
2021).
Birçok bilim adamı sorumlu liderliğin özelliklerini belirlemeye çalışmıştır. Maak
ve Pless’e göre (2006) sorumlu liderlik; tüm paydaşlardan gelen farklı talepleri etik
kurallara uygun olarak değerlendirip, hissedar zihniyetinden paydaş odaklılığa
doğru kalıcı ve güvenilir ilişkiler kurarak sürdürmeye çalışır. Voegtlin (2011)
sorumlu liderliği, karşılıklı yararlar elde etmek için eşit diyalog ve demokratik
tartışma aşamalarında, tüm paydaşların çıkar çatışmalarına aracılık etme ve fikir
birliğine varma süreci olarak ele almıştır. Stahl ve De Luque (2014), iyilik yapma ve
zarardan kaçınma bakış açılarının birleşimi ile gelişen sorumlu liderlik kavramını
ortaya koymaktadır. İyi davranışlar, toplumsal refahı artırmaya yönelik faaliyetleri;
zararlı davranışlardan kaçınma ise, paydaşlar ve daha geniş anlamda toplum için
zararlı sonuçlardan kaçınmaya yönelik kararları ve eylemleri ifade etmektedir.
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 23
Araştırmacılar, sorumlu liderliğe yönelik farklı yaklaşımları ve paydaş teorisinin
nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceğini de incelemiştir. Paydaş yaklaşımını
kullanan sorumlu liderlerin, psikolojik ve bilgiye dayalı iki yol aracılığı ile çıktıları
etkilediği tespit edilmiştir. Paydaşların görüşlerini karar alma süreçlerine dahil
ederek kapsayıcı bir yaklaşım benimseyen sorumlu liderler daha olumlu sonuçlara
ulaşmaktadır (Doh ve Quigley, 2014). Sorumlu liderliğin, ilişkisel bakış açılarının
yanı sıra paydaş teorisinin temel kavramları ve çerçevesi üzerine inşa edildiği de
söylenebilir (Gond vd., 2011).
Freeman’in 1984 yılındaki “Stratejik Yönetim: Bir Paydaş Yaklaşımı”
kitabından bugüne kadar, paydaş teorisinin yönetim ve örgütsel alandaki sonuçları
üzerine sayısız çalışma yapılmıştır. Teorinin amacı, rekabet avantajı geliştirmek için
örgütün iç ve dış çevresi ile olan ilişkilerini güçlendirmesine yardımcı olmaktır.
Paydaş teorisi bağlamında sorumlu liderlik, sosyal etkileşim süreçlerinde ortaya
çıkan sosyal, ilişkisel ve etik bir fenomendir. Bu anlayış kapsamında, çatışan paydaş
çıkarlarını ve bütünlük içinde liderlik etme zorunluluğunu dengelemektedir (Maak
ve Pless, 2006: Miska ve Mendenhall, 2015).
Son yıllarda ise kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik alanlarında yapılan
araştırmalarda sorumlu liderliğe sıkça yer verilmektedir. Artan bu ilgi sayesinde,
farklı analiz seviyelerinde teorik ve kavramsal açıdan zengin bir araştırma alanı
ortaya çıkmıştır. Diğer liderlik yaklaşımlarına göre sürdürülebilir değer yaratma
ve değişim bağlamında sosyal ve çevresel hedeflere daha fazla odaklanmaktadır
(Miska ve Mendenhall, 2015).
Bu doğrultuda sorumlu liderlik, sürdürülebilir değerler yaratarak sosyal değişime
ulaşmak için ortak bir anlam ve amaç duygusuyla birbirine bağlanan, liderler ve
paydaşlar arasındaki değerlere ve etik ilkelere dayalı ilişki şeklinde tanımlanabilir
(Pless, 2007). Maak’a göre (2007) ise örgüt içinde ve dışında farklı paydaşlarla
güvenilir ilişkiler kurma, geliştirme ve sürdürmenin yanı sıra, anlamlı ve paylaşılan
ortak bir iş vizyonu elde etmek için sorumlu eylemleri koordine etmedeki sanat
ve yetenektir. Sorumlu liderliğin odak noktasında, paydaşlarla evrensel anlamda
ve disiplinlerarası bakış açısıyla karşılıklı ilişki ve sorumluluk bulunmaktadır
(Kempster vd., 2019).
