FARKLI LİSE TÜRÜNDE OLAN LİSE SON SINIF ÖĞRENCİLERİNİN SINAV KAYGILARININ UYKU KALİTELERİ İLE İLİŞKİSİ
T.C.
BİRUNİ ÜNİVERSİTESİ
LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ANABİLİM DALI
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK YÜKSEKLİSANS
PROGRAMI
FARKLI LİSE TÜRÜNDE OLAN LİSE SON SINIF
ÖĞRENCİLERİNİN SINAV KAYGILARININ UYKU
KALİTELERİ İLE İLİŞKİSİ
Nuray YAMAN
Danışman
Dr. Öğr. Üyesi MEHMET ZEKİ ILGAR
Şubat, 2020
i
T.C.
BİRUNİ ÜNİVERSİTESİ
LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ANABİLİM DALI
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK YÜKSEKLİSANS
PROGRAMI
FARKLI LİSE TÜRÜNDE OLAN LİSE SON SINIF
ÖĞRENCİLERİNİN SINAV KAYGILARININ UYKU
KALİTELERİ İLE İLİŞKİSİ
Nuray YAMAN
Danışman
Dr. Öğr. Üyesi MEHMET ZEKİ ILGAR
Şubat, 2020
ii
TEZ ONAY SAYFASI
iii
BEYAN
Bu tezin bana ait olduğunu, tüm aşamalarında etik dışı davranışımın olmadığını, içinde
yer alan bütün bilgileri akademik ve etik kurallar içinde elde ettiğimi, kullanmış
olduğum bütün bilgilere kaynak gösterdiğimi ve bu kaynakları da kaynaklar listesine
aldığımı, yine bu tezin yürütülmesi ve yazımı sırasında patent ve telif haklarını ihlal
edici bir davranışımın olmadığını beyan ederim.
iv
TEŞEKKÜR
Bu çalışmanın temel amacı farklı lise türünde olan lise son sınıf öğrencilerinin sınav
kaygılarının uyku kalitelerinin incelenmesi ve çeşitli değişkenler açısından anlamlı bir
farklılık ortaya çıkarıp çıkarmadığını tespit etmek üzere çalışılmıştır. Lise son sınıf
öğrencilerinin sınav kaygıları ile uyku kaliteleri arasındaki ilişki saptanarak,
öğrencilerin içinde bulundukları kaygı düzeyleri ve buna bağlı uyku kalitelerini
etkileyen olumsuzlukları ortaya koyabilecektir. Yaptığım çalışma sonrasında ortaya
çıkan verilerin ileriki zamanlarda yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağını
temenni ediyorum.
Hayatım boyunca maddi ve manevi desteklerini benden esirgemeyen başta
babam Recep YAMAN olmak üzere anneme, kardeşlerime ve meslektaşım Uz. Psk.
Danş. Yunus YAMAN'a her konuda beni destekledikleri için çok teşekkür ederim.
Ayrıca çalışmamda destek olan kıymetli hocam ve danışmanım Dr. Öğr. Üyesi
Mehmet Zeki ILGAR'a ve yardımlarını esirgemeyen tüm arkadaşlarıma çok teşekkür
ederim.
NURAY YAMAN
v
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
İÇ KAPAK…………………………………………………………………………
ONAY SAYFASI…………………………………………………………………….
BEYAN.......................................................................................................................iii
TEŞEKKÜR................................................................................................................ iv
İÇİNDEKİLER ............................................................................................................ v
TABLO LİSTESİ....................................................................................................... vii
ŞEKİL LİSTESİ........................................................................................................viii
TÜRKÇE ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER......................................................... ix
İNGİLİZCE ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER..................................................... xi
1. GİRİŞ ve AMAÇ ..................................................................................................... 1
1.1. Problem Durumu/Cümlesi .................................................................................... 1
1.2. Araştırmanın Amacı.............................................................................................. 3
1.3. Araştırmanın Önemi.............................................................................................. 3
1.4. Sayıltılar................................................................................................................ 5
1.5. Sınırlılıklar ............................................................................................................ 5
1.6. İlgili Araştırmalar.................................................................................................. 5
1.7. Tanımlar.............................................................................................................. 12
2. GENEL BİLGİLER ............................................................................................... 14
2.1. Ergenlik Kavramı................................................................................................ 14
2.2. Uyku Kalitesi Kavramı ....................................................................................... 18
2.3. Sınav Kaygısı Kavramı ....................................................................................... 41
2.4. Uyku Kalitesi İle Sınav Kaygısı Arasındaki İlişki.............................................. 58
3.YÖNTEM................................................................................................................ 60
3.1. Araştırma Modeli ................................................................................................ 60
3.2. Veri Toplama Araçları ........................................................................................ 60
3.2.1 Sınav Kaygısı Ölçeği ........................................................................................ 61
3.2.2. Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi ....................................................................... 61
3.2.3. Kişisel Bilgi Formu.......................................................................................... 62
3.3. Verilerin Toplanması ve Analizi......................................................................... 62
3.3.1. Verilerin toplanması......................................................................................... 62
3.3.2. Verilerin analizi................................................................................................ 62
vi
3.3.3. Araştırmanın evren ve örneklemi..................................................................... 63
3.3.4. Araştırma problemi .......................................................................................... 63
4. BULGULAR.......................................................................................................... 65
4.1. Katılımcıların Tanımlayıcı Özelliklerine İlişkin Bulgular.................................. 65
4.2. Kaygı Ölçeğine İlişkin Bulgular .................................................................... 65
4.3. Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeğine İlişkin Bulgular ............................................. 68
5. SONUÇ, TARTIŞMA, ÖNERİLER...................................................................... 72
6. KAYNAKLAR ...................................................................................................... 78
7. EKLER................................................................................................................... 90
EK 1. KİŞİSEL BİLGİ FORMU................................................................................ 90
EK 2. Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi....................................................................... 91
EK 3. Sınav Kaygısı Envarteri................................................................................... 94
8.ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................ 98
9. İNTİHAL RAPORU .............................................................................................. 99
vii
TABLO LİSTESİ
Tablo No Tablo Adı Sayfa No
Tablo 2.1. Uyku Boyutları Ve Potansiyel Sağlık Problemleri……………................27
Tablo 2.2. Düşünce Hatalarına İlişkin Örnekler ........................................................ 48
Tablo 4.1. Katılımcıların Tanımlayıcı Özelliklerine Göre Dağılımı.......................... 65
Tablo 4.2. Kişilerarası İlişkilerde Bağlanma Stilleri Ölçeği Madde Puanları............ 66
Tablo 4.3. Sınav Kaygısı Ölçeğinin Farklı Lise Türlerine Göre Anova Testi Sonuçları
.................................................................................................................................... 67
Tablo 4.4. Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeğinin madde frekans dağılımı ..................... 68
Tablo 4.5. Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeğinin Devamına İlişkin Bulgular ................ 69
Tablo 4.6. Farklı Lise Türlerinin Uyuma Saati İle İlişkisi......................................... 70
Tablo 4.7 Öğrencilerin Sınav Kaygısı İle Uyku Kalitesi Arasındaki İlişki ............... 70
viii
ŞEKİL LİSTESİ
Şekil No Şekil Adı Sayfa No
Şekil 2.1. Normal Uyku Döngüsü .............................................................................. 22
Şekil 2.2. Beyinde uyku ve uyanıklığı düzenleyen RAS ve BSR.............................. 25
Şekil 2.3. Uyku Sağlığının Kavramsal Modeli .......................................................... 26
Şekil 2.4. Sınav Kaygısının Belirtileri ....................................................................... 51
Şekil 2.5. Kaygı şiddeti ile sınav başarısı arasındaki ilişki........................................ 54
ix
TÜRKÇE ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER
Yaman, N. (2020). Farklı Lise Türünde Olan Lise Son Sınıf Öğrencilerinin Sınav
Kaygılarının Uyku Kaliteleri Üzerindeki Etkisi. Yükseklisans Tezi, Biruni
Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul.
Öğrencilerin akademik başarıları, fiziksel ve psikolojik durumları üzerinde büyük
etkisi olduğu bilenen uyku kalitesi ve sınav stresi, özellikle lise son sınıfı
öğrencilerinde daha büyük öneme sahiptir.Lise son sınıfı öğrencilerinin sınav
kaygısının uyku kaliteleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandığı bu araştırmanın
örneklemini, İstanbul ilinde farklı lise türlerinde eğitim görmekte olan 240 lise son
sınıfı öğrencisi oluşturmaktadır.
Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan tarama modelinden faydalanılmıştır.
