ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ
1
T.C.
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU
ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ
DERS NOTLARI
Hazırlayan
Öğr.Gör.Zeliha ABAKAY
GAZİANTEP 2017
2
İletişim
İletişim, katılanların, bilgi üreterek birbirlerine ilettiklerini ve bu iletileni
anlamaya, yorumlamaya çalıştıkları bir süreçtir. Öz olarak bilgi üretme, aktarma ve
anlamlandırma süreci olarak tanımlayabiliriz. Bu tanıma dayanarak iki insanın
karşılıklı konuşmasını iletişim sayabileceğimiz gibi, arıların bal bulunan yeri
birbirlerine bildirmelerini de iletişim kabul edebiliriz35
.
İletişim kısaca, “Bir kişinin bir bilgiyi anlaşılır biçimde bir başka kişiye
aktarmasıdır” veya “bireyler arasında bilgi alıp vermek amacıyla oluşturulan bir
ilişkiler sistemi” olarak tanımlamakta mümkündür36,37. Bu iki tanıma bakıldığında ortak
nokta olarak bilgi aktarma olayı ile karşılaşılır.
İletişim, konuşmak, yazmak dinlenmek, vücut dilini kullanmak, yazılara ve
telefonlara cevap vermek demektir. Günlük yaşamda hiçbir şey yapmamak ve
susmak bile bir mesajdır, bir davranış tarzıdır ve anlamlıdır38. Başkalarından bize
yönelen, algılayabildiğimiz her durum, eylem, söz, renk, ışık ve benzeri şeyler iletişim
içerisindedir39
.
İletişim bir bakıma, bilgi üretme, üretilen bilgiyi yorumlama ve onu aktarma
sürecidir. Bu tanıma göre iletişim tek yönlü bir işlem olarak görülmesine karşın, tek
yönlü bir süreç değildir. Etkin bir iletişim, ancak karşılıklı ve etkileşimli (interaktif)
olursa gerçekleşir40. Bir sosyal yapı içerisinde, iletişim sistemine ihtiyaç duymayan
hiçbir iş yoktur. Çünkü iletişim, insanların belirli bir yapı içerisinde anlaşmaları için
gerekli olan köprüdür37
.
İletişimin gerçekleşmesi için en az iki unsur gereklidir. Bu unsurlar iki insan,
iki hayvan, iki makine ya da bir insan ile bir hayvan, bir insan ile bir makine de olabilir.
Bu unsurlar sırasıyla gönderici ve alıcı rolünü oynarlar35
.
Eksiksiz doğru bir iletişim süreci, göndericinin göndermek istediği düşünce,
inanç, davranış ve duyguların alıcı tarafından istenilen biçimde anlaşılıp
yorumlanması durumunda gerçekleşir41. Nelson ve Quick‘e (1995) göre, iletişim
sürecinin dört ana öğesi vardır. Bunlar; gönderici, alıcı, algısal alan ve mesajdır.
Gönderici, iletişimi başlatan ve mesajı gönderen; alıcı, mesajı alan kişidir. Algısal
alan ise insanların birbiriyle iletişim içerisinde bulundukları, iletişimin kalitesini,
3
doğruluğunu ve anlaşılabilirliğini etkileyen uzaklığı ifade ettiği gibi bireyin iletişime
taşıdığı yaşı, cinsiyeti, değerleri, inançları, geçmiş deneyimleri ve kişisel ihtiyaçları
gibi bireysel faktörleri de içermektedir. Mesaj ise gönderilen veya aktarılmak istenen
ifadelerdir42
.
Sonuç olarak, etkili iletişim sürecinin gerçekleşebilmesi için duygu ve
düşüncelerini sembollerle aktaran gönderici ile bu sembolleri çözümleyip anlayan bir
alıcıya, mesaja, kodlamaya, kanala, kod açmaya, geri bildirime ve çevreye ihtiyaç
bulunduğu; gürültü ve algılama ve değerlendirmenin iletişim süreci üzerinde etkili
diğer öğeler olduğu söylenebilir43,44,45. Temel iletişim süreci ve öğeleri şekil 1’de
ayrıntıları ile verilmiştir46
.
ÇEVRE ÇEVRE
Gürültü Gürültü
K A Y N A K Mesajı Kanal Kod Filtre A L I C I
kodlama çözme
Geri Bildirim (Feedback)
Gürültü Gürültü
ÇEVRE ÇEVRE
Şekil 4. Temel İletişim süreçleri ve öğeleri
Kaynak
Alıcının öncelikle gönderilen mesajı çözümleyecek güçte olması gerekir37
.
İletişimin gerçekleşmesi için duygu ve düşüncelerini iletmek isteyen bir kaynağa ya
da göndericiye ihtiyaç vardır. Mesajları hazırlayan ve alıcıya gönderen birey, grup
veya örgüt gönderici olarak tanımlanabilir47. Başka bir tanıma göre ise gönderici,
diğer kişi veya kişilere sözlü, yazılı, sözsüz mesaj veya işaret diliyle bir şeyler
aktarmaya çalışan kişidir45
.
4
Bu nedenle, ilk olarak göndericinin zihinsel sürecinde başlayan ve istenilen
mesajı anlamlı sembollerle kodlama sorumluluğu göndericiye aittir48. Yani gönderici,
ilk olarak amacını belirler, daha sonra iletilecek mesajı, duygu, düşünce ve bilgisini
kullanarak hem kendinin hem de alıcının anlayabileceği sembollere dönüştürür ve bir
kanal vasıtasıyla alıcıya gönderir49
.
Örgütsel iletişim açısından düşünüldüğünde gönderici bir yönetici, bir işgören,
örgüt veya çevre olabilir44. Öğrencilerine derste sunum yapan öğretmen,
öğretmenlere yönetsel konularda bilgi veren yönetici ve arkadaşlarıyla sohbet eden
öğretmen kaynak konumunda bulunabilir41
.
İletişimde en büyük sorumluluk, iletişimi başlatan ve mesajı alıcıya gönderen
kaynağa aittir ve sürecin başarısı büyük ölçüde göndericinin bilgi, beceri ve
özelliklerine bağlıdır. Başka bir ifade ile alıcıların güveninin kazanılması ve iletişim
sürecinin başarılı kılınması üzerinde göndericilerin bilgi, beceri ve deneyimleri etkili
olmaktadır50. Kaynağın etkili bir iletişimi gerçekleştirmesi iletişim becerisine, tutum,
iletişim kurduğu konuya ilişkin deneyim ve bilgisi ile toplumsal ve kültürel etkenlere
bağlı olarak değişebilir. Bu açıdan, mesajın alıcı tarafından anlaşılır ve inandırıcı
bulunması, büyük ölçüde kaynağın bilgi birikimine ve deneyimine bağlıdır44
.
Bunun yanında göndericinin algılama yetisi ve deneyimi mesajın ne kadar ilgi
çekeceğini etkileyen faktörlerdendir45. Bu durumda, gönderilecek mesajın
saptanması ve anlaşılır hale getirilmesi gönderici tarafından dikkat edilmesi gereken
bir konu haline gelmektedir51
.
Eren (2003) mesajın hazırlanmasında kullanılan sembollerin alıcı için anlaşılır
olması, soyut ifade ve sembollerden çok somut olanların kullanılması, sembollerin
alıcının aşina olduğu anlamlarda kullanılması ve alıcının anlaması zor olabilecek
sembollerin açıklanması gerektiğini belirtmiştir43. Özetle, göndericinin görevinin
gönderilecek mesajın belirlenmesi ve anlaşılır hale getirilmesi olduğu söylenebilir.
Zira amaç belirleme ve mesajı kodlama göndericinin zihinsel sürecinde gerçekleşen
olaylardır8
.
5
Newstrom ve Davis’e (1993) göre iletişimde birinci basamak göndericinin
iletmek istediği fikri oluşturmasıdır. Bu açıdan, amaç belirleme iletişim sürecine yön
veren anahtar bir basamak konumundadır52
.