Bu bağlamda sorumlu lider; örgüt, paydaşlar ve toplum arasında ortak bir
amaç ve yaklaşımla iletişim ve etkileşim kurmaya çalışan kişidir (Voegtlin vd.,
2012). Sorumlu liderlerin etkileme gücünün; bireysel kariyerlerin, kuruluşların,
ekonomilerin ve toplumların değerlerinin yok edilmesi yerine, herkesin yaşamını
iyileştirmek için kullanılması gerektiğine işaret edilmektedir. Bu sayede çok
çeşitli çıkar grupları arasındaki karmaşık ve dinamik denge korunabilir (Marques
vd., 2018). Ayrıca topluma hizmet duygusu, sorumlu liderlerin kendi çıkarlarına
yönelik faaliyetlerde bulunmak için güçlerini sorumsuzca kullanma olasılığını da
azaltabilmektedir.
24 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
1.2. Sorumlu Liderliğin Boyutları
Literatürde sorumlu liderliğin yapısıyla ilgili farklı görüşler bulunmaktadır.
Sorumlu liderliğin boyutlarını belirlemeye yönelik hem teorik pespektifte hem
de ölçek geliştirme araştırmaları kapsamında uluslararası çalışmaların yapıldığı
görülmektedir.
Voegtlin (2011) sorumlu liderliğin, sorumsuz ve egoist liderlikten sorumlu
liderliğe uzanan bir süreç olduğunu belirtmektedir. Paydaşlarla etkileşim sıklığının
yanı sıra, liderlerin genel norm ve değerlere dayalı eylemlerini veya kararlarını
çalışanlar aracılığı ile ölçmek için beş maddeli sorumlu liderlik ölçeği geliştirmiştir.
Bununla birlikte, sorumlu liderliği çok boyutlu yapıda ele alan çalışmalar da
bulunmaktadır. Nitekim çok boyutlu yapının, sorumlu liderliği tek boyuta kıyasla
daha kapsamlı olarak ele aldığı söylenebilir. Doh ve Stumpf (2005) sorumlu liderliğin
değerlere dayalı liderlik, etik karar verme ve kaliteli paydaş ilişkileri olmak üzere üç
temel boyuttan oluştuğunu öne sürmektedir. Benzer şekilde Lynham ve Chermack
(2006), sorumlu liderliğin teorik çerçevesine dair yaptıkları çalışmada sorumluluğu
ölçmek için etik, etkililik ve dayanıklılıktan oluşan üç bileşenli göstergeye yer
vermiştir.
Doh ve diğerleri (2011); sorumlu liderliğin çalışanların bakış açısına yönelik
çıktılarını ölçmek için paydaş kültürü, insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve
yönetsel destek bileşenlerinden oluşan bir ölçme aracı geliştirerek araştırmalarında
faydalanmışlardır. Alandaki araştırmaların bir sentezini yapan Stahl ve De Luque
(2014) ise sorumlu liderliğin davranışsal perspektifte, zararlı davranışlardan kaçınma
ve iyi davranışlar yapma olmak üzere iki bileşenli olduğunu öne sürmektedir.
Lu (2012) ise, bahsedilen bu çalışmalardan farklı olarak Çin literatüründe
sorumlu liderliğin yapısını araştırmış ve ahlaki bütünlük, açık iletişim, rehberlik ve
özen ile aktif vatandaşlık davranışı olmak üzere dört boyutlu bir yapısının olduğu
sonucuna varmıştır.
Shi ve Ye (2016), sorumlu liderliğin yapısı ve ölçümü üzerine mevcut
araştırmaların azlığını ve bu durumun ampirik araştırmaları sınırladığını belirterek,
mevcut araştırmalarda bazı eksikliklerin bulunduğunu da ifade etmektedir. Bu
eksikliklerden biri, evrensel bir ölçek geliştirmeyi büyük ölçüde engelleyen
sorumlu liderliğin yapısı hakkında anlaşmazlıklar bulunmasıdır. Diğeri ise, mevcut
ölçeklerde sorumlu liderlerin sadece çalışanlar tarafından değerlendirilmesi
nedeniyle, liderlerin öz değerlendirmesinin ve diğer paydaşların görüşlerinin göz
ardı edilmesidir. Bu nedenle, sorumlu liderliğin yapısını netleştirmenin ve standart
bir ölçek geliştirmenin gerekliliği vurgulanmıştır.