Araştırmada veri toplama tekniği olarak görüşme tekniği kullanılmış ve katılımcılara,
“Kişisel Bilgi Formu”, “Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi”, “Sınav Kaygısı Ölçeği”
yöneltilerek veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilerin SPSS programı ile ön ve ileri
analizleri yapılmıştır. Bu amaçla veriler bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans
analizi (ANOVA) ve Bonferroni post-hoc testlerine tabi tutulmuşlardır. Araştırmada
ulaşılan bulgulara göre; öğrencilerin okudukları okul türüne göre sınav kaygılarının
anlamlı farklılaştığı ve bu farklılaşmanın Fen lisesi öğrencileri lehine olduğu
görülmektedir. Okulların sınav kaygısı ortalamaları incelendiğinde en büyük
ortalamaya Fen lisesi,Mesleki ve Teknik lise öğrencileri ile Anadolu İmam Hatip lisesi
öğrencilerinin ise en az sınav kaygısı ortalamasına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca farklı liselere giden katılımcılar ile uyuma saati arasında anlamlı ve çok yüksek
düzeyde ilişki belirlenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu lisesine giden öğrencilerin
%100’ü 19.00-21.59’da uyuduğu belirlenirken, Fen Lisesi öğrencilerinin ise
%93,3’ünün 01.00-03.00 saatlerinde uyuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin uyku
kalitesinin de sınav kaygıları üzerinde etkili olduğu ve öğrencilerin uyku kalitelerinin
iyi olmamasının birçok problemlere neden olduğuna ulaşılmıştır.Çalışmanınn sonunda
araştırma bulguları ile ilgilenenlere bir takım önerilerde bulunulmuş ve öğrencilerin
x
uyku kalitesinin artırılması ve sınav streslerinin normal seviyelere çekilmesinin
geliştirilmesi gerekliliği ifade edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Uyku, Uyku Kalitesi, Kaygı, Sınav Kaygısı, Lise Son Sınıf
Öğrencileri.
xi
İNGİLİZCE ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER
Yaman, N. (2020) The Relatıonshıp Between The Sleep Qualıty Of The Exam Anxıety
Of Hıgh School Students In Dıfferent Hıgh School Type. Master Thesis, Biruni
University Graduate Education Institute, İstanbul.
The sleep quality and exam stress, which are known to have a great impact on students’
academic achievement, physical and psychological status, have a greater importance
especially in high school senior students. The sampling of this research, which aims to
examine the relationship between exam anxiety and sleep quality of high school senior
students, is 240 high school senior students studying in different high school types in
İstanbul.
In this study, qualitative research patterns, situation and action research patterns were
used. In the research, interview technique was used as data collection technique and
the data were obtained by directing the “Personal Information Form”, “Pittsburg Sleep
Quality Index”, “Exam Anxiety Scale” to the participants. Preliminary and advanced
analyzes of the obtained data were made with SPSS program. For this purpose, the
data were subjected to independent sample t test, one-way analysis of variance
(ANOVA) and Bonferroni post-hoc tests. According to the findings reached in the
research; According to the type of school that the students study, it is observed that the
exam anxieties differ significantly and this differentiation is in favor of science high
school students. When the exam anxiety averages of the schools were examined, it was
determined that the highest average was Science high school, then Anatolian high
school students, and Vocational and Technical high school students and Anatolian
Religious high school students had the lowest exam anxiety average. In addition, a
significant and very high level of relationship was determined between the participants
going to different high schools and the hours of sleep. It is determined that 100% of
students going to Vocational and Technical Anatolian High School sleep at 19.00-
21.59, while 93.3% of Science High School students sleep at 01.00-03.00. It has been
concluded that students ‘sleep quality is also effective on exam anxiety and students’
poor sleep quality causes many problems. At the end of the study, some suggestions
xii
were made to those who were interested in the research findings and it was stated that
the need to improve the sleep quality of the students and to improve the exam stresses
to normal levels was expressed.
Key Words: Sleep, Sleep Quality, Anxiety, Exam Anxiety, High School Senior
Students.
1
1. GİRİŞ ve AMAÇ
Bu bölümde araştırmanın problem durumu, araştırmanın problemleri, amacı,
önemi, sayıltıları, sınırlılıkları, konu ile ilgili kavramların tanımları ve ilgili
araştırmalar sunulmuştur.
1.1. Problem Durumu/Cümlesi
Ergenlik dönemi biyolojik, fiziksel ve ruhsal değişikliklerin en derin yaşandığı,
uyku ve uyanıklık sirkülasyonunda da büyük değişimlerin meydana geldiği bir zaman
dilimidir. Bu dönemde geceleri uyku süresi çoğalır, uyku başlangıç zamanı daha geç
saatlere kayabilir. Gerçekleştirilen bir araştırmada da, bu dönemlerde gençlerin ihtiyaç
duydukları uyku süresinin çocuk ve yetişkinlere göre daha fazla, günde ortalama 8,5-
9,5 saat olduğunu göstermiştir (Koç, 2004; Özcan, 2007; Ercan, 2008). Araştırma
sonuçlarına göre uyku kalitesinin iyi olmamasının özellikle ergenlik dönemlerinde
dikkat noksanlığı, hafıza bozukluğu, yaratıcılıkta, öğrenme yetisinde ve okul
performansında azalma, motor becerilerde problemler, duygudurum ve hiperaktivite
sorunları, anti-sosyal davranış bozukluğu ve yükselen kilo problemi gibi durumlara
sebep olduğu gözlenmektedir (Olds, Maher, Blunden ve Matricciani, 2010;
Carskadon, 2011; Owens, 2014; Felden, Leite, Rebelatto, Andrade ve Beltrame, 2015).
Uykunun en iyi dinlenme biçimi olduğu bilinen önemli bir gerçektir. Zira
insanlar ihtiyaçları ölçüsünde uyumazlarsa belirli bir zaman sonra yorgun ve bezgin
olmak, dikkati toparlayamama, ağrılara karşı duyarlılığın çoğalması, öğrenme zorluğu,
gerginlik ve sinirlilik gibi durumlarla karşı karşıya kalırlar. Bireylerde uyku
eksikliğinde düşünce, his, motivasyon ve güdülenme sahalarında bozulmalar yaşanır.
Kaliteli uyuyamayan gençlerde fiziki ve bilişsel çökkünlük görüldüğü saptanmaktadır
(Bingöl, 2006; Özcan, 2007).
Uyku kalitesi; insanların uyandıktan sonra kendilerini zinde, formda ve yeni
bir güne hazır hissedebilmesidir. Uyku kalitesi; hayat tarzı, çevresel etkenler, çalışma,
sosyal hayat, finansal özellik, genel sağlıklı olma hali ve stres gibi birçok etkenden
etkilenebilmektedir (Engin, 1999).
2
Yaşamı süresince büyüme, gelişme ve olgunlaşmasını tamamlamakla çalışan
kişiler farklı zamanlardan farklı stresler yaşayarak geçerler. Gençlerin hayatında en
stresli dönemlerden birisi de özellikle orta öğretimden yükseköğretime geçiş zamanı
olan lise son sınıf dönemidir. Yeni bir okula başlama hayali ve bir meslek edinme
tecrübesini yaşayacak olan gençleri zorlu bir yarış beklemektedir. Nitekim sözü edilen
bu yarış ortamı öğrencilerde pek çok faktörle beraber ciddi bir sınav stresi ve yüksek
kaygılara evirilebilmektedir. Zira ülkemizde gençlerin gördükleri eğitim sistemi sınav
merkezli olduğundan, öğrencinin okuyacağı yüksekokula yerleşmesi yaşamının en
önemli amacı haline dönüşmektedir. Zira liselerin son sınıflarında eğitim almakta olan
öğrencilerin için yaşamlarının şekillenmesindeki önemli süreçlerden birisi olan
Üniversite Yerleştirme Sınavlarının meydana getirdiği kaygı gündelik hayatları
etkileyerek yeme-içme rutinlerini, uyku kalitesi ve süresini bozabilmektedir (Yıldırım,
2008)
Yazındaki araştırmalarda yaşamdaki kaygının özellikle uyku kalitesini
derinden etkilediği ve bu kaygıyla ilişkili olarak uyku problemlerinin toplumlarda
yaygınlıkla görüldüğü ifade eilmektedir (Ağargün, Kara, Bilgin ve Kıncır, 1995: 35-
39; Eller, Sarvan ve Kukulu, 2006: 251). Eğitim almakta olan öğrencilerde meydana
gelen sınav kaygısı uyku kalitelerinde azalmaya neden olduğu gibi uyku kalitesinin iyi
olmaması ve uykusuzluk aynı anda adölesanlarda kaygının yükselmesine da sebebiyet
vermektedir. Bundan dolayı ile vücut için ihtiyaç olan iyi bir gece uykusunun
olmaması, bu günü takip eden zaman içerisinde kaygı düzeylerinin daha da
yükselmesine ve olumsuz beklentilerinin çoğalmasına neden olabilmektedir. Yani
uyku kalitesi ile kaygı arasında iki yönlü bir ilişki bulunabilmektedir. Bu sebeple
gençlerde kaygı seviyesi ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelendiği ve
bulgularının ortaya koyulabildiği çalışmalara gereksinim vardır. Özellikle Türkiye’de
her sene çoğunluğu lise son sınıfta eğitim görmekte olan milyonlarca öğrenci için
oldukça önemli olan bu sınavların ciddi bir stres kaynağı olduğu bilinmekte ve
öğrencilerde uyku kalitesinin oldukça düşük olduğu görülmektedir (Köse, Kurucu
Yılmaz ve Göktaş, 2018: 106).