Mesaj
Mesajın içerik ve yapı olmak üzere iki önemli öğesi vardır. İçerik anlamla, yapı
ise semboller ve kodlarla ilgilidir. İletişim sürecinin başarılı olabilmesi için mesaj,
alıcının dikkatini çekecek biçimde düzenlenmeli, kaynağın ve alıcının ortak yaşam ve
deneyimlerini yansıtan sembollerle iletilmelidir53. Bu semboller konuşulan sözcükler,
grafik veya şekiller, bir yüz ifadesi veya el kol hareketlerinden oluşabilmektedir30
.
Duygu, düşünce ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış biçimi olarak
tanımlanabilen mesaj, göndericinin iletilmek üzere hazırladığı görsel, işitsel veya hem
görsel hem de işitsel simgelerden oluşmuş somut bir ürün olmanın yanında, iletişim
sürecinin temeli niteliğindedir54. Bu nedenle mesaj bireylerin duygu, düşünce, değer
ve davranışlarını yansıtır ve göndericinin alıcıda ortaya çıkarmak istediği duygu ve
düşünceler olarak tanımlanabilir42
.
İletişimde işlenecek duygu, düşünce ve bilgilerin seçilmesi ve hazır hale
getirilmesi mesajın içeriği konusunda dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Her
şeyden önce mesajı oluşturacak içeriğin, açık ve seçik bir biçimde belirlenmesi
gerekir. Daha sonra bu içerik, iletilmek istenen alıcının özellikleri dikkate alınarak
kolayca anlaşılabilir hale getirilmelidir. Bu işlemde alıcının üyesi olduğu grubun
yapısı, toplumsal-ekonomik durumu ve diğer özelliklerinin iyi bilinmesi, kaynak
tarafından bu ölçütlere göre kodlanan mesajın, alıcı tarafından tam ve istendik
biçimde anlaşılabilmesi için gereklidir44
.
Yazılı ya da sözlü olarak bir kanal vasıtasıyla onu çözecek ve anlamını
yorumlayacak alıcıya gönderilen mesaj alıcı tarafından her zaman göndericinin
amaçladığı şekilde anlaşılmayabilir. Bu durum, iletişimde sorunlara neden olur ve
kişiler arası iletişim sorunlarının geneli anlam uzlaşmazlığından kaynaklanır. Buradan
hareketle iletişimin sağlıklı şekilde geçekleşmesi için mesaj anlamlı olmalı, içindeki
simgeler alıcılar tarafından anlaşılır olmalı, aksi takdirde iletişimin bir gürültü
olmaktan ileriye gidemeyeceği söylenebilir. Bu açıdan, mesajın etkin iletişimi
sağlayabilmesi için, taşıması gereken bazı şartlar vardır. Bunlar;
6
✓ Hedefin bilgi, düşünce ve deneyimlerine uygunluk,
✓ Hedefin ihtiyaç, istek ve değer yargılarına uygunluk,
✓ Hedefin ilgi alanlarına uygunluk,
✓ Hedefin toplum içindeki rollerine ve konumuna uygunluktur46
.
Mesajın bir iletişim aracı ile iletilmesinde, uygun aracın seçimi, seçilen araca
uygun şekilde kodlanması iletişim becerisi ile ilgili konular arasında yer almaktadır55
.
Bu bağlamda, mesajın dili ve içeriği sağlıklı bir iletişim süreci açısından büyük önem
taşımaktadır. Mesajın dili alıcı tarafından anlaşılabilir, açık, net ve kesin olmalıdır.
Mesajın içeriği yani iletilmek istenen bilgi ve düşünceler ise yanlış yoruma yol
açmayacak şekilde sistematik olarak aktarılmalıdır. Özellikle alıcının eğitimi, sosyal
düzeyine ve diğer özelliklerine uygun içerikte mesaj hazırlanmasına özen
gösterilmelidir51
.
Mesajı Kodlama
Kod, insanlara anlamlı gelecek şekilde yapılandırılan simgeler ya da semboller
olarak tanımlanabilir44. Kodlama ise, anlamların gönderilmek istenen mesajlara
dönüştürülmesidir56. Daha ayrıntılı bir ifade ile göndericinin bilgi, düşünce ve
duygularından oluşan amacı, alıcı tarafından anlaşılabilir sistematik sembollere ya da
mesajlara dönüştürme ve iletilmeye hazır hale getirme sürecidir57
.
Kodlama, göndericinin iletmek istediği fikirleri sembolleştirir. Bazen sözcük,
bazen jest ve mimik, bazen de şekil veya resim şeklinde olan semboller yalnızca
mesajların iletilmesi amacıyla oluşturulur. Zira, sembolleştirilmemiş zihinsel süreç
niteliğindeki anlamlar iletilemez. Sembollere yüklenen anlamlarla ilişkili olarak
gönderici ve alıcı arasındaki uyumun derecesi ne kadar yüksek olursa mesajın
istenilen biçimde anlaşılması da o derece yüksek olur. Bu açıdan bireyin hem
kendileri için hem de karşısındakiler için ortak anlamlar taşıyan semboller seçmesi
anlam kazanmaktadır41
.
7
Kanal
Bir şeyi bir noktadan bir diğer noktaya hareket ettirmek için bir taşıyıcıya
ihtiyaç vardır. Mesajda göndericiden alıcıya taşınırken bir kanaldan geçer. Kanal
gönderici ile alıcı arasındaki bağı temsil eder. Ses dalgaları, ışık dalgaları, radyo
dalgaları, telefon kabloları, sinir sistemi gibi unsurlar mesajı taşıyan fiziksel araçlardır.
Bunlar duyu organlarını uyandırabilecek ve belli fiziksel özellikleri olan araçlardır ve
onları uyardıkları duyular açısından işitsel, görsel, dokunmayla, koklamayla, tat
almayla ilgili kanallar olarak sınıflandırabiliriz53
.
İletişimin gerçekleşebilmesi ve etkili olabilmesinde kanal seçiminin çok büyük
önemi vardır. İletişimde ulaşılmak istenen amaç, zaman ve mekan sınırları, ya da
olanakları kanal seçiminde dikkate alınmalıdır58
.
Gönderici ve alıcı arasında mesajların iletilmesini sağlayan kanal mesajın
gönderilmesi ve alıcının bu mesajı alması üzerinde, dolayısı ile iletişimim
gerçekleşmesinde önemli bir paya sahiptir44. Göndericinin mesajı ve alanın
yorumladığı anlamın aynı olmasında kanal önemli bir yere sahiptir. Mesajın
göndericiden alıcıya gönderildiği ortam ya da yol olarak tanımlanabilen kanal, mesaj
hazırlandıktan sonra göndericiden alıcıya doğru, işitsel, görsel, elektronik veya diğer
araçlar yardımıyla iletilme aşamasına gelir. Gönderme aşaması, bültenler, duyurular,
genelgeler, resmi yazılar, telefon, bilgisayar, yüz yüze iletişim gibi yazılı, sözlü veya
yazılı ve sözlü kanalların biri veya kombinasyonlarıyla gerçekleşir53
.
Şifre Çözümü
Alıcının mesajı aldıktan sonra, bunu anlamlı bilgi haline getirmesine
sembollerin çözülmesi denir30. Bunun için alıcının mesajı algılayabilmesi, daha
sonrada anlamlı hale getirecek nitelikte olması gerekir37
.
Alıcının mesajı anlayabilmesi için mesaj içeriğinin, başka bir değişle şifrelenen
mesajın çözümlenmesi gerekir. Mesajın çözülmesi, alınan şifrelerin istenilen
anlamlara gelecek şekilde alıcı tarafından kişisel çevirimidir. Ancak ortak dil
kullanımı, mesajın gönderildiği anlama gelecek şekilde alıcı tarafından çözülmesine
olanak sağlayabilir56. İletişim sürecinin her aşamasında ortaya çıkabilen iletişim
engelleri şifre çözme aşamasında daha yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü
8
mesajların çözülmesi sırasında karşılaşılan sorunların kültürler arası iletişim
süreçlerinde sıklıkla engel teşkil ettiği belirtilmektedir46
.