1.3. Sorumlu Liderlik Davranışının Öncülleri
Sorumlu liderlik, mevcut liderlik tanımlarını geliştirse de kavramın ölçülmesi
ve değerlendirilmesi hakkında farklılıklar bulunmaktadır. Buna istinaden, sorumlu
liderlik davranışlarının oluşmasında kişisel ve durumsal olmak üzere iki grup
öncülün olduğu ifade edilebilir (Shi ve Ye, 2016).
GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ 25
1.3.1. Kişisel faktörler
Birçok araştırma, kişilik özelliklerinin insanların davranışları üzerinde önemli
bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Sorumlu liderliğin öncülünü oluşturan
kişisel faktörler; ilişkisel zeka, empati, bilişsel ahlaki gelişim ve makyavelizm
olarak ele alınmıştır.
İlişkisel zeka: Sorumlu lider, paydaş bir toplumda farklı menfaat sahibi gruplara
yönelik ilişkilerin koordinatörü ve uygulayıcısıdır. Sorumlu liderlik ise kurum
içindeki ve dışındaki paydaşlar olmak üzere çok sayıda takipçi ile etkileşim ve
iletişim halinde gerçekleşmektedir (Gond vd., 2011). İçsel ilişkiler; çalışanlar,
yöneticiler ve hissedarlar; dışsal ilişkiler ise; müşteriler, rakipler, tedarikçiler,
hükümetler, çevre grupları ve toplum arasındaki ilişkileri kapsamaktadır. Sorumlu
lider, paydaş grupları arasındaki ilişkileri koordine ederek geliştirmede ve çıkar
çatışmalarıyla başa çıkmada duygusal ve etik zekayı kullanır. Aynı zamanda kararlar
alma ve etik ikilemleri çözme becerisi yoluyla da ilişkisel zeka sergiler. İlişkisel
zekanın sorumlu liderlik için gerekli bir yetenek olduğu söylenebilir. Sorumlu lider,
paydaşlarla güvenilir ilişkiler kurmaya katkıda bulunarak kar elde etmeye daha
yatkındır (Maak ve Pless, 2006).
Empati: Empati, başkalarının duygularını onların bakış açısından deneyimleme
ve anlama yeteneğini ifade etmektedir (Decety vd., 2006). Başkasının refahı
ile uyumlu duygusal tepkilere göre liderin ne kadar sorumluluk sahibi olduğu
anlaşılabilir. Empati sahibi lider, paydaşların görüşlerini ve ihtiyaçlarını iyi anlayabilir,
onların taleplerini karşılamak için ne yapması gerektiğini bilebilir. Bu nedenle
empati, zararlı sonuçları olan davranışlarda bulunma eğilimini azaltabilmektedir.
Araştırmalarda kapsamlı şekilde yer verilen empati kavramı, insani ve ahlaki bir
temele göre hareket eden sorumlu liderlik için önem arz etmektedir (Stahl ve De
Luque, 2014). Bu bağlamda empati, sorumlu liderliğin çalışanlar ve paydaşların
ihtiyaçlarını dikkate alma yükümlülüğü ile aynı doğrultuda olması neticesinde
olumlu sonuçlara yol açabilir.
Bilişsel ahlaki gelişim: Bilişsel ahlaki gelişim teorisi, bireylerin ahlaki yargılama
ve karar verme yeteneklerini geliştirerek, herhangi bir ahlaki ikilem durumunda
etik olarak sorunu nasıl çözebileceklerini açıklamaktadır (Kohlberg, 1984).