Yüksek sınav kaygısının ve uyku kalitesinin, özellikle sınava hazırlanan
gençlerde fizyolojik, ruhsal ve davranışsal olarak oluşturduğu etkiler, bireylerin sınav
başarılarına ve hayat kalitelerine önemli bir biçimde derinden etkilemesi, bu konunun
3
öğrenci, eğitimci ve anne-babalar açısından üzerinde durulması gereken ciddi bir
problem olduğunu göstermektedir.
Yukarıda tüm bahsedilenlerden sonra bu çalışmanın problem cümlesi “Farklı
lise türündeki lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı ile uyku kalitesi düzeyleri
arasındaki ilişki nasıldır?” şeklinde belirlenmiş ve bu problem cümlesine cevap
verebilmek adına, aşağıdaki alt problem sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır:
1) Lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ne düzeydedir?
2) Lise son sınıf öğrencilerinin uyku kalitesi ne düzeydedir?
3) Lise son sınıf öğrencilerinin yaşadığı sınav kaygısı uyku kalitelerini nasıl
etkilemektedir?
4) Lise son sınıf öğrencilerinin eğitim aldıkları lise türüne göre sınav kaygısı ile
Uyku kalitesi arasında ilişkide anlamlı bir farklılık var mıdır?
1.2. Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı, lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygılarının
araştırılması ve uyku kaliteleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Ayrıca lise türleri
arasındaki sınav kaygısı ile uyku kalitesinin ilişkisinin araştırılmasıdır.
1.3. Araştırmanın Önemi
Lise son sınıfta eğitim almakta olan öğrencilerinin bulundukları yaş dönemi ve
girecekleri üniversite sınavına hazırlanırken yaşadıkları kaygı, bireylere biyolojik ve
psikolojik değişimlerin çok yoğun bir şekilde görülmesine neden olabilmektedir. Bu
durum öğrencilerde uyku uyanıklık döngüsünü de önemli derecede etkilemektedir.
Sınav stresinden dolayı uyku kalitesinde düşme yaşayan bireyler bu durumdan
psikolojik ve biyolojik olarak etkilenmekte ve uyku kalitesi ile sınav kaygısı arasında
kısır bir döngü yaşanabilmektedir. Bu çalışmanın araştırma grubunun lise son sınıf
öğrencilerinden oluşması, bu öğrencilerinin ergenlik döneminde olması, öğrencilerin
farklı liselerde öğrenim görmesinden dolayı farklı akademik kaygılarının olması gibi
nedenlerden dolayı araştırmada ulaşılacak sonucun önemini artırmaktadır. Bu noktada
4
örneklemin tanımlayıcı özelliklerinin çeşitliliğinden dolayı bu araştırmanın
bulgularının alana önemli katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Bu araştırmayla, farklı lise türündeki lise son sınıf öğrencilerinin sınav
kaygıları belirlenecek ve öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre uyku kaliteleri
üzerindeki etkileri incelenecektir. Farklı lise türünde bulunan öğrencilerin sınav
kaygıları, buna bağlı uyku kalitelerindeki düşüş veya yükseliş ortaya konulacak,
öğrencilerin sınav kaygılarının azaltılması ve uyku kalitelerinin düzenlenmesine katkı
sağlayacaktır.
Yapılan çalışmalarda sınav kaygısının okul başarısı, benlik saygısı, stresle baş
edebilme ve ana-baba tutumlarıyla uyku kalitesinin de hayat kalitesi, iş doyumu ve
birçok hastalıkla alakalı olduğu görülmüştür (Engin 1999; Aslan, 2005; Karadeniz,
2005; Bingöl 2006; Ünal, 2006; Ciucci, 2007; Çankıroğlu, 2007; Eryavuz, 2007;
Yıldız, 2007).
Literatür incelendiğinde sınav kaygısı ve etkileyen etmenler (Tekeli, 2009;
Demir, 2018) veya uyku kalitesi ve etkileyen etmenlerin (Tekeli, 2009; Tekcan, 2018)
incelendiği araştırmaların yapıldığı görülmekle birlikte lise son sınıfta eğitim alan
öğrencilerinin sınav kaygı seviyeleri ile uyku kalitesi arasındaki korelasyon (Moalla,
Maalej, Nada ve Sellami, 2016; Köse, Kurucu Yılmaz ve Göktaş, 2018) incelenmiştir.
Ancak literatürde lise son sınıf öğrencilerin sınav kaygılarının ve uyku kalitelerine
olan etkisinin öğrencilerin okudukları lise türü ile ilişkisinin olup olmadığının
araştırıldığı bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu bağlamda çalışmanın sonuçları
literatüre önemli katkılar sağlayacaktır.
Ayrıca ülkemizde üniversite sınav sisteminde yapılan sık değişikliklerin nedeni
ile Türkiye’deki öğrencilerin sınav kaygısının çok yüksek olduğu gözlenmektedir.
Yapılan son değişikliklerin mevcut öğrencilerin sınav kaygılarını ve uyku kalitelerini
daha önceki yıllara oranla ne kadar etkilediğinin tespit edilmesi ve ulaşılan sonuçların
önceki çalışmalarla karşılaştırmasının yapılması açısından bu araştırma oldukça
önemlidir. Bu doğrultuda, bu araştırma ile günümüz öğrencilerinin sınav kaygıları ile
uyku kalitelerinin ilişkisinin tespiti literatüre katkı sağlayacaktır.
5
1.4. Sayıltılar
Bu araştırmada;
Gençlerin sınav kaygıları ve buna bağlı uyku kalitelerinin farklı lise
türüne göre incelenmesi amaçlandığı bu araştırmaya katılan
öğrencilerin sorulara samimi ve gönüllü olarak cevap verdikleri
varsayılmaktadır.
Ayrıca örneklemin kapsam ve sayı olarak evren için temsil oluşturduğu
varsayılmaktadır.
1.5. Sınırlılıklar
Bu çalışmanın bulguları;
İstanbul İli Beylikdüzü ilçesi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Farklı lise
türündeki lise son sınıf öğrencileri ile sınırlıdır.
Öğrencilerin sınav kaygılarının ve uyku kalitelerinin belirlenmesi için
kullanılan ‘Sınav Kaygısı Envanteri Ölçeği” ve “Pittsburg Uyku
Kalitesi İndeksi”nin ölçtüğü ölçümle sınırlıdır.
1.6. İlgili Araştırmalar
1.6.1. Sınav kaygısı ile ilgili yapılan araştırmalar
Deffenbacher (1977) çalışmasında yüksek sınav kaygılı bireylerin sınavlardaki
stres baskısına neden olan kaynakları incelemiştir. Araştırmada “Sınav Kaygısı
Ölçeği”nden alınan puanlara göre, üst ve alt %30’luk dilimde bulunan öğrencilere,
yüksek stres hali (değerlendirmede bulunulan) ve düşük stres hali (değerlendirmede
bulunulmayan) biçiminde iki değerlendirme durumunda soru formları verilmiştir.
Yüksek stres halinde kaygı düzeyi çok olan bireylerin bazı özellikleri gösterdiği
saptanmıştır. Bu özellikler; sınav anında daha yüksek kaygı hissetme, kapasite ve
vazifeleri noktasında kendilerine daha çok olumsuzluk atfetme, ancak birkaç problem
çözebilme, vazife üstünde daha az zaman harcama, daha yüksek kaygı çatışması
yaşama, kuruntulu düşünceler, yüksek otonom uyaranlar (duyuşsallık), görevden
kaynaklanan (task-produced) ve görevin artırdığı karıştırma (task-genereted
6
interference)’dır. Aynı zamanda araştırmada, yüksek kaygı-düşük stres veya düşük
kaygı-yüksek stres gruplarının ikisinde de dikkati dağıtan ve toparlanmaya engel olan
faktörler olduğu da belirlenmiştir.