Birçok insan iletişimi talimat verme ya da açıklamalarda bulunma alarak
görmekte ve karşı tarafa talimatları söylemenin veya anlatmanın yeterli olduğunu
düşünmektedir. Ancak iletişim, alıcının mesajı anlamlandırması bitinceye kadar
bitmez59
.
Kabul ( Alma )
İletişim sürecinde alıcı, mesajı ulaştırmak istediği kişi (yönetici veya diğer
çalışanlara), grup (resmi veya resmi olmayan), örgütsel birim (çeşitli bölüm, şube,
büro.), veya makine (bilgisayar) anlamını ifade eder60
. Haberleşmenin amacına göre
alıcı belirli bir davranışta bulunur fakat amaç alıcıyı belirli bir davranışa sevk etmek
değilse, alıcı sadece mesajın ifade etmek istediği şeyi öğrenmiş ve kavramış olur30
.
Etkili bir iletişim olabilmesi için kaynak ile alıcının sosyo-kültürel yapısı, bilgi düzeyi,
davranış özellikleri, iletişim becerileri arasında bir dengenin olması gerekmektedir58
.
Kanal vasıtasıyla iletilen mesajın alıcı tarafından kabul edilmesi aşamasıdır.
Sözlü mesajları alma aşamasında alıcının iyi bir dinleyici olması, yazılı mesajları
algılayabilme konusunda ise dikkatli bir okuyucu olması önem taşır35
.
Alıcı mesajı aldıktan ve şifresini çözdükten sonra, kabul etme veya reddetme
hakkına sahiptir; gönderici ise mesajların alıcı tarafından kabul edilmesini ve bu
mesajın istediği davranışlara dönüştürmesini arzu eder. Ancak, alıcı iletişim
sürecinde mesajın alınması, alınmaması veya bir kısmının alınması konusunda
önemli derecede kontrole sahiptir. Bu nedenle, mesajın doğruluğu, göndericinin
otoritesi ve alıcının davranışları gibi bazı etkenler alıcının kabul etme kararı üzerinde
etkili olabilmektedir61
.
Alıcı
İletişim sürecinin son aşamasında yer alan alıcı (hedef); gönderilen mesajı
algılayan ve bunun anlamını bildiğini göstermek suretiyle, iletişimsel eylemin genel
amacı olan anlamların ortak paylaşılmasını gerçekleştirmeye çalışan kimse olarak
ifade edilmektedir54. İletişimin gerçekleşmesi ve sonlanması için alıcının mesajı
alması ve doğru anlaması gerekir45
.
9
Alıcının iletişim becerileri de en az göndericinin iletişim becerileri kadar iletişim
sürecinin sağlıklı işlemesi ve göndericinin amacına ulaşma açısından önemlidir. Eğer
alıcının dinleme, okuma ve düşünme becerisi mesaja göre yetersiz ise kaynağın
gönderdiği mesajın anlamlandırılması ya gerçekleşmeyecek ya da eksik kalacaktır44
.
Bunun yanında, algısal bozukluklar da mesajın alıcı tarafından istenilen şekilde
anlaşılmasını engelleyecek bir filtre gibi davranabilmektedir45
.
İletişimin amacı, mesajın alıcı tarafından paylaşılması ve alıcıda istenilen
değişmeyi sağlamaktır. Yani, gönderenin isteği doğrultusunda alıcının davranış
değişikliğinde bulunmasıdır51. Değişme, iletişim sürecinin kritik bir basamağıdır. Bu
basamakta artık istenilen değişimin gösterilip gösterilmemesi büyük oranda alıcının
kontrolündedir ve mesajın alındığı ve anlaşıldığı ile ilgili olarak alıcı tarafından
göndericiye geri bildirimde bulunulması büyük önem taşır62
.
İletişimin alıcıda oluşturduğu etkiler, alıcının bilgi düzeyinde, tutumunda ve
davranışlarında ortaya çıkan değişmeler olarak belirtilebilir. Göndericinin planladığı
gelişme ve değişmenin, alıcının davranışında ortaya çıkıp çıkmaması, iletişimin
etkisini ve başarısını gösteren bir ölçüt olarak değerlendirilebilir63
.
Geri Bildirim (Feed Back):
Geri bildirim, haberleşme sürecindeki son safha olup alıcının, göndericinin
mesajına bir çeşit cevap vermesidir. Alıcı, mesajın kodlarını çözdükten ve bir anlam
verdikten sonra mesaj kaynak durumuna dönüşür. Diğer bir ifade ile alıcının almış
olduğu mesajı cevaplandırmak üzere göndericiye yeni bir mesaj iletilmesidir30
.
Geribildirim, bir göndericinin iletisine alıcı tarafından gösterilen tepki ya da
alıcının göndericinin mesajına verdiği yanıt olarak tanımlanmaktadır64. Bu haliyle
geribildirim göndericinin mesajına alıcının gereksinimlerine ve tepkilerine uygun hale
getirmesine ve alıcının iletişime katıldığı duygusunu yaşamasına yardımcı olmasının
yanında, göndericiye iletişimin başarısı hakkında bilgi verme gibi bir işlevi de vardır.
Böylece, göndericinin kendisini ve mesajlarını değerlendirmesine olanak sağlayan
geribildirim, mesajın göndericinin hedeflediği şekilde anlaşılıp anlaşılmadığını da
doğrular44. Çünkü geribildirimden sonra alıcı, göndericiye mesajın alındığını ve
mesajın anlaşılma derecesini gösteren bir mesaj gönderir65
.
10
Negatif geribildirimlerin sonuçları üzerine yapılan bir araştırmada olumsuz
duyguların çekişmeleri tetiklediği; yakın ilişkilerin ise işbirliğini arttırdığı
bulunmuştur66. Özetle, geribildirim, karşınızdakilere yaptığınız veya söylediğiniz her
şey hakkında ne hissettiğinizi söyleme sürecidir. Yöneticilerin düzenli olarak
karşılarındaki kişilere geribildirim verme durumunda bulundukları düşünülürse,
geribildirim yöneticiler için önemli bir beceridir. Bu açıdan, yöneticiler verecekleri
geribildirimlerin anlaşılır, kabul edilir ve inandırıcı olmasına özen göstermelidir48
.
Gürültü
Ek olarak, iletişim sırasında planda olmayan ve iletişim akışını bozan “gürültü”
unsurunu iletişim sürecinin içine alabiliriz. Gürültü alıcının göndericiden daha farklı
ileti almasına neden olur. Gürültü, iletişim sürecinde gerçekleşen ve iletişimi
zedeleyen planlanmamış bir olgudur. Ancak iletinin görülmediği, duyulmadığı ya da
yanlış algılandığı durumlarda karşılaşılır67
.
Gürültü gibi dikkat ve ilgi dağıtıcı şeyler iletişim süreci üzerinde her zaman
kötü bir etkiye sahiptir. Bu bağlamda, gürültünün alıcının duygu, düşünce ve
davranışlarını da içeren ve iletişimi bozan şeyler olduğu söylenebilir. Çalışanların
telefon konuşmaları veya yüksek sesli müzik, örgütlerde ortaya çıkan gürültülere
örnek olarak verilebilir. Ancak, gürültü her zaman işitsel engeller şeklinde olmayabilir.
Bazen iş stresi, korku, kararsızlık veya taraf tutma şeklinde de ortaya çıkabilir45
.