Bilişsel ahlaki gelişim, sorumlu liderliğin iyi davranışlar yapma ve zarar verme
davranışlarından kaçınma bileşenleri ile yakından ilişkilidir. Farklı paydaşların
çatışan çıkarları karşısında etik kararların nasıl verileceği büyük bir zorluk olmakla
birlikte, bilişsel ahlaki gelişim bu çatışmaların çözümlenmesine katkı sağlamaktadır
(Stahl ve De Luque, 2014). Sorumlu liderin görevi, paydaşlar arasındaki bilişsel
ve ilişkisel farklılıkları dengeleyerek köprü kurmaktır. Pek çok liderin bilişsel ve
entellektüel kapasiteleri olsa da, onları ayrıcalıklı yapan şey ahlaki karakterleridir
(Maak, 2007; Maak ve Pless, 2006).
Makyavelizm: Makyavelizm bir siyaset teorisi olarak bilinse de, ahlaki
olmayan eylem ile ilişkili kişilik yapısını inceleyen davranışsal araştırmalarda
26 GÜNCEL KAVRAMLARLA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ
da yer almaktadır. Etik karar verme sürecinde, sorumlu liderlerin etik olmayan
davranışlarıyla bağlantılıdır (Stahl ve De Luque, 2014). Makyavelistlerin, insanların
duygularını anlama ve onlarla empati kurma kabiliyetlerinin düşük olduğu yapılan
araştırmalar ile tespit edilmiştir. Makyavelist birey, başkaları ile etkileşimlerinin
kopuk olması nedeniyle, diğerlerinin duygularını gözetmeksizin kişisel çıkarlar elde
etme eğilimindedir (Austin vd., 2007). Makyavelist liderler, etik ilkeleri göz ardı
ederek başkalarına güvenmeme ve kontrol etme eğilimi göstermektedir. Dolayısıyla
bu liderlerin, paydaşlardan sorumlu olmak bir yana, paydaşlar ile olumlu ilişkiler
kurmasının zor olacağı ifade edilmektedir (Shi ve Ye, 2016).
1.3.2. Durumsal faktörler
Kişisel faktörlerin yanı sıra durumsal faktörlerin sorumlu liderlik üzerinde büyük
etkisi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda ahlaki yoğunluğun, kültürel değer
yönelimlerinin, kurumsal bağlamın ve medyanın, liderlerin sorumluluk eğilimlerini
etkilediği belirtilmektedir (Shi ve Ye, 2016).
Ahlaki yoğunluk: Ahlaki konuların ahlaki yoğunlukları bakımından farklılıklar
gösterdiği, sorunlara bağlı etik karar verme ve davranış modelinin ahlaki süreçlerin
anlaşılmasına önemli ölçüde katkıda bulunabileceği belirtilmektedir (Jones, 1991).
Bireylerin ahlaki davranışları; davranışın sonuçlarının büyüklüğü ve etki ihtimali,
davranışla ilgili sosyal mutabakatın olup olmaması, davranıştan etkilenecek kişi
sayısı, bu kişilerin ahlaki davranışta bulunan kişiye yakınlığı ve ahlaki davranışın
sonuçlarının zaman itibarıyla ortaya çıkma durumundan etkilenmektedir (Coşkun,
2017). Bir sorunla ilgili ahlaki zorunluluğun kapsamı olan ahlaki yoğunluk, etik
seçimlerin belirleyicisi olarak liderlerin neden bazı durumlarda sorumlu, diğerlerinde
ise sorumsuz davrandıklarını açıklamaktadır (Stahl ve De Luque, 2014).
Kültürel değer yönelimleri: Hofstede (1980) kültürel değerlerin; bir toplumda
bireylerin motivasyonlarını, algılarını, iş ile ilgili değerlerini, beklentilerini,
davranışlarını, ast ve üst ilişkilerine bakışlarını biçimleyen önemli bir olgu olduğunu
belirtmektedir. Hofstede’nin çalışmasından esinlenen araştırmacılar, liderliği
etkileyen güç mesafesi ve kolektivizmin de yer aldığı dokuz kültürel boyutu ele
almışlardır. Kolektivizmin ve bireyciliğin sorumlu liderlik üzerindeki etkisinin
incelenmesi neticesinde, kolektivizmin liderleri daha sorumlu olmaya teşvik ettiği
belirlenmiştir (Dugan vd., 2011). Ayrıca Waldman ve diğerleri (2006), liderlerin
kültürel değer yönelimlerinin hissedarlar,