Baltaş ve Baltaş (1986) vasıtasıyla gerçekleştirilen bir araştırmada kaygı
düzeyi yönünden okullar arası farklılıklar incelenmiştir. 304 erkek, 304 kız dershane
öğrencisi, geldikleri orta öğretim okullarının sınavlı ve sınavsız alma durumuna göre
iki gruba ayrılmışlardır. Öğrencilerin kaygı puanları Spielberg’in durumluk-sürekli
kaygı envanteri ile ölçülmeye çalışılmıştır. Okula girerken önceden sınava girmeyen
kız ve erkek öğrencilerin durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında istatistiksel
açıdan anlamlı seviyede farklılık oluştuğu saptanmıştır. Genellikle kız öğrencilerin
kaygı puanı ortalamalarının erkek öğrencilerin kaygı puanı ortalamalarından daha
yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okula girerken önceden sınava girmeyen kız
öğrencilerin, durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında anlamlı bir fark
bulunmazken, girişi sınavlı olan okulda okuyan erkek öğrencilerin durumluk ve sürekli
kaygılarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan genel
bulgular; girerken sınavlı olan okullarda eğitim gören kızlar ile girerken sınavı
olmayan okullardan gelen kızların kaygıları arasında anlamlı bir fark oluştuğu tespit
edilmiştir. Araştırmada aynı katılımcıların durumluk ve sürekli kaygı ortalamaları
Öner’in (1977) çalışma grubunun kaygı ortalamaları ile kıyaslanmış ve girişi sınavlı
ve sınavsız olan okulda okuyan kız ve erkek öğrencilerin sürekli kaygılarının Öner’in
çalışmasındaki katılımcı gruptan istatistiksel yönden anlamlı düzeyde yüksek olduğu
bulunmuştur.
Beer (1991) ABD’de de gerçekleştirdiği araştırmasının çalışma grubunu,
Kansas merkez orta ve lise seviyelerindeki okullarda eğitim gören yirmi yedi üstün
yetenekli öğrenci oluşturmuştur, Öğrencilere veri toplamak için, Depresyon Envanteri,
Beck Depresyon Ölçeği, Genel Kaygı Ölçeği ve Breskin Katılık Ölçeği yöneltilmiştir.
Bu araştırmada, cinsiyet, yaş ve sınıf düzeyi, araştırma grubunun büyüklüğünden
dolayı bir etken olarak değerlendirilmemiştir. Çalışma grubundaki öğrencilerin üstün
yetenekli olması çalışma bulguları için önemli bir ayrıntı olarak görülmüştür.
Araştırma sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır; Araştırmadaki üstün yetenekli
öğrencilerin, depresyona meyilli olmadıkları belirlenmiş ve öğrencilerin sınav kaygısı
ve genel kaygıyla ilgili de rahatsız edici bir hal içinde olmadıkları saptanmıştır.
7
Bununla beraber, daha önceki araştırmalarla kıyaslamalar yapıldığında, üstün
yetenekli bireylerin de bazı sınavlarda zorlandıkları durumların olduğu da
gözlenmiştir. Literatürdeki araştırmalarda yapılan analizlerin bulguları; üstün
yetenekli bireylerin, sınav kaygısını kendi akranlarına göre daha iyi düzenleyebildiği
ve başa çıktığını ortaya çıkarmıştır. Bu olayın nedeni, genel olarak üstün yetenekli
bireylerin, zihinsel esnekliğinin yüksek olması, becerileri pozitif düşünebilmeyi ve
duygusal elastikiyeti sağladığı ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca bu öğrenciler, uygun
seçimleri doğru ve hızlı bir biçimde yaparak, olaylara gerektiği gibi tepki verebildiği
düşünülmüştür.
Gündoğdu (1996) “İlköğretim Okulu Altıncı Sınıf Öğrencilerinde Öğrenilmiş
Çaresizlik, Sınav Kaygısı Ve Akademik Başarı İlişkisi” isimli araştırmasında,
öğrenilmiş çaresizlik fikrine sahip ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin, sınav kaygısı ve
akademik başarı ilişkisini incelemiştir. Araştırmada sınav kaygısı ile ilgili olarak
ulaşılan bulgular, öğrenilmiş çaresizliğe dair açıklama stiline sahip olan katılımcıların,
değerlendirme durumlarında daha çok sınav kaygısı hissettiklerini ortaya çıkarmıştır.
Çalışmada sınav kaygısı ve akademik başarı arasında istatistiksel açıdan düşük ama
anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmada sınav kaygısı ve akademik başarı
arasındaki ilişkinin cinsiyete göre farklılaşmadığı da elde edilen sonuçlardandır.
Ayrıca elde edilen bulgulara göre, araştırmadaki yaş grubu öğrencilerinde sınav
kaygısının görünüm sıklığının ortalamasının 69.25 olduğu tespit edilmiştir.
Balcı (1997), “lise öğrencilerinin denetim odağı ile sınav kaygısı arasındaki
ilişki” isimli araştırmasına, lise üçüncü sınıf seviyesinde gönüllü olarak 540 öğrencinin
katıldığı görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin denetim odağı ile sınav kaygısının
arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için ölçekler kullanılarak elde edilen veriler analiz
edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; katılımcıların denetim odağı ile sınav kaygısı
düzeyi arasındaki ilişkinin; okuduğu sınıf seviyesine, cinsiyete, eğitim durumuna ve
aylık gelir miktarına göre anlamlı bir şekilde farklı olduğu saptanmıştır. Ayrıca başka
araştırma bulguları ile paralellik gösteren diğer bir sonucun, kızların sınav kaygısının
erkeklerden daha yüksek olduğu bulgusudur. Ayrıca araştırmada, ailenin gelir
seviyesinin artmasının, bireylerin sınav kaygısında azalmaya neden olduğu tespit
edilmiştir.
8
Ekşi (1998), “sınav kaygısının üniversite adayı ergenler üzerinde incelenmesi”
isimli çalışmasında sınav kaygısını etkileyebilecek birçok değişkenin, kaygı ile
korelasyonunu belirlemeye çalışmıştır. Araştırmaya devlet ve özel olmak üzere dört
farklı lisede öğrenim gören 697 katılımcı dahil olmuştur. Çalışmada elde edilen
bulgular şöyledir; kızların sınav kaygısı ölçeği puan ortalamalarının erkeklerin
ortalamasından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Devlete bağlı okullarda öğrenim
gören gençlerin sınav kaygısı seviyeleri, özellerde eğitim gören bireylerin kaygı
seviyelerine göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Aynı zamanda araştırmada,
matematik puan çeşidine göre tercihte bulunan gençlerin sınav kaygısı puan
ortalamaları ile Matematik-Fen, Sosyal ve Türkçe puanlarına göre tercihte bulunan
gençlerin sınav kaygısı puan ortalamaları arasında, matematik puan türüne göre
tercihte bulunanların lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Araştırmada
başka değişkenler olan; daha önceki senelerde üniversite sınavına katılan kardeşin
bulunup bulunmaması, ana-baba eğitim seviyesi, özel derslerden faydalanıp
faydalanmama, dershaneye gidip gitmememe ve ebeveynlerin sağ ve beraber olma
durumu ile gençlerin sınav kaygısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma
bulunamamıştır.
Pazarlı (2009) “Öğrenme stilleri ile sınav kaygısı arasındaki ilişki” isimli
araştırmasında lise gençlerinin öğrenme stilleri, cinsiyet ve sınav kaygıları arasındaki
korelasyonu belirlemek amacı ile yapmıştır. Araştırmanın çalışma grubu olan 2008-
2009 eğitim döneminde İstanbul’da eğitim alan lise öğrencilerinden 347 öğrenciye
çeşitli ölçekler uygulanarak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada, sınav kaygısı
yönünden kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha fazla sınav kaygısı hissettikleri ve
öğrenme stillerinin sınav kaygısını etkilediği belirlenmiştir.
Çakmak (2007), “Sınav Kaygısı Ümraniye İlçesi Farklı Tür Liselerde Okuyan
Lise Son Sınıfı Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma” isimli çalışmasında farklı liselerde
eğitim alan son sınıf öğrencilerinin sınav öncesi sınav kaygı seviyelerini ve sınav
kaygısı üzerinde etkili olan etkenleri belirlemeye çalışmıştır. Araştırma bulgularına
göre genel liselerde eğitim gören katılımcıların sınav kaygısının diğer liselerde eğitim
gören katılımcılardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda çalışmanın
sonucunda, kızların sınav kaygı ortalamalarının erkeklerin sınav kaygı
ortalamalarından daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir.
9
Gençdoğan (2006), “Lise öğrencilerinin sınav kaygısı ile boyun eğicilik
düzeyleri ve sosyal destek algısı arasındaki ilişkiler” isimli çalışmasını iki farklı
örneklem grubu üzerinde gerçekleştirmiştir. Araştırma bulgularında sınav kaygısının
duyuşsal, kuruntu alt boyutları ve toplam puanı ile boyun eğicilik arasında anlamlı bir
ilişki olduğunu tespit etmiştir. Çalışmacı, öğrencilerin sınav kaygısının arttıkça boyun
eğici davranışlarının arttığını ifade etmiştir. Ayrıca araştırmada, cinsiyet, sınıf düzeyi,
babanın işi, kaç kardeş ve kaçıncı kardeş olduğuna ilişkin değişkenler açısından sınav
kaygısı ve boyuneğicilik puanları yönünden farklar istatistiksel olarak anlamsız
bulunmuştur. Sınav kaygısı ile sosyal destek algısı arasında da anlamlı ilişkiler
bulunmuş olup, sosyal destek algısı düştükçe sınav kaygısının arttığı saptanmıştır.