Çevre
İletişimin tam olarak anlaşılabilmesi mesajın iletildiği ve alındığı çevreyle ilgili
bilgi sahibi olunması gerekir. Çünkü çevre gönderilen mesajın alınmasını ve
anlamlandırılmasını etkileyebilir. İletişim sürecinde çevre bazen bir yönetici odası,
bazen de personelin dinlenme odaları olabilir. İletişimi etkileyen anahtar özelliğe
sahip çevresel faktörlerden birisi de örgüt kültürüdür. Örneğin, tartışma doğurabilecek
mesajların güven ve saygının yüksek olduğu durumlarda iletilmesi daha kolay
olacaktır45
.
2.2.1. İletişim Kuramları
iletişim alanında yapılan araştırmaların temelinde eğitim, propaganda,
telekominikasyon, reklam ve halkla ilişkiler alanında etkiyi arttırma isteği yatar.
11
II.Dünya savaşı sonrasında önemli çalışmalar büyük oranda ABD’de yapılmaya
başlanmıştır. 1950’li yıllar model geliştirme çalışmalarının verimli olduğu ve
geliştirilen modellerle iletişim alanında birlik sağlama ve büyüme arayışının sık
görüldüğü yıllardır12
. Bir çok araştırmacı tarafından yapılan iletişim araştırmalarına
temel olan ilk modeller Laswell, Newcomb, Gerbner ve Jacopsen tarafından
geliştirilmiştir.
Lasswell Modeli
Lasswell, bir iletişim eylemini tanımlamanın en uygun yolunun şu sorulara
cevap aramak olduğunu belirtir. “Kim, neyi, hangi kanaldan, kime, hangi etkiyle
söyler”(bkz. Şekil 3). Lasswell’e göre iletişim çizgisel tek yönlü bir süreçtir. Şöyle ki;
ileti verici tarafından mesaj olarak çıkmakta kanal sayesinde alıcıya erişmekte ve
böylece mesaj alıcı da değişikliğe yol açmaktadır. Bu nedenle, iletişim temelde bir
ikna etme süreci olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Lasswell, mesajların her zaman
etkileyici olduğunu varsayar. Yani, mesaj kaynak tarafından gönderilmekte, kanal
sayesinde hedefe erişmekte ve neticede değişikliğe yol açmaktadır. 1948’de ortaya
atılan bu modelde, vericinin aliciyi etkileme amacı temel alınmıştır. Lasswell’e göre
mesajlar uyaranları, alıcıda ortaya çıkan değişiklik ise tepkiyi oluşturur. Yani etki ile
tepki doğrudan birbirleriyle ilişkili biçimde ortaya çıkar. Ancak bu, tek yönlü bir
iletişim modelidir. Geribildirim göz ardı edilmiştir13,68
.
Şekil 5.Lasswell’in İletişim Modeli
Newcomb Modeli
Model iki kişi arasındaki iletişim ilişkisinin dinamiklerini açıklamaktadır.
Newcomb kişiler arası ilişkilerde davranışın ortaya çıkmasını sağlayan ve
destekleyen bilgiyi aramak, var olan koşulları ve bilgiyi ortaya koymak amacıyla bu
modeli geliştirmiştir. Bununla birlikte üçgen modeli sosyal ilişkilerdeki iletişimin rolüne
12
önem vererek, toplumsal ilişkilerde dengeyi sağlamada en önemli unsurun iletişim
olduğunu vurgulamaktadır69
.
X
A B
Şekil 6. ABX Modeli
Modelin açıklamasında, A ve B aktarıcı, X ise toplumsal çevrenin bir parçası
olarak görülmektedir. ABX bir sistemdir ve içsel ilişkiler karşılıklı bağımlılık biçiminde
yürümektedir. Eğer A değişirse B ve X de değişecektir ya da A, X ile ilişkisini
değiştirirse B ve X arasındaki ilişki de değişecektir. Eğer A ve B iki arkadaş olarak
kabul ediliyorsa X her ikisinin de bildiği başka bir nesne ise ve benzer tutumlara
sahiplerse sistem dengede kalacaktır68. İletişim X’in her iki taraf için ortak bir obje
olduğu zamanlarda gerçekleşir70
.
Gerbner Modeli
Gerbner işletmelerde geniş amaçlı bir iletişim modeli üretmeye çabalamıştır.
İletiyi gerçeklikle ilişkilendirmiştir. İletişim süreci iki boyutu ile ele alınmaktadır. Bunlar
algılama ve denetimdir4
.
Şekil 7. Gerbner İletişim Modeli
13
Yatay düzey: Sürecin başında bir E olayı bulunmaktadır. M belirli bir gerçekliği
algılayandır. (bir kişi veya örneğin kamera, mikrofon gibi bir makine olabilir) E ile E1
arasındaki ilişki bir ayıklama olarak anlaşılabilir. Zira M, E’nin tümünü kabul
etmeyebilir. M bir nakinaysa ayıklama onun kapasitesi ve kavrayışıyla
belirlenmektedir. M bir kişiyse, ayıklama daha karmaşık olacaktır. Zira birey otomatik
olarak ve bir mekanik araç gibi uyarıyı kabul etmez. Kabul süreci öznenin tüm
yaşantısını kapsayan bir müzakere, etkileşiminin sonucudur.
Dikey düzey: Gerbner’in SE olarak adlandırdığı şey, E olayına ilişkin E1
tarafından kavranmış olan simgenin nakledilmiş halidir. Olaya ilişkin bu simge doğal
olarak ileti kavrama ile adlandırılmaktadır. Bu iletinin temsil ettiği çerçeve S (simgeyi
gösteren) ve E (içeriği ihtiva eden) olarak ikiye ayrılmaktadır. Böylece öznenin
seçtikleri arasında çok sayıda S olabilir. E’yi en iyi temsil edebilecek S’yi bulmak
iletişimci için en zor iştir4
.
14
Jacopson Modeli
Jacopson iletişimde kullanılan ağları beş farklı şekilde ifade etmiştir. Bunlar,
merkezi model, zincir modeli, y tipi iletişim ağı, dairesel model ve yıldız türü iletişim
modelleridir.
Merkezi model; ast ve üst ilişkilerinin belirgin olduğu geleneksel örgütlerde
sıkça kullanılmaktadır. Bu iletişim ağında tüm bilgi akışı grup lideri olan merkezdeki
kişi kanalıyla gerçekleşir ve diğer bireyler birbiri ile iletişim kuramazlar71. İki seviyeli
hiyerarşinin hakim olduğu bu modelin en yapısal ve merkeziyetçi özelliğe sahip olan
iletişim modeli olduğu söylenebilir. Zira her birey yalnızca bir kişiyle iletişim
kurmaktadır ve iletişim kurulan bu kişi tüm bilgileri alan ve dağıtan konumundadır41
.
Şekil 8. Merkezi Model
Zincir modeli; merkezi modelden sonra en merkeziyetçi özelliğe sahip iletişim
ağıdır. Zincir türü iletişim ağında iletişim kanallarının sayısı, üyelerin doyumu, hız ve
doğruluk diğer iletişim ağlarına göre orta seviyede gerçekleşmektedir71
.
Şekil 9. Zincir Modeli
15
Y tipi iletişim ağı; iki üyenin zincir dışında kalması haricinde zincir türü iletişim
ağıyla benzerlik göstermektedir41. Ancak bu modelde doyum, hız ve doğruluk yüksek;
iletişim kanalı sayısı ve grup tatmini düşüktür. Bu özelliği nedeniyle daha küçük
gruplar için uygun olduğu söylenebilir71
.
Şekil 10. Y Tipi İletişim Modeli
16
Dairesel model; üç seviyeli hiyerarşinin hakim olduğu bir ağdır ve merkezi bir
model değildir. Bu özelliği ile grup üyelerinin birbirleri ile iletişim kurma olanakları
fazladır. Her üyeye eşit iletişim fırsatı tanır ve her üye hem sağında hem de solunda
bulunan üyelerle iletişim kurabilir. Üyelerin her biri karar verici konumuna gelebilir ve
demokratik bir iletişim modelidir71
.
Şekil 11. Dairesel Model
Yıldız türü iletişim modeli; serbest model olarak da adlandırılan bu iletişim
modeli dairesel iletişim modelinin bir uzantısı niteliğindedir. Dairesel modelde her
üyenin birbirleriyle etkileşimde bulunması yıldız türü iletişim modelini ortaya çıkarır.
Bu modelde her üyenin istediği üyeyle özgürce iletişim kurabilmesi mümkündür.
İletişim daha demokratik bir yapıya sahiptir ve belirgin bir lider yoktur41
.
Şekil 12. Yıldız Modeli
Kullanılacak iletişim modelinin etkililiği grup tarafından gerçekleştirilecek işlerin
niteliğine, belirsizlik derecesine ve çapraşıklığına bağlıdır. Dolayısıyla hangi
durumlarda ne tür iletişim modelinin kullanılacağını belirlemek etkili iletişim
anahtarlarından birisidir71
.
17
2.2.2.İletişim Çeşitleri
İletişim kurmak, insanların günlük, özel, toplumsal ve örgütsel yaşamlarının
vazgeçilmez bir etkinliğidir. İletişim yaşamsal bir zorunluluktur. Genel olarak dört tür
iletişimden söz edilir. Bunlar sözlü iletişim, sözsüz iletişim, yazılı iletişim ve elektronik
iletişimdir36
.
Sözlü İletişim
Sözlü iletişim içerisinde yüz yüze görüşmeler, toplantılar ve telefonla
görüşmeler bulunmaktadır. Yazılı iletişimden daha hızlı olma avantajı vardır. Çünkü
alıcı yalnızca duymakla kalmayıp göndericinin mesajını yorumlamada el ve yüz
hareketlerinden de faydalanır72
.
İletişim şekillerinden en etkili ve en hızlı olanı sözlü ve yüz yüze olan
iletişimdir. Sözlü iletişimde gönderici (konuşan) ile alıcı (dinleyen) birebir ilişki içinde
olduğu için duygu, düşünce ve bilgi aktarımı daha sağlıklı ve akıcı olmaktadır73
.
Biriyle sözlü iletişim kurarken, öncelikle sözlü mesajların, doğru olup
olmadığına karar vermek gerekir. Bu da söylenecek kelimeleri, kullanılacak dil türünü
iyi seçmeye bağlıdır74. Dil ile iletişimde, kişilerin ‘ne söyledikleri’, dil-ötesi iletişimde
ise “nasıl söyledikleri” önemlidir. Araştırmalar, insanların günlük işlerinde,
yaşamlarında söylemek istediklerini karşısındakine aktarırken, ne söylediklerinden
çok nasıl söylediklerini önemsediğini göstermektedir. İnsanların sözlerinin kapsamı
kadar, ses tonlarındaki canlılık da çok önemlidir35
.
Sözsüz İletişim (Beden Dili)
Sözsüz iletişim, kelime ve sözcükler değil, beden dili ve mimikler kullanılarak
yapılan iletişimdir. Bu tür iletişim şekli hep kullanıla gelmiştir. Ancak sözsüz iletişimin
önemi son zamanlarda anlaşılmaya başlamıştır37
.
İnsanlar her yerde ve her zaman sözlü ve sözsüz iletişimde bulunurlar. Çünkü
vücut, ses ve sözcükler etkili ve önemli bir iletişim aracıdır. Yapılan bir araştırmada
vücudun % 55, sesin %38, sözcüklerinde %7 oranında iletişime katkıda bulunduğu
18
saptanmıştır. Vücut dili (yüz ifadeleri, el kol hareketleri) ve sesin değişik tonlarında
gönderilen sözsüz mesajlar, iletişimde kullanılan daha önemli ve etkili yöntemlerdir.
Çünkü sözsüz iletişim duyguları belirtir. Bu yüzden kullanılan sözcükler, vücut dili ile
birlikte uyumlu olarak kullanıldıklarında tam anlamlı ve etkili olurlar. Yoksa yalnızca
sözcükler havada kalır ve hatta farklı anlaşılırlar. Örneğin bir yönetici memura ‘aferin’
derken onun gözlerine bakıp elini sıkarak ve tebessümle söylemiyorsa bu ‘aferin’
olumsuz etki yapar ve alay etme olarak algılanır38
.
Yazılı İletişim
Yazılı iletişimin üstünlüğü, yazılı kanıt niteliğinde olmasıdır. Kişiler sözlü
iletişimi belirli bir süre sonra unutabilirler. Bu nedenle yazılı kayıtların önemi büyüktür.
Üstelik yazı ile tüm ilgililerin aynı mesaj almaları sağlanmış olur73. Bu özellikler ile
sözlü iletişime göre daha avantajlıdır. En önemli avantajı ise bilgiler kayda geçirildiği
için ‘yazılı kanıt’ niteliğinde oluşudur30
.
Yazılı iletişimde etkinliğin ilk şartı, uygun kelimeleri, deyimleri seçmek ve
alışılmış kişilerce kuralları belirlenmiş biçimde kelime ve deyimleri birleştirmektir.
Anlaşılamayan, kişilerce önemsenmeyen kelime ve sözcüklerle gerçekleştirilen
iletişim de, ya mesaj tam olarak alıcıya iletilemeyecek ya da alıcının mesajı yanlış
yorumlamasına yol açacaktır37
.
Elektronik İletişim
Elektronik ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişmeler sayesinde insanlar bu
teknolojilerin unsurları ile de iletişime başlamışlardır. Bu araçlar, telefon, faks, radyo,
televizyon ve bilgisayardır36
.
2.2.3.İletişim ve Spor
İnsanın psikolojik gereksinimlerinin doyurulmasında iletişim önemli bir rol
oynar. Bunlar birincil gereksinimler olduğu gibi (barınma, beslenme, cinsellik gibi),
ikincil gereksinimler (sevgi, Güven benliği geliştirme, dostluk) de olabilir. Birincil ve
ikincil gereksinimlerin her ikisinin de odak noktası, bireyin var olma savaşımıdır.
Bunun içinde varlığını çevresine duyumsatma, kendisini tanıma, kendini başkalarına
ifade edebilme, yeteneklerini geliştirme arzusu büyük rol oynar75
.
19
İletişim, duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla
başkalarına aktarılmasıdır. İletişim bir süreç olarak ele alındığında tanımlama;
simgeler aracılığı ile bilgi, fikir, tutum ve duygu iletişimin işi olacaktır. İletişimde
gönderici ve alıcı taraflar bulunur. Taraflar birbirleriyle etkileşim içerisindedirler76
.
Etkileşim içerisinde olduğumuz canlılarda nesnelerde iletişim dünyamıza
girerler. Nesneler iletişimlerimizde yer alan araçlardır, canlılar ise iletişimlerimizin
hedefini oluştururlar. İnsanlar arası iletişimler temel olarak duygu ve düşünce
alışverişini yürütme düzenleridir. Burada ana öğe anlatmaktır. İletişimi kuran ve
başlatan kişi kendisini, duygu ve düşünce dünyasını, ilişkilerini kendisindeki
karşılıklarını açıklamak ve karşısındakine iletmek ister. Kişilerin anlatma eylemlerinin
iletişim açısından amacı anlaşılmaktır77
.
İletişim ve spor, toplumsal yaşamı belirleyen temel olgulardandır. İletişim
olgusu bireyselliği gereği toplumsallığı sağlayan bir insan etkinliğidir. Bireyin olduğu
kadar, toplumun varoluşunun gerçekleşmesi yine iletişimle sağlanır78. Spor ise,
toplumsal yaşamın olmazsa olmaz bir öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun
gündelik yaşamında doğrudan yer alan spor etkinlikleri her yaş ve cinse
seslenebilecek bir nitelik taşımaktadır. Çeşitli dallarda gerçekleşen spor etkinlikleri,
aynı zamanda toplumsal iletişime ve birlikteliğe katkı sağlamaktadır79
.