Aydın (2016), “Üniversite Giriş Sınavına Hazırlanan Öğrencilerin Sınav
Kaygılarının Farklı Değişkenlere Göre İncelenmesi” isimli araştırmasında sınav
kaygısı, cinsiyet, ailenin desteği, öğrencinin eğitim aldığı bölüm ve okul çeşidi gibi
yordayıcıların kaygı durumunu ne şekilde etkilediği araştırılmıştır. Son sınıfta öğrenim
gören iki yüz öğrenci üzerinde yapılan çalışmada Kaygı ölçeği ve Durumluluk-Sürekli
Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, ailenin maddi-manevi hali ve gencin
cinsiyeti değişkenleri kaygı halini önemli miktarda yordadığı tespit edilmiştir. Aynı
zamanda araştırmada, öğrencinin eğitim aldığı lise türü-bölümü, kardeş sayısının ise
yordamadığı belirlenmiştir.
Duysak (2018) Sınav Kaygısı Yaşayan Lise Son Sınıf Öğrencilerinin
Ebeveynlerinin Bilişsel Şemaları isimli çalışmasını Konya ilinde bir özel lisenin son
sınıfında eğitim görmekte olan 61 kız ve 88 erkek öğrenci olmak üzere toplam 149
öğrenciye Young şema Ölçeği ve Sınav Kaygısı ölçeği uygulamıştır. Çalışmanın
neticesinde sınav kaygısı olan son sınıf öğrencileri ile ana-babalarının bir çok bilişsel
şemalarında pozitif doğrultuda anlamlı bir korelasyon olduğunu belirlemiştir.
1.6.2. Uyku kalitesi ile ilgili yapılan araştırmalar
Tekeli (2009) “Lise Son Sınıf Öğrencilerini Uyku Kalitelerinin Ve Sınav
Kaygılarının Değerlendirilmesi” isimli araştırmasını Sivas ili Şarkışla ilçesinde yedi
lise ve dengi okulundaki öğrenciler üzerinde gerçekleştirmiştir. Araştırmada 348
10
öğrenciye Pittsburg Uyku Kalitesi İndeks ve Sınav Kaygısı Envanteri uygulanmıştır.
Araştırmanın sonucunda kızların sınav kaygısı ölçeği tüm testinden aldıkları puan
ortalamalarının erkek öğrencilerden daha yüksek bulunurken, uyku kalitesi indeksinin
özel uyku kalitesi bileşeninden alınan toplam puan ise erkek öğrencilerinin daha
yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin orta seviyede kaygı hissettikleri,
sınava hazırlanma öncesi ile sınav hazırlık zamanı arasında uyku kalitelerinin negatif
yönde değiştiği belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda, öğrencilerin bu dönemde uyku
problemlerinin ve kaygılarının azaltılması adına rehberlik hizmetlerinden
faydalanmaları gerekliliği öneri olarak sunulmuştur.
Becker, Sidol, Van Dyk, Epstein ve Beebe (2017), çocuk ve adölesanlarda
uyku kalitesini araştırdıkları çalışmalarında, uyku kalitesi ile alakalı faktörlerin
insanlara has ve değişken niteliklerde olduğunu belirtmişlerdir. Bu doğrultuda
gerçekleştirilen yazın incelemeleri neticesinde, gelişimsel veya kültürel noktada uyku
ve uyanıklık rutinlerinin anlamlı seviyede değişiklik göstermediği ve bireyler özgü
etkenlerin daha çok belirleyici olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Özellikle uyku ve
uyanıklık ile alakalı etkenlerin klinik manada önerilenlerin uyku süresindeki stabiliteyi
oluşturmak ve zamanlama noktasında daha önemli olduğu tespit edilmiştir. Bulgulara
göre, çalışmada, çocuklarda ve adölesanlarda uyku alışkanlıklarında önemli olan
olgunun, uyku süresindeki tutarlılık ve zamanlama ile ilgili olduğu düşüncesi
gelişmiştir.
Köse, Kurucu Yılmaz ve Göktaş (2018) “Lise Son Sınıf Öğrencilerinin sınav
kaygı düzeyleri ile uyku kalitesi arasındaki ilişki” isimli araştırmalarını, İstanbul’da
bir lisede 2017 yılında gerçekleştirmiştir. Çalışma, İstanbul’da bulunan bir lisenin son
sınıfında eğitim alan 120 öğrencinin gönüllü katılmayı kabul eden 104 öğrenci ile
yapılmış olup, katılımcıların %86.6’sı form ve envanterlere geri dönüt vermiştir.
Araştırma verileri, “Bilgi Formu, Sınav Kaygısı Envanteri ve Pittsburgh Uyku Kalitesi
İndeksi” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmış ve
katılımcıların %55.8’inin kız, yaş ortalamasının ise 17.27 olduğu belirlenmiştir.
Öğrencilerin büyük bir kısmı üniversite sınavının çok önemli olduğunu ve yaklaşık
%75’inin sınava hazırlanmaya başlamadan önce uyku sorunu yaşamadıklarını
belirtmişlerdir. Araştırmada, katılımcıların öznel uyku kalitesi ile Sınav Kaygısı
Envanterinin Kuruntu alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf korelasyon; Duyuşsal alt
11
boyutu arasında pozitif yönde zayıf korelasyon; sınav kaygısı toplam puanı arasında
pozitif yönde zayıf korelasyon olduğu saptanmıştır. Ayrıca, uyku bozukluğu ile
kuruntu alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf korelasyon; duyuşsal alt boyut arasında
pozitif yönde zayıf korelasyon; sınav kaygısı toplam puanı arasında pozitif yönde zayıf
korelasyon tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, lise son sınıf öğrencilerinin sınav
kaygılarının olduğunu ve bu durumun da uyku kalitesini negatif olarak etkilediğini
ortaya çıkarmıştır. Bu sebeplerden dolayı, öğrencilerin sınav kaygılarının düşürülmesi,
uyku kalitesinin çoğaltılması ve negatif düşüncelerin yok edilmesi için RAM
hizmetlerinden faydalanmaları gerektiği ifade edilmiştir.
Doi, Fujiwara, Ochi, Isumi ve Kato (2018) çalışmalarında 6-7 yaşındaki
çocuklarda uyku alışkanlıkları ile psikolojik yılmazlık arasındaki korelasyonu
incelemiştir. Bu araştırmanın amacı, okul çağı çocuklarının uyku alışkanlıkları ve ruh
sağlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi konusundaki literatürdeki boşluğun
giderilmesidir. Çalışma için çocukların günlük uyku alışkanlıkları, uyku saatleri,
davranış problemleri, sosyal yetileri ve yılmazlık seviyeleri konusunda veriler
toplanmıştır. Çocuklarla ilgili veriler bakımını üstlenen kişilerden elde edilmiştir.
Araştırma verileri daha önce bu konuda gerçekleştirilmiş bir araştırmanın çalışma
grubunun verileri ile değerlendirilmiştir. 4291 katılımcının bilgilerinin incelendiği
araştırmada, uyku saatlerinin düzenli olmadığı çocukların yılmazlık seviyelerinin
anlamlı olarak daha düşük çıktığı saptanmıştır. Bunun yanında, hafta içerisinde uyku
saatleri düzenli olmayan çocukların davranış sorunlarının anlamlı seviyede daha
yüksek olduğu tespit edilmiştir. Davranış sorunları anlamlı bir şekilde dikkat eksikliği
ve hiperaktivite ile akran problemleri olarak kendini gösterdiği belirlenmiştir.
Araştırmada, uyku saatinin davranış sorunları ve yılmazlık arasında anlamlı bir
farklılaşmanın bulunmadığı belirlenmiştir.
Temizdemir (2018) “Ebeveyn-Çocuk İnternet Kullanımı, Aile içi İletişim,
Çocukların Uyku Kalitesi Ve Sosyal Beceriler Arasındaki İlişki” isimli çalışmasında
101 ebeveynin aile ve çocuklarına ilişkin bilgiler toplanmıştır. Bilgi toplamak için
katılımcılara “Ebeveyn Stres İndeksi”, “Matson Sosyal Becerileri Değerlendirme
Ölçeği”, “Çocuk Uyku Alışkanlıkları Ölçeği” ve “Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı
ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada karşılaştırmalar ve betimlemeler yapılarak sonuçlar
elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre demografik bilgiler açısından (anne
12
eğitim, baba eğitim, çocuk cinsiyeti, çocuk yaşı gibi) ana/baba-çocuk internet
kullanımı, aile içindeki iletişim, çocukların uyku kalitesi ve sosyal yetilerinin anlamlı
bir farklılık oluştuğu belirlenmiştir. Aynı zamanda, uyku rutinleri alt boyutları ile
anne/baba stresi ve sosyal yeti alt boyutlarının istatistiksel açıdan anlamlı olduğu tespit
edilmiştir. Açıklayıcı analizler yönünden, ebeveyn-çocuk internet kullanımının sosyal
becerilerden kendini yönetme becerisi ve uyku alışkanlıkları alt boyutlarından
“parasomni” ve “gece uyanma” alt boyutları tarafından açıklandığı belirlenmiştir.