Genel olarak iletişimin içerik ve duygudan oluştuğu söylenebilir. İçerik mesajın
özüdür ve duygu onu nasıl hissettiğinizle ilgilidir. İçerik genellikle sözlü olarak,
duygular ise sözsüz olarak ifade edilir. Stres yüklü müsabaka sporları, iletişimde
içerik ve duyguyu denetim altında tutmak bakımından antrenörleri zorlar. Ancak
antrenörler çalışarak ve çaba göstererek eksik yönlerini geliştirebilirler23
.
2.2.4.Antrenör ve Sporcu İletişimi
Antrenörler, sporcularla iletişim kurarken iletmek istedikleri düşünceleri (fikirler,
duygular, niyetler) iletime uygun mesaja dönüştürülmeli ve bunu bir kanaldan
gerçekleştirmelidir. Eğer sporcu mesajın içeriğini ya da niyetini anlar ise kendi içinde
yorumlar ve ona göre tepki verir80
.
İş görenlerin ve yöneticilerinin başarılarının büyük ölçüde güçlü ve sağlam
yapılandırılmış iletişim becerilerine bağlı olduğu, başka bir ifadeyle iletişimde ne
20
kadar etkili olunursa o kadar başarılı olunabileceği vurgulanmaktadır81. İletişimin
etkililiğini engelleyen bir çok sorun bulunmaktadır. Bu sorunların üstesinden
gelebilmenin yollarından biriside hem göndericinin hem de alıcının gerekli iletişim
becerilerine sahip olması ve bu becerileri geliştirmeye çalışmaktır. İletişim becerileri
konusunda gerekli bilgi, birikim ve pratiğe sahip olmanın büyük önem taşıdığı ifade
edilebilir82
.
Singer (1990) etkili iletişimin, iletişim engellerinin üstesinden gelebilmeyle
gerçekleşeceğini vurgulamakla birlikte iletişim engellerinin üstesinden gelebilmek için
geri bildirimde bulunmanın, empati kurmanın, mesajları iyi zamanlamanın, anlaşılır
bir dil kullanmanın, anlaşılırlığı kolaylaştırma açısından çoklu iletişim kanallarından
yararlanmanın ve dinlemeyi öğrenmenin gerekli olduğunu vurgulamaktadır47
.
Sporcular yüksek performansı hedefleyen uzun ve yorucu yolda, başta
antrenörleri olmak üzere kulüp idarecileri, seyirciler, basın, takım arkadaşları ve doğal
olarak ailelerinden destek görmektedirler. Bu kişilerin sporcuya yaklaşımlarında
kuracakları olumlu bir iletişim, pozitif düşünme, güven duyma, doğru davranışları
pekiştirme ve övme hatta ödüllendirme ile mümkündür. Etkili bir iletişim ise sözlü
olduğu kadar sözsüz mesajların önemini bilerek doğru ve yerinde kullanmaya
dayanır. Ayrıca etkili bir iletişim için gönderilen mesajların, doğru bir şekilde
algılanması da önemlidir83
.
Genelde antrenörler sporcusuna sürekli talimatlar gönderir. Ne yapması ve
yapmaması gerektiği gibi. Oysa sporcular görev ve sorumlulukların farkındadır. Hiçbir
sporcu başarısız olmak istemez. Başarısızlık durumunda hatasını bilir ve hataların
nedenini açıklayacak durumdadır. Antrenörler sadece kendileri konuşmak yerine
sporcularını da dinlemeye aynı derecede önem vermelidirler. Sporcu, kendi
tespitlerine ve kendi düşüncelerine önem verildiğini hissetmelidir. Sporcuyla iletişim
kurma, olumsuzluklarını söyleyerek yermeye değil, bilgi vermeye, yardım etmeye,
kendine güvenini pekiştirmeye yönelik olmalıdır83
.
Sporcuya yapılması gereken psikolojik yardımın amacına ulaşabilmesi için,
sporcuya psikolojik yaklaşım çok önemlidir. Bunu doğru yapabilmek için önce sporcu
kişiliği, daha sonra yardım yapılacak sporcunun kişiliği ve o sporcunun içinde
bulunduğu toplum için taşıdığı önemin bilinmesi gerekir. Sürekli yüksek performans
21
gösterme baskısı altında olan sporcuya yaklaşım esnasında bazı faktörler göz
önünde bulundurulmalıdır31
.
Antrenör sporcunun fikirlerini serbestçe ifade edebileceği bir ortam
hazırlamalıdır. Her antrenör kaybetmeye ve kaybedenlere karşı bir tavır içindedir.
Eğer antrenör kaybedeni zayıf, yeteneksiz ve alay edilecek biri olarak görürse
oyuncunun ve oyuncularının güvenini kaybeder. Eğer antrenör korku ile oyuncuyu
kazanmaya zorlarsa, bunda da sonucun ne olacağı şüphelidir. Kaybetme durumunda
olgun ve bilinçli bir yaklaşım, sporcunun sonraki başarılarını arttıracaktır. Her
antrenör kaybetme durumunda tutarlı bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Kazanmanın
mutluluğunu tattığı kadar, kaybetmenin de üstesinden gelebilmelidir. Destekleyici ve
moral arttırıcı konuşmalar bu hassas durumlarda başarıyı arttıracaktır.
Karşılaşılabilecek büyük güçlüklerin ancak bu şekilde atlatılacağı unutulmamalıdır.
Yapılması gereken en önemli davranış sonucu akılcı bir biçimde analiz etmek, tekrar
aynı duruma düşmemenin yollarını aramak olacaktır29
.
Takım içerisinde lider pozisyonunda olan kişi çoğunlukla takım atmosferinden
sorumludur ve takımın başarısında önemli rol oynar ve bu kişi genellikle
antrenördür84. Takım içerisindeki atmosferden sorumlu olan antrenörlerin takımın
başarısını sağlamak için mutlaka sporcuların birbirleriyle ve kendileriyle olan
ilişkilerini çok iyi ayarlamalı ve bu konuda çok hassas davranmalıdırlar85
.
Antrenör davranışları sporcuları olumlu ve olumsuz yönde etkiler, daha fazla
hırs ve taktik veren dolayısıyla iyi iletişim kuran antrenörlerin sporcuları daha
başarılıdır86
.
Bazen olaylar sporcuyla aranızda düzgün bir şekilde gerçekleşir ve her iki taraf
da mesajları doğru olarak verip alırlar. Fakat bazen sorunlar ortaya çıkabilir ve
mesajlar olumsuz algılanır. Antrenörlerle, sporcular arasında etkisiz iletişim oluşabilir.
Şöyle ki;
✓ Vermek istediğiniz mesajın içeriği duruma uygun olmayabilir.
✓ Mesajı vermek için gerekli sözlü veya sözsüz becerilerden yoksun
olduğunuz için mesajınız istediğiniz anlamı iletmez.
✓ Sporcu dikkat etmediği için mesajı alamaz.
22
✓ Sporcu uygun dinleme ya da sözsüz mesaj algılama becerilerine sahip
olmadığı için mesajın içeriğini yanlış anlar ya da hiç anlayamaz.
✓ Sporcu mesajın içeriğini anlar, fakat amacını yanlış yorumlar.
✓ Zaman içinde mesajlar çelişkili ve düzensiz olursa sporcunun kafasını
karıştırır ve anlamasını engeller.
✓ Etkisiz iletişim her zaman antrenörün kusuru değildir. Sorun sporcudan ya
da her ikisinden de kaynaklanabilir80
.
2.2.5.Antrenörde Olması Gereken İletişim Becerileri
Antrenörler; yönetici, yardımcı antrenör, sporcu, sporcu ailesi, taraftar ve
medya çalışanlarıyla sürekli bir ilişki içerisindedir. Bu grupların gözünde antrenör bir
liderdir ve her birinin farklı beklentileri vardır. Bir lider olarak antrenörün, sporcularına
istediğini yaptırabilmesi, ilişki içerisinde olduğu diğer gruplara kendini anlatabilmesi
ve onları anlayabilmesi ancak iyi bir iletişim yeteneğine sahip olmasıyla mümkündür.
Bu bakımdan farklı kaynaklardan yapılan literatür taraması sonucunda bir antrenörde
bulunması gereken iletişim becerilerini şu şekilde sıralamak mümkündür.
✓ Etkileyici Konuşma ve İkna Etme
✓ Empati Kurma
✓ Dinleme
✓ Geribildirimde Bulunma
✓ Eğitici-Öğreticilik (Bilgilendirici)
✓ Pozitif Yaklaşım
✓ Zamanlama
✓ Beden Dilini Etkili Kullanma
Etkileyici Konuşma ve İkna Etme Becerisi
Etkili liderlerin duygu, düşünce ve görüşlerini açıkça ifade ettikleri, yani
kendilerini ifade etmede rahat ve başarılı oldukları; buna karşın içine kapanık ve
konuşkan olmayan liderlerin ne düşündükleri konusunda çoğu zaman astlarını merak
içinde bıraktıkları bilinmektedir. Kendini kolaylıkla ifade edebilen ve düşüncelerini
23
açıklıkla anlatabilen liderler beraber çalıştıkları örgüt üyelerine nerede ve nasıl tutum
sergileyeceklerini, neye inanacaklarını ve nasıl hissedeceklerini kestirme olanağı da
sunabilmektedirler42
.
Takım lideri konumundaki antrenörün de etkileyici konuşması ve ikna
becerisine sahip olması genel olarak kabul gören bir gerçektir. Ayrıca bu tip
antrenörlerin oyuncularını takım hedeflerine yönelik daha iyi motive edebileceği de
söylenebilir42
.
Empati Kurma Becerisi
Empati, bireyin kendisini karşısındakinin yerine koyabilme ve karşısındakinin
bakış açısı ve ruh haliyle olayları görebilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bu
haliyle, iletişim sürecinde empati kurma, göndericinin kendisi yerine alıcı yöneliminde
olmasını gerekli kılmaktadır87. Empatiyi, iletişim yeterliliğinin ve becerilerinin
gelişmesinde önemli bir etkendir88
.
Etkileyici bir konuşmacı olmanın yanı sıra, empatik dinleme ve empati
kurabilme becerisinin de etkili yöneticilik için önemli olduğu ve iletişim sürecinde kritik
değer taşıdığı belirtilmektedir89
.
Empati kurabilme, göndericinin alıcı eğilimli olması ve alıcıya odaklanmasını
gerektirir. Mesajı göndermeden önce özellikle duygu yüklü veya tartışmalı ortamlarda
gönderici, alıcının ruhsal durumunu iyi şekilde analiz edebilmeli; kanal ve sembol
seçimine özen göstermeli; gerektiğinde alıcının geçmişini ve deneyimlerini dikkate
alarak mesajın anlaşılırlığını arttırabilme açısından sembollerde değişime
gidebilmelidir. Zira bu tür çabalar mesajın anlaşılabilirliğini artırmaktadır47
.
Empati becerisine sahip olan antrenörler, sporcuları tanımada ve istedikleri
gibi yönlendirmede diğer antrenörlerden daha başarılı olurlar. Çünkü empati,
sporcuların, eğilim, beğeni, istek ve gereksinimlerini tanıma ve anlamada çok
önemlidir. Empati, etkili liderliğin bir gerekliliği olarak sporcuların güdülenmelerinde
önemli değere sahiptir90
.
Dinleme Becerisi
Blanchard (1992), insanları yönetmekte etkili olabilmenin yollarından birisinin
dinleme becerisini arttırmak olduğunu91, Ward (1990) ise dinleme olmadan iletişimin
24
gerçekleşmeyeceğini belirtmişlerdir92. İletişim becerilerini geliştirmenin bireylerin
dinleme becerisini geliştirmeyle doğrudan ilgili olduğu söylenebilir. Çünkü iyi dinleme,
mesajların tam duyulmasını, zamanından önce yargıda bulunulmasını, dikkatlice
analiz edilmesini ve haksız şekilde öznel yargılamada bulunmadan yorumlanmasını
gerektirmektedir47
.
Spaulding ve O’Hair (1999), iletişimde yanlış anlaşılmalardan kaçınmak için
dinleme konusunda çok büyük çabaların sarf edilmesi gerektiğini ve iletişim
becerilerinin geliştirilebilmesi için ilk olarak dinleme yeteneğini zayıflatan engelleri
anlamak gerektiğini vurgulamışlardır93
.
Ayrıca, dinleme becerilerinin geliştirilmesinde iki önemli adımın bulunduğunu
belirten Hartley ve Bruckmann‘a (2002) göre; birinci adım, dinleme etkinliğinin
dikkatle gerçekleştirilmesini engelleyecek tüm etkenlerin farkında olmak ve bu
engellerin üstesinden gelmeye çalışmak; ikincisi ise, dinlemeye yardımcı olacak
davranışları kazanmak ve etkin kılmaktır94
.
Etkileyici bir dinleyici olabilmenin ana hatları şu şekilde sıralanmaktadır.
Mesajın içeriğini dinlemeye çaba gösterme; mesajda tam olarak ne anlatılmak
istendiğini duymaya çalışma. Duygu ve heyecanları sezinleme; konuşmacının
mesajın içeriği hakkında ne hissettiğini belirlemeye çalışma. Karşı tarafın duygu ve
heyecanlarını karşılıksız bırakmama; konuşmacıya mesajın içeriği kadar onun duygu
ve heyecanlarının farkında olduğu izlenimini verme. Mesajların hem sözlü hem de
sözsüz içeriğine karşı duyarlı olma; açıklığa kavuşturulması gereken karışık mesajları
belirleme. Duyulanlar hakkındaki düşünceleri öznel sözcüklerle göndericiye yansıtma.
Muhatabının bir sonraki adımda neler söyleyeceğini düşünürken de dinliyormuş gibi
davranmama, birisi konuşurken sürekli kımıldama gibi davranışlarda bulunmama,
rahat bir dinleme ortamı hazırlama ve tüm dikkati konuşmacı üzerine yoğunlaştırma.
Sabırlı olma ve konuşmacının sözlerini kesmeme; yanıt vermeden önce
konuşmacının söylediklerini kavramaya çalışmak, söylenenleri kelimesi kelimesine
anlayabilmek ve soru işaretlerini giderebilmek için konuşmacıya soru sormaktan
çekinmeme95
.
Geribildirimde Bulunma Becerisi
25
İletişim sürecinin geliştirilmesinde olası en etkili yöntemin geri bildirimde
bulunma olduğu belirtilmektedir. Yüz yüze iletişim, geri bildirim için en iyi ortam olarak
kabul edilmekte ve mümkün olduğu sürece iletişimin yüz yüze geliştirilmesinin yararlı
olacağı vurgulanmaktadır. Ancak, örgüt ortamında yüz yüze iletişim kurabilmenin her
zaman mümkün olmadığı bir gerçektir. Özellikle çok sayıda çalışanla yapılan aşağı
yönlü bilgilendirme toplantılarında mesajların dinleyiciler tarafından anlaşılıp
anlaşılmadığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı söylenebilir. Bu gibi
durumlarda, iletişim sürecinin etkililiği açısından kaynağın mesajların doğru anlaşılıp
anlaşılmadığına ilişkin kanıtlar peşinde koşmasının ve aktif arayış içinde
bulunmasının önemli olduğu bir gerçektir. Bu gibi durumlarda geri bildirime duyulan
ihtiyaç daha fazla artmaktadır. Genellikle yukarı yönlü iletişimde kullanılan grup
toplantıları, öneri kutuları veya açık oturumlar geri bildirimin geliştirilmesine ve
arttırılmasına yardımcı olabilmektedir47
.