Tekcan (2018) “Lise Öğrencilerin Uyku Kalitesi Ve Uyku Kalitesini Etkileyen
Faktörlerin Belirlenmesi” adlı araştırmasını Kırşehir ilinde lisede öğrenim gören 400
öğrenci üzerinde gerçekleştirmiştir. Araştırmada Anket Formu ve Pittsburgh Uyku
Kalite İndeksi (PUKİ) ile veriler elde edilerek gerekli analizleri yapılarak bulgular elde
edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin % 53’ünün uyku kalitesinin kötü olduğu
belirlenmiştir. Ergenlerin uyku kalitesini etkisi atına alan etmenler ile yapılan
regresyon analizine göre; cinsiyet, yaş, iyi olmayan akademik başarı, kronik
hastalıkların bulunması, ailede sözel şiddetin olması, aile ve akrabalar içinde uyku
bozukluğu olması, egzersiz yapmama ve uyandığında yorgunluk hissetme şeklinde
tespit edilmiş ve bu etkenlerin istatistiksel anlamda oldukça önemli olduğu
saptanmıştır.
1.7. Tanımlar
Kaygı: Her an belirsiz olan bir tehlike veya felaket ile karşı karşıya
gelebileceğini düşünen insanı tedirgin, gergin ve sıkıntılı bir bekleyiş içerisine sokan,
nedeni bilinmeyen sürekli veya durumsal olabilen bir korku durumudur (Köknel,
1987).
Sınav Kaygısı: Sınav kaygısı; formal bir sınav veya değerlendirme durumunda
görülen, insanların gerçek performansını ortaya koymasını engelleyen bilişsel,
duyuşsal, davranışsal özellikleri olan ve kişide gerginlik oluşturan hoş olmayan bir
duygu durumudur (Spielberger, 1972).
Uyku: Uyku; insan yaşamında beslenme, soluk alıp verme, boşaltım kadar
önemlidir. Aynı zamanda bilincin geçici kaybolması, organik faaliyetlerinden özellikle
13
sinir duyusu ve kas hareketlerinin azalması ile birlikte ortaya çıkan normal, geçici,
fizyolojik ve periyodik bir durumdur (Türközü ve Aksoydan, 2014).
Uyku Kalitesi: Uyku kalitesi; bireyin uyandıktan sonra kendisini formda, zinde
ve yeni bir güne hazır hissetmesi olup, bireylerin zihinsel/fiziki sağlığını muhafaza
etmeye ve hayat kalitelerini artırmalarına yardım ederek güvenlikleri için gerekli bir
olgudur (Gençdoğan, 2002; İlhan Algın, Akdağ ve Erdinç, 2016).
14
2. GENEL BİLGİLER
Bu bölümde ergenlik dönemi ve özellikleri, uykunun tanımı, evreleri,
fizyolojisi, fonksiyonları, gereksinimleri, uykuyu etkileyen etmenler ve uyku kalitesi
kavramı ile kaygı ve çeşitleri, sınav kaygısına neden olan etkenler, sınav kaygısı
belirtileri ve kaygı ile uyku kalitesi arasındaki ilişki konusunda hazırlayıcı bilgiler
verilerek, konu ile ilgili kavramsal bir çerçeve çizilmiştir.
2.1. Ergenlik Kavramı
Ortalama 9-12 yaşlarından başlayıp 18-20’li yaşlara kadar süren ve bu süreç
içinde farklı fiziksel, zihinsel, sosyal, cinsel ve duygusal değişim ve gelişmeler görülen
bir dönem olan ergenlik (adolesan) dönemini her birey farklı kaygı ve stres altında
geçirmekte ve uyku kaliteleri ergenin özelliklerine göre değişebilmektedir. Bu
nedenden dolayı öncelikle, ergenlik kavramı ve ergenlik döneminin özellikleri, ilgili
başlıklar altında ifade edilmiş ve ardından uyku ve kaygı kavramlarına geçilmiştir.
2.1.1. Ergenlik tanımı
Ergenlik çağı “ben kimim?”, “nasıl biriyim?” sorularının gençlerin zihinlerini
oldukça meşgul ettiği bir evredir ve bir nevi ergen için kimlik arayışının ve benlik
duygusunun ön plana çıktığı önemli bir dönemdir. Adolesan kavramı ilk olarak 15.
yy.da kullanılmaya başlanmış ve Latin dilinde “yetişkinliğe doğru büyüyen ve yetişkin
haline gelen” olarak karşılığını bulmuştur (Lerner ve Steinberg, 2004).
“Ergen” kelimesi Latincede büyümek, olgunlaşmak manasına gelirken
(Yavuzer, 2007:262), “Ergenlik” değişim, başkalaşım ve dönüşüm olarak da karşılık
bulabilmektedir. TDK (ergenlik: t.y.) ergenliği; “Organların fizyolojik gelişmesiyle
başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik” olarak
tanımlamaktadır. Ergen kavramı bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir durumu değil,
bir süreci ifade etmektedir. Ergenlik değişimlerin yoğun olduğu bir evredir. Ergenlik
fiziksel değişmelerle başlayıp psiko-sosyal değişmelerle sürer. Bu dönemde hem
15
üzüntü hem de sevinç gibi birçok zıt duygu bir arada hissedilebilir (Yavuzer,
2007:262).
Ergenlik dönemindeki bireylerin fiziksel, duyuşsal ve sosyal olarak hem işleyiş
hem de yapısal manada belirli farklılaşmaların etkisinin altında kaldığını tüm kitabı
boyunca anlatan Hall (1904) ergenliği kısaca, “evrensel ve kaçınılmaz büyük
değişikliklerin yaşandığı stresli ve fırtınalı bir periyot (dönem)” şeklinde
tanımlamaktadır. Bu duruma ilave olarak, ergen davranışlarını ya bütünüyle doğuştan
getirilen özelliklerle (kalıtım) veya bütünüyle aile ve çevrenin yetiştirmesiyle
oluşabildiğini iddia etmektedir (Akt: Bilge, 2016:10-11).
Ergen/ ergenlik dönemi; günümüzde buluğ, gençlik gibi kavramlara karşılık
geldiği düşünülüyor olsa da aslında tam olarak doğru bir karşılık olmamaktadır.
Ergenlik, çocuklukla yetişkinlik arasında kalan bir "ara dönemdir" ve gençlik belli
yaşlarla sınırlı olmayan bir yaşam evresidir. Bununla birlikte yine de gençlik kelimesi
ergenlik yerine kullanılmasında sıkıntı yoktur. Buluğ (erinlik, önergenlik) ise
ergenliğin başlarındaki biyolojik-cinsel gelişim çağıdır. Bu bağlamda yukarıda ifade
edilen tanımların da etkisiyle ergenliği; “insanda bedence büyümenin, hormonal,
cinsel, sosyal, duygusal, kişisel ve zihinsel değişme ve gelişmelerin olduğu, büluğla
başlayan ve bedence büyümenin sona ermesiyle sonlandığı düşünülen bir dönemdir”
(Kulaksızoğlu, 2011) şeklinde tanımlanabilir.
Hayatın bu evresinde ergen, kişiliği için bir kimlik oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu dönemde fiziksel görüntü oldukça önemlidir. Gencin görünümüne gösterdiği ilgi
ve alaka benliğin oluşmasına katkı sağlar. Kimliğini arayış gayreti içerisinde,
kahramanlara, öğretilere, popüler kişilere ve karşı cinsten insanlara oldukça kolay
tutulabilir. Kararsızlık ve şaşkınlık bu yaştaki bireylerin dayanışma grupları
oluşturmasına sebebiyet verir. Bu dönemde ergen, çocuklukta kazanmış olduğu
kurallarla, yetişkinin edinmesi gereken değer yargıları arasında bocalamaktadır
(Geçtan, 2003).
Ergenleri zihinsel olarak incelediğimizde de farklı bir yapıya sahip oldukları
görülmektedir. Çünkü artık daha kompleks problemleri çözümleyebilirler. Diğer
kişilerin bakış açılarını anlamlandırmak ve soyut kavramları düşünmek suretiyle farklı
16
öngörü ile değerlendirirler ve önceki hallerine göre etik ve ahlaki açıdan daha güçlü
bir sağduyu sahibi olurlar. Son zamanlarda yürütülen araştırmalara göre beyinde olan
olgunluklar ergenlik çağı süresince devam eder ve bu gelişim yetişkinlik evresine
kadar sürmektedir (Flannery, 2006: 99).
2.1.2. Ergenlik dönemi özellikleri
Hem biyolojik hem de sosyal yönden çocukluk ve yetişkinlik arasındaki geçiş
dönemi olan. ergenlik dönemi; kişiler arasında bazı bireysel farklılıkları içine almakla
beraber, yaş ve özellik olarak üç sınıfa ayrılarak incelenmektedir (Vardar vd., 2005:
154);
Erken ergenlik dönemi (11-14 yaş arası),
Orta ergenlik dönemi (14-17 yaş arası),
Geç ergenlik dönemi (17-20 yaş arası)’dir.
Ergenlik çağına giren genç bedensel, cinsel, kişisel duygusal ve toplumsal
açıdan bir gelişim sergilediği bilinse de, ilk dönemlerinde bireyin yaşadığı
dengesizlikler ve çok sayıda problemi atlatması çok da kolay değildir. İlk
dönemlerinde statüsünü bilmeyen ve duygulanım durumu yükselmiş bir ergenle
karşılaşılırken, ergenliğin son döneminde; dengeliliğin arttığı, yetişkinlerin
müdahalelerinin azaldığı, kendini kontrol etmeyi ve gerçekçiliği öğrenmiş, duygusal
sakinliği başlamış bir birey ile karşılaşılır (Ekşi, 1998: 25).
Hangi dönem olursa olsun fiziksel, duyuşsal ve bilişsel birçok değişikliğin
gerçekleştiği bu dönem, bireyin önceki hayat evresiyle çelişen yeni kabiliyetler, yeni
deneyimler, içgörü, arzu ve beklentilerin ortaya çıkabildiği önemli bir zaman dilimidir
(Wolfson ve Carskadon, 1998:875).
Ergenlik döneminin başlarındaki büyümenin oldukça hızlı oluşu, biyolojikcinsel değişmeye eşlik eden hormonsal salgılar ergenlikte ve onu izleyen zamanlardaki
gencin hem duygularında, hem de davranış ve tavırlarında ciddi şekilde farklılıklar
sergilemesine sebebiyet verir. Ergenlik dönemindeki bu duygu ve davranışlar şöyle
ifade edilebilir (Hurlock, 1987: 120; Koptagel-İlâl, 1991: 97; Kulaksızoğlu, 2011):
17
Duyguların Yoğunluğunda Artış: Üzüntü, mutluluk, öfke, korku, kaygı
gibi duygularını belirtirken bu yoğunluk göze çarpmaktadır. Artan
duygu durum hali ve coşkulanma ergende duygularını dışa vurma ve
gösterme gereksinimini ortaya çıkartır.
Duygularda İstikrarsızlık: Ergenin duygu durum değişimleri oldukça
hızlı ve dengesizdir. Bir gün bir olaya verdiği tepki başka bir gün
tamamen farklı olabilir.
Karşı Cinse Karşı Duygusal Yakınlaşma: Beğenme ve beğenilme
arzusu ergenlikten önce başlamış olsa da bu dönemde karşı cinse karşı
heyecan hissetme ve yakınlaşma eğilimi oldukça fazladır.
Mahcup ve Çekingen Davranışlar: Ergenlikten önce başlayan ve
ergenlik döneminde de devam eden vücutlarından utanma, mahcup
olma oldukça yaygın bir olgudur. Organlardaki gelişme ve büyümenin
hızına ve zamanına göre ortaya çıkan ve şiddeti değişen çekingen
davranışlar ailenin baskıcı veya demokratik tutumuna göre de ileriki
yaşlarda devam edebilir.
Aşırı Hayal Kurma: Ergenler hayalleri ile isteklerini düşüncelerine
yansıtmaya çalışır. Ergenlik döneminde geleceği yönelik hedefler,
beğenilen kişiler veya gerçekleşmesi istenilen bir olay hayal kurulması
için yeterlidir. Aşırı hayal yoğunluğu o kadar çok üst seviyeye çıkabilir
ki; okulda ders dinlerken, yolda giderken, başka biri ile konuşurken
aslında hayal kurulmakta olunabilir.
Tedirgine Ve Huzursuz Olma: Bu durum birerin karşılaştığı stres
uyarıcılarının etkisi, çeşidi ve uyarıcıları algılama şekline göre
değişebilmektedir. Çevreyle olan sosyal ilişkilerdeki aksaklıklar veya
biyo-fizyolojik gelişmelerin oluşturduğu yeni duruma adaptasyon
gayretleri veya engellenme ergende huzursuzluk doğurmaktadır.
Yalnız Kalma İsteği: Ergenler arkadaşlarını her şeyden öne koydukları
gibi yalnız kalmak ve başkalarından uzaklaşmayı da zaman zaman
isterler. Herkesi reddettiği içlerine kapandıkları zamanlar olabilir. Bu
durum ergenin kendiyle girdiği bir muhasebe veya yeni durumlara ve
duygulara alışma isteğinden ileri gelmektedir.
18
Çalışmaya Karşı İsteksizlik: Hızlı büyümenin yaşandığı dönemde
ataleti tembellik ve hareket etmeye karşı üşengeçlik görülebilir.
Vücudun tüm enerjisi sanki büyümeye harcanmakta gibidir. Bu
dönemlerde ders başarısında düşmeler meydana gelebilir.
Çabuk Heyecanlanma: Yeni ve alışık olunmayan bir durum ergeni
heyecanlandırmakta ve korkutabilmektedir. Heyecan mekanizması
dengeli değildir ve duygular zor kontrol edilebilir. Bu kontrol ancak
öğrenme ile edinilir ve olgunlaşmaya bağlı olarak duygusal tepkilerin
dengesi değişir ve iyileşir.
2.2. Uyku Kalitesi Kavramı
Uyku; insan yaşamında beslenme, soluk alıp verme, boşaltım yapma kadar
önemlidir. Anı zamanda bilincin geçici kaybolması, organik faaliyetlerinden özellikle
sinir duyusu ve kas hareketlerinin azalması ile birlikte ortaya çıkan normal, geçici,
fizyolojik ve periyodik bir durumdur. Uyku bireylerin en önemli temel ihtiyaçlarından
olup sağlıklı bir hayat için kaliteli uyku uyumak da oldukça önemlidir. Bu bağlamda
aşağıda ilgili başlıklar altında uyku ve uyku kalitesi konusunda ayrıntılı bilgiler
sunulmuştur.
2.2.1. Uykunun tanımı
Uyku, canlının çevre ile etkileşmesinin, değişik şiddette uyarılarla geri
döndürülebilir biçimde, kısmi geçici ve periyodik şekilde kaybolmasıdır (Dikmen,
2013: 686). Ayrıca uyku; bireyin duyusal ve diğer etkenlerle uyandırılabileceği
bilinçsizlik hali olarak nitelendirilmektedir (Guyton ve Hall, 2006:690). Temel insan
gereksinimlerinden biri olan uyku, eksikliğinde kişinin güçsüz olduğu, kaçınılmaz ve
engellenemez bir şekilde yerine konulması gereken bir olgudur (Şevik, 2013: 1102).
TDK’nın “dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği,
tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme
durumu” (uyku, t.y.) olarak tanımladığı hayati bir işlev olan uyku, Maslow’un insan
ihtiyaçları piramidinde en temel ihtiyaçlardan görülen fizyolojik ihtiyaçlar içinde
19
piramidin en alt bölümünde bulunmaktadır. İnsan hayatının önemli bir kısmı olan,
yaklaşık % 33.3’ü uykuda geçtiği gözlenmektedir (Engin ve Ergün, 2014:519). Uyku
bireylerin hayatında yemek, nefes alıp-vermek, boşaltım yapmak kadar önemli bir
fizyolojik ihtiyaçtır. Uyku kalitesi insanın iyi olma halini, fonksiyonel halini ve
dolayısıyla hayat kalitesini önemli bir şekilde etkileyen ciddi bir faktördür (Dikmen,
2013: 686).
Bilincin dışarıdaki uyaranların bir bölümünü ya da bütününü algılayamadığı,
tepki gücünün eksildiği ve vücudumuzdaki birçok organın işlevinin büyük oranda
azaldığı dinlenme hali olan uyku, aynı zamanda organizmanın çevreyle iletişimsel
etkinliklerinin değişik şiddette ve uyarılarla geri döndürülebilir şekilde geçici,
bölümsel, periyodik olarak kaybolduğu ve çevreye tepkisizlik durumu olarak da
söylenebilir (Şenol vd., 2012:93; Karadağ, 2007:88).
Uyku sağlığı çok boyutlu bir aşamalar zinciridir. Amerikan Ulusal Akıl Sağlığı
Enstitüsü uyku ve uyanıklığı “endojen, tekrarlayan, beyinin dinamik fonksiyonel
organizasyonundaki değişiklikleri yansıtan ve fizyolojik, davranışsal ve vücut sağlığı
açısından optimizasyon yani vücudu en iyi hale getirme süreci” olarak ifade
etmektedir. Ayrıca normal vücut dengesi ve sirkadiyen (zamana bağlı) aşamaların,
uyku ve uyanıklık durumunu düzenlediği belirtilmektedir (Buysse, 2014:9-10).
İfade edilen bu tanımlara göre insan uykusunun pek çok seviyede ve birçok
yönden incelemesinin olacağının vurgusu yapılabilir. Bu yönden bakıldığında uyku,
bireyin kendini değerlendirmesiyle, davranışsal, fizyolojik, sistemsel, hücresel ve
genetik olarak araştırılabilir. Bütün bu araştırma analizleri seviyesinde uyku miktarı,
süreklilik ve zamanlama gibi parametrelere göre değerlendirilmektedir (Buysse,
2014:9-10). Bazı boyutlar belli bir analiz düzeyine özgü olarak tetkik edilebilmektedir.
İnsanın uyku sonrasında kendini yeni güne hazır bir biçimde olacak şekilde zinde
görmesi manasına gelen uyku kalitesi; hayat stili, dışsal fiziki faktörler, iş ortamı,
sosyal hayat, ailenin ve kişinin kendisinin maddi olanakları, sağlıklı olma hali ve
psikolojik stres hallerinden etkilenebilir. Uyku kalitesi kişinin kendi özdeğerlendirmesi ile analizi yapılabilirken, uyku özelliği fizyolojik açıdan
yorumlanabilir. Uykunun aktivasyonu ve deaktivasyon aşamaları ise; nöron ve sinirsel
20
seviyede özel beyin yapılarının tetkiki ile analiz edilip, araştırılabilir (Şenol vd., 2012:
93).
2.2.2. Uykunun evreleri
Uykunun evreleri, EEG (Elektroensefalografi) ile beynin elektriksel aktivitesi,
EMG ile (Elektromyelografi) kasın dinlenme durumunda kasılıp- gevşeme durumu ve
EOG (Elektrookülog) ile de göz hareketlerinin belirlenmesi ile belirlenir (Köktürk,
2013).
Uyku aşağıda ilgili bölümlerde ayrıntılı bir biçimde sunulduğu gibi;
1) REM,
2) NonREM-NREM
Olarak iki aşamadan meydana gelmektedir (Dikmen, 2013:692; Guyton ve
Hall, 2006: 690; Şevik, 2013:1112; Öztürk ve Uluşahin, 2008:630).
2.2.2.1. NonREM (Hızlı Olmayan Göz Hareketleri
NonREM Uyku (Yavaş Dalga Uykusu): Uykunun ilk saatlerinde görülen,
dinlendirici özellikteki uykudur. Bu evre sessiz evre olarak ifade edilmektedir.
NonREM evresinde fiziksel dinlenme meydana gelmektedir. NREM dönemi kendi
içinde iki ana bölüm ve dört evrede incelenmektedir;
a) Yüzeysel Uyku: Evre 1 ve kısmen Evre 2
b) Derin Uyku (Yavaş dalga uykusu): Evre 3 ve Evre 4
Evre I: Uyanık olmaktan uykuya geçişin yapıldığı evredir ve uyku hafif
seviyededir. Bu evrede uyuyan birey hemen uyandırılabilir. Yaklaşık olarak 1-7 dakika
devam eder. Bütün uykunun %5’ini kapsamaktadır.
Evre II: İlk evreye göre uyku daha derindir. Bireyi uyandırmak daha zordur.
Yaklaşık 10-15 dakika sürmektedir. Bütün uykunun %45- 50’sini kapsamaktadır. Bu
evrede gözler hareketsizdir. Nabız ve solunum sayısı yavaş yavaş azalır. Vücut
sıcaklığı ve kan basıncı düşer.
21
Evre III: İkinci evreden daha derindir ve uykunun derinliği artmıştır. Kişiyi
uyandırmak için daha kuvvetli uyaran gerekir. Yaklaşık 15-30 dakika sürer. Bütün
uykunun yaklaşık % 10’unu kaplayan bölümdür. EEG’de beyin dalgaların düzensiz
olduğu görülür.
Evre IV: Çok derin uyku evresi olup, uyuyan kişiyi uyandırmak oldukça
zordur. Delta uykusu olarak da isimlendirilir. EEG’de yavaş beyin dalgaları
görülebilir. Kan basıncı, nabız, solunum hızı, oksijen tüketimi normalin altına iner.
Bedenin fiziki olarak dinlendiği, fizyolojik değişimlerin olduğu, uyku siklusunun
(döngü) en derin evresi ve büyüme hormonlarının salgılandığı aşamadır. NonREM
uykusunun bu aşaması özellikle gerçek uykunun olduğu evre olmakla beraber, sağlık
ve her yönden iyi olma noktasında oldukça gerekli bir evredir. Horlama, altını ıslatma,
uyur-gezer olma bu bölümde yaşanır. Bu evre yaklaşık 15-30 dakika sürer. Bu evre
tüm uykunun % 10’unu kapsamaktadır.
2.2.2.2. REM (Hızlı Göz Hareketleri)
Rem uykusunun ayrı ayrı evrelerde incelenmesi yapılmamaktadır. REM
uykuda hızlı göz hareketleri gözlenir. Aktif, paradoksal veya hızlı uyku durumudur ve
sinir sistemi vasıtasıyla kontrol edilir. REM Uyku (Paradoksal Uyku), normal olan
gece uykusunda 5-20 dakika süren paradoksal uyku periyotları yaklaşık olarak bir
buçuk saatte bir meydana gelmektedir. Rüyaların %80’i REM evresinde
görülebilmektedir. Sağlıklı bir insanın uykusu %20 oranında REM, %80 oranında
NonREM evresinde geçmektedir (Selvi, 2019: 21).
Uykuda REM evresinin süresi bireyin yaşının ilerlemesi ile beraber
azalmaktadır. Sempatik sinir sisteminin aktive olmasından dolayı kalp hızı, solunum
sayısı, kan basıncı artmaktadır. REM uykusu genetik hafızanın oluşmasında da
vazifelidir (Carskadon, 2011).
Uykunun rüya gördüğümüz ve hızlı göz hareketlerinin olduğu “REM”
evresinde yoğun asetilkolin maddesi salgılanmaktadır. Bu madde, özellikle hafıza
fonksiyonlarında olmak üzere dikkat, konsantrasyon, bilginin kullanılması ile alakalı
sürelerin düzenlenmesinde önemlidir (Selvi, 2019: 21-22).
22
Yeni bilgiler öğrenildiğinde REM uykusunda artış gerçekleşir. REM uykusu
bozulduğunda, öğrenme de bozulur. Yani REM in gereksiz kayıtları sildiği, gerekli
olanları düzenlediği ve bunun sonucunda bireyin ertesi güne duygusal, ruhsal ve
bilişsel açıdan hazırlanmasına yardım ettiği belirtilmektedir (Selvi, 2019: 22). Tam bir
uyku süre olarak değerlendirilirse, uykunun ilk yarısında NREM uykusu, ikinci
yarısında ise REM uykusunun daha yoğun olduğu ifade edilebilir (Özata, 2009: 23).
Yetişkin bir insan uykuya başladıktan sonra NREM uykusunun dört evresini
de yaşar. Gece boyunca 90-100 dakikada bir REM evresi yaşanır ve bu olay bir gecede
4-6 kez görülür. İlk REM evresi 10 dakikadan kısa sürmektedir. Uykunun ilk yarısında
NREM uykusu, ikinci yarsında ise REM uykusu daha çoktur. Eğer birey uykunun
herhangi bir bölümünde uyanırsa tekrar uykunun ilk başlangıcı olan NREM I. Evreye
geri dönecektir (Hayter, 1980, Doraciak, 1990, Aydın, 1994, Öztürk, 1995; Akt:
Ertekin, 1998: 11-12).
Şekil 2.1. Normal Uyku Döngüsü
Kaynak: Potter ve Perry, 1993:1149; Akt: Ertekin, 1989: 12
2.2.3. Sirkadiyen Ritm (Uyku - Uyanıklık Döngüsü)
Konu ile ilgili yapılan araştırmalar neticesinde bitki, hayvan ve insanlarda
biyolojik ritmik bir saatin mevcut olduğu bilinen bir gerçektir. Pek çok ortak biyolojik
değişken, 24 saatlik döngüde periyodik olarak görülebilmektedir. Bu 24 saatlik gecegündüz veya uyku-uyanıklık döngüsü, sirkadiyen ritm olarak isimlendirilir ve
23
bireylerin biyolojik saatinin bir kısmını meydana getirir. Biyolojik saat, bireylerin
belirli bir zaman diliminde uykuya dalmasına, farklı bir zaman diliminde ise
uyanmasına sebep olur. Beden ısısı, uyuma ve sağlıklı olma hali gibi birçok ruhsal ve
fizyolojik etkinlik sirkadiyen ritmle düzenlenebil