Çift yönlü iletişim sürecinin önemli öğelerinden birisi de göndericinin, mesajın
alınıp alınmadığını ve istenilen davranışı gerçekleşip gerçekleştirmediğini
belirleyebilmesi için ihtiyaç duyduğu geribildirim alıcıda etkilerini elde etmesinde bir
kanal görevi üstlenmektedir. Bu görevi yüz yüze iletişimde sıklıkla yerine getirse de,
aşağı yönlü iletişimde alıcının geri bildirimde bulunabilme olanaklarının yetersizliği
nedeniyle yanlışlıklar gözlenebilmektedir. Örneğin, önemli bir uygulama hakkında
çalışanlara dağıtılan kısa notlar, iletişimin tam olarak gerçekleştiği anlamı taşımaz87
.
Eğitici-Öğreticilik (Bilgilendirici) Becerisi
Etkili liderlik özelliklerinden bir başkası da çalışanlarını etkili şekilde
bilgilendirebilme ve ilgili bilgileri çalışanların geneline yayabilmedir. Bilgilendirici
yöneticilikte geniş çapta alınan bilgilerin uygun şekilde dönüştürülmesi, filtrelenmesini
ve ilgililere aktarılması oldukça önem taşır. Çünkü ilgili mesajların seçilmesi ve ilgili
olmayanların filtrelenmesi sekteye uğradığı zaman çalışanlar ya bilgi yüküyle ya da
başarı ve performans için yeterli bilgi azlığı ile karşı karşıya kalacaklardır. Etkili
liderlik açısından örgütsel değişimler ve gelişmeler çalışanları önceden
bilgilendirmenin ve örgüt politikalarının mantığını açıklamaya çalışmanın önemli
olduğu, bu nedenle de bilgilendirici liderliğe ihtiyaç duyulduğu söylenebilir42
.
Antrenörler unvanlarıyla kendilerini hâkim, yargıç gibi görmeye başlar devamlı
olarak oyuncularının yaptıklarının, doğru veya yanlış olup olmadığı ile ilgili kararlarını
26
genellikle sporcular yanlış yaptıklarında konuşurlar. Ancak, sporcular neyi yanlış
yaptıklarından ziyade, bunu nasıl doğru yapacaklarını anlatan özel bilgiye ihtiyaç
duyarlar. Bu nedenle, başarılı antrenörler hâkim ve yargıçlık yapanlardan çok etkili
öğretme becerisine sahip olan bireylerden oluşmaktadır90
.
Pozitif Yaklaşım Becerisi
Pozitif yaklaşım, sporcuların bireyler olarak kendilerine değer vermelerine
yardımcı olur ve buna karşılık antrenöre saygı, değerlik, saygınlık ve güven
kazandırır. Negatif yaklaşım, sporcunun başarısızlık korkusunu yükseltirken,
kendilerine saygılarını azaltır ve güveninin yok olmasına neden olur96
.
Antrenörlükte öğrenilmesi gereken önemli becerilerden biri de, pozitif
yaklaşımla iletişim kurmaktır. Pozitif yaklaşım, arzu edilir davranışları güçlendirmekpekiştirmek için, övgü ve ödüllerin vurgulanmasını gerektirir. Buna karşılık negatif
yaklaşım ise, arzu edilemeyen davranışı ortadan kaldırmak için yıkıcı, yıpratıcı
eleştirilere ve cezalandırmalara dayanır91
.
Pozitif yaklaşım kullanma, gönderilen her mesajın aşırı iltifatlı ve övgülerle
dolu olması anlamına gelmez. Aşırı övgü gençlerin gönderilen mesajların
içtenliğinden şüphe duymalarına neden olur ve ödüllerin değerini düşürür. Aynı
zamanda sporcuların gösterdikleri yanlış, kötü davranışlara antrenörün veya diğer
sporcuların gözlerini yumacakları, görmezlikten gelecekleri anlamına gelmez. Çünkü
bazı zamanlarda sporcuların cezalandırılmaları gerekebilir. Ancak, cezalandırmanın
da pozitif yaklaşım içerisinde uygulanabileceği gözden uzak tutulmamalıdır Ancak,
verilecek cezada antrenör, kendini tatmin etmeden ziyade sporcusunun veya
öğrencisinin gelişmesine yardımcı olup olamayacağını kendine sormalıdır97
.
Zamanlama Becerisi
Mesajın iyi zamanlanması iletişimin etkinliğini arttırabileceği gibi kötü
zamanlama da yanlış anlamalara neden olabilir. Önemli mesajları göndermek için
çalışanların iletişim seli içerisinde boğulmaya başladıkları bir zaman dilimi olan
sabahın erken saatlerinin seçilmesinin en uygun zaman olduğu vurgulanmaktadır.
Çünkü günün geç saatlerinde alıcılar mesajları uygun şekilde çözebilecek zamana ve
zihinsel performansa bazen sahip olamamaktadır. Aynı şekilde, aşırı duygu yüklü
zamanlarda gönderilen mesajlar da alıcılarda istenilen anlamların
27
gerçekleşmemesine yol açabilmektedir. İyi yapılan bir zamanlama değişime karşı
geliştirilen direncin üstesinden gelmede başrol oynadığı göz önüne alındığında
antrenörlerin de iletişimde zamanlama konusunda dikkatli davranmaları gerektiği
söylenebilir. Dolayısı ile antrenörler sporcuları değerlendireceği zamanları çok iyi
seçmelidirler. Aşırı değerlendirmeler sporcularla kurulan iletişime hâkim olmamalıdır.
Antrenörler değerlendirmelerini sporcularıyla yaptıkları öğretici çalışmalara saklamalı
ve bunlarda da pozitif, yapıcı bir yaklaşımı benimsemelidirler98
.
Beden Dilini Etkili Kullanma Becerisi
İletişim açısından anlam taşıyan beden dili duygu ve düşüncelerin kişinin
karşısındakilere iletirken kullandığı hareketler, jestler (el ve kol hareketleri), mimikler
(yüz ifadeleri) ve vücut duruşundan oluşan değerler bütünüdür55. Sözsüz iletişime ait
altı temel boyut söyle sıralamaktadır.
✓ El- kol, kafa, ayak-bacak hareketleri, vücut duruşları,
✓ jestler, göz hareketleri yüz ifadeleri ve mimikler,
✓ Söylenen sözlerin ötesinde ses yüksekliği, tizliği, frekansı, kekeleme,
sözcükler arasında bırakılan sessizlikler gibi (örneğin, konuşma hızı)
unsurlar,
✓ Dokunma gibi fiziksel temas davranışları,
✓ Kişisel alan kullanımı ve kişiler arası mesafelere ilişkin davranışlar,
✓ İletişime giren kişilerin vücut kokuları (örneğin kullandıkları parfüm) veya
giysileri, kullandıkları aksesuarlar ile birbirlerine verdikleri mesajlar
(örneğin, kullandıkları takılar, peruk, gözlük vs.) 99
.
Antrenörlerin düşüncelerini, bilgilerini, isteklerini, övgülerini, uyarılarını
iletmede en temel araç olarak kullandığı sözlü iletişim; duyguların, heyecanların,
coşkuların iletilmesinde her zaman yeterli ve etkili olmayabilir. Bu nedenle, çoğu
insan gibi antrenörlerde konuşurken, duygu ya da heyecanlarını ifade ederken sıkça
mimiklerine ve el-kol hareketlerine başvururlar. Beden dili, konuşma ve yazı diline
kıyasla daha evrensel sayılsa da kültürler ve kişiler arasındaki ilişkilere göre farklı
anlamlar ifade edebilir. Bu açıdan dil ve kültür farklılığı gösteren oyuncularla çalışmak
zorunda olan antrenörlerin, oyuncuların beden dilini yorumlayabilme becerisine sahip
olmalıdır54